





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah Tebâreke ve Teâlâ şöyle buyurdu: Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım. Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu ve işlemiş olduğu şirkini terk ederim.»
Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Tebâreke ve Teâlâ'nın kutsi bir hadiste şöyle buyurduğunu haber vermiştir: «Ben şirk konusunda ortak koşulanların şirkten en uzak olanıyım.» O her şeyden müstağnidir. Bir kimse itaat olan bir amel işlediğinde ve bu amelini Allah ile birlikte başkasını da ortak ettiğinde, Yüce Allah o kimseyi terk eder, onun amelini kabul etmez ve sahibine geri çevirir. Bundan dolayı işlenen amelin ihlaslı bir şekilde sadece Allah Teâlâ'ya yapılması gerekir. Zira Allah Teâlâ kendi rızası için yapılan amelden başkasını kabul etmez.
Cündüp -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Ben, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’i vefat etmeden beş gün önce şöyle buyurduğunu işittim: «Aranızda kardeşlerim ve arkadaşlarım vardı ve aranızdan benim için bir halil bulunmadığını Allah’ın huzurunda bildiriyorum. Çünkü yüce Allah İbrahim’i halil edindiği gibi, beni de halil edindi ve eğer ben ümmetimden bir halil edinecek olsaydım, hiç şüphesiz Ebu Bekir’i halil edinirdim. Şunu bilin ki sizden öncekiler nebilerinin ve aralarındaki salih kimselerin kabirlerini mescit edindiler. Dikkat edin sakın! Kabirleri mescit edinmeyin! Ben sizlere bunu yasaklıyorum!»
Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisinin Allah Teâlâ katındaki mertebesini haber vermiştir. Bu da sevgi derecelerinin en üstüdür. İbrahim -aleyhisselam-'ın ulaştığı en yüksek mertebeye ulaşmıştır. Bundan dolayı Yüce Allah'tan başka halil edinmeyi reddetmiştir. Çünkü kalbi Allah Teâlâ'nın sevgisi, tazimi ve marifetullah ile dolmuştur. Allah'tan başkasına yer yoktur. Eğer insanlardan birisini halil edinseydi bu Ebû Bekir Es-Sıddîk olurdu. Sonra Yahudi ve Hristiyanların, peygamberlerinin ve salih kimselerin kabirlerini Allah'tan başka ibadet edinilen şirk koşulan ilahlar edinmeleri gibi sevgide haddi aşmaları konusunda uyarmıştır. Onlar bu kabirleri mescit ve mabet edinmişlerdir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetine onların yaptıklarını yapmalarını yasaklamıştır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz ki Allah kıskanır, Müminler de kıskanır. Allah’ın kıskanması, Mümin kulların Allah'ın haram kıldığını işlemesidir.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Mümin kul nasıl kıskanır, öfkelenir ve kerih görürse, Allah Teâlâ da kıskanır, öfkelenir ve kerih görür. Allah'ın kıskançlığının sebebi; Müminin, Allah'ın kendisine haram kıldığı zina, eşcinsellik, hırsızlık, içki ve diğer ahlak dışı davranışları yapmasıdır.
İbn Ömer -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre bir adamın “Kâbe’ye yemin olsun ki” dediğini duydu ve ona: “Allah’tan başkasına yemin edilmez. Çünkü ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurduğunu işittim dedi: «Kim Allah’tan başkası adına yemin ederse şüphesiz ki o kâfir olur veya müşrik olur.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'tan, O'nun isim ve sıfatlarından başkası adına yemin edenin kâfir ya da müşrik olacağını haber vermiştir. Çünkü yemin etmek, yemin edilen şeyin tazim edilmesini içerir. Tazim edilmek yalnızca Allah'a aittir. Sadece Allah Teâlâ'ya, O'nun isim ve sıfatlarına yemin edilir. Allah'tan başkası adına yemin etmek küçük şirktir. Ancak yemin eden kişi yemin ettiği şeyi Allah Teâlâ'yı tazim ettiği gibi ya da daha fazla tazim ederse, bu durumda büyük şirk olur.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Münafıklara sabah ve yatsı namazından daha ağır gelen hiçbir namaz yoktur. Şayet münafıklar bu iki namazda ne kadar çok ecir ve sevap olduğunu bilselerdi, emekleyerek de olsa cemaate gelirlerdi. Şüphe yok ki namazın kılınmasını emredip, sonra kamet getirilmesini, sonra da birisinin Müminlere namaz kıldırmasını emredip, ardından da ellerinde odun bağları bulunan adamlarla birlikte gidip, namaza gelmeyenlerin evlerini onlar evlerindeyken ateşe vermeyi içimden geçirdim.»
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- münafıkların, özellikle sabah ve yatsı namazlarına katılma konusundaki tembelliklerini haber vermiştir. Şayet onlar Müslümanlarla birlikte cemaatle namaz kılmanın sevap ve ecrini bilselerdi, çocukların elleri ve dizleri üzerinde emekledikleri gibi bu iki namaza gelirlerdi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- namazın kılınmasını emredip yerine cemaate imamlık yapacak birisini bırakmak istemiştir. Ellerinde odun bağları bulunan bir grupla cemaatle namaz kılmayanların evine gidip ateşe vermek istemiştir. Çünkü onların bu konuda işledikleri günah çok büyüktür. Ancak evlerde kadınlar, günahsız masum çocuklar ve diğer mazur kişilerin oluşu bunu yapmasına mani olmuştur.
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «İnsanların en şerlileri hayatta bulundukları sırada kıyametin koptuğu ve kabirleri mescit edinen kimselerdir.»
Ahmed rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- insanların en şerlileri hayatta bulundukları sırada kıyametin koptuğu esnada kabirleri mescit edinen kimseler olduğunu, bu kabirlerin yanında ve kabirlere doğru namaz kıldıklarını haber vermiştir.
Mahmûd b. Lebîd'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizin adınıza en çok korktuğum şey küçük şirktir.» Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü küçük şirk nedir? diye sorduklarında, Rasûlullah: «O riyadır diye buyurmuştur. İnsanların yaptıklarının karşılığını alacağı kıyamet gününde Allah Teâlâ onlara: "Dünyada iken gösteriş yaptığınız kimselere gidin de onların yanında bir mükâfat bulacak mısınız bakın bakalım" diye buyuracaktır.»
Ahmed rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmeti adına korktuğu en çok korktuğu şeyin küçük şirk olduğunu haber vermiştir. O da riya; insanlar için amel etmektir. Sonra kıyamet günü riya yapanların cezası olarak kendilerine şöyle denileceğini haber vermiştir: Kim için amellerinizi yaptıysanız onlara gidin. Bakın bakalım sizi ödüllendirmeye ve o amellerin karşılığını vermeye güçleri yetiyor mu?!
Adiy b. Hâtim -radıyallahu anh şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in, «(Yahudiler) Allah’ı bırakıp, hahamlarını; (hristiyanlar ise) rahiplerini ve Meryem Oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa, bunlar da ancak, bir olan Allah’a ibadet etmekle emrolunmuşlardır. O’ndan başka hak ilâh yoktur. O, onların ortak koştukları herşeyden uzaktır. (Tevbe Suresi: 31)» mealindeki ayeti okuduğunu duyunca "Biz onlara ibadet etmezdik." dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Onlar, Allah'ın helal kıldıklarını haram sayınca siz de haram saymıyor musunuz? Yine onlar, Allah'ın haram kıldıklarını helal sayınca siz de helal saymıyor musunuz?» diye sorunca: "Evet!" dedim. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «İşte bu da onların ibadetidir.» buyurdu.
Tirmizî rivayet etmiştirBu değerli sahâbi, Rasûlullah - sallallahu aleyhi ve sellem-'in yahudi ve hristiyanların, alimlerini ve abidlerini ilahlar edindikleri, onlar, Allah'ın şeriatine muhalif bir şeriat koyduklarında onlara itaat ettiklerinden bahseden ayeti duyduğunda ayetin manasını anlamakta zorlanmıştır. Çünkü ibadetin, secde ve benzeri şeylerle sınırlı olduğunu düşünmüştür. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, haham ve rahipler, helali haram, haramı da helal kıldıklarında onlara itaat etmenin onlara ibadet etmek olduğunu beyan etmiştir. Bu, Allah Teâlâ'nın ve Rasûlu -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hükmünün zıddıdır.
İbn Abbas -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Muâz’ı Yemen’e vali olarak gönderdiğinde ona şöyle buyurdu: «Sen ehli kitap olan bir topluma gidiyorsun. Onları Allah’tan başka hak bir ilah olmadığına, benim de O'nun Rasûlü olduğuma şehadet etmeye davet et.» Buna uyarlarsa, Allah’ın bir gün ve gecede beş vakit namaz kılmayı emrettiğini bildir. Bunu da kabul ederlerse, onlara zenginlerden alınıp fakirlere verilecek olan zekâtın da farz kılındığını bildir. Bunu da kabul ederlerse, mallarının en iyilerini almaya kalkma! Mazlum kimselerin bedduasından sakın! Çünkü Allah ile mazlum kimselerin arasında perde yoktur.»
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Muâz bin Cebel -radıyallahu anh-'ı Yemen'e Allah'a davet eden bir davetçi ve öğretmen olarak gönderdiğinde, hazırlıklı olması için Hristiyan bir toplulukla karşılaşacağını haber vermiştir. Sonra onları en önemli olan husustan başlayarak davet etmesini nasihat etmiştir. Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ederek öncelikle onları akidelerini düzeltmeye davet etmiştir. Çünkü onlar İslam'a bu şahadet ile girerler. Eğer bunu kabul ederlerse namazı kılmalarını onlara emretti. Çünkü namaz tevhitten sonra en büyük farzdır. Namazı kılmayı kabul ederlerse, zenginlerine mallarının zekâtını fakirlere vermelerini emretmiştir. Sonra zekât olarak mallarının en iyisini almaması konusunda uyarmıştır. Çünkü farz olan orta halli mallardan zekâtın verilmesidir. Sonra mazlumun beddua etmemesi için zulmetmekten sakındırmıştır. Çünkü mazlumun bedduası kabul edilir, geri çevrilmez.