





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, Kehf Suresi'nin başından on ayet ezberlerse, Deccal’in fitnesinden korunur.» Başka bir rivayette ise: «Kehf Suresi'nin sonundan...»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Kehf Suresi'nin başından on ayet ezberleyen herkesin, Kıyamet Günü'ne yakın zamanda ortaya çıkıp ilahlık iddiasında bulunacak olan Deccal'in fitnesinden korunacağını, muhafaza edileceğini ve güvende kılınacağını bildirmiştir. Onun fitnesi, Adem'in yaratıldığı andan Kıyamet kopana kadar yeryüzünde meydana gelecek en büyük fitnedir. Çünkü Yüce Allah; ona, kendisine uyanları fitneye düşürecek bazı mucizeler gösterme imkânı vermiştir. Kehf Suresi'nin başında ise, Deccal'in insanları fitneye düşürmek için kullanacağından daha büyük mucizeler ve işaretler vardır. Bu yüzden bu ayetleri dikkatle düşünen kimse, Deccal tarafından fitneye uğratılmayacaktır. Başka bir rivayette ise: Surenin sonundan on ayet... Bunlar da Yüce Allah'ın şu sözlerinden başlar: {Kâfirler, (beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar?..}
Ebû Lübâbe Beşîr b. Abdulmünzir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Kim Kur'ân'ı teganni ederek (güzel sesle okumaya gayret etmezse) bizden değildir.
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirBu hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Kuran'ı teganni yaparak okumayı teşvik etmiştir. Teganni kelimesinin iki manası vardır. Birincisi: Kim Kur'ân'ı teganni ederek okumazsa: Yani Kuran okurken sesini güzelleştirmezse bizim yolumuz ve menhecimiz üzere değildir. İkinci manası: Kim ondan vaz geçip hak yolu başkasıyla ararsa bizden değildir. Şüphesiz ki kim hak yolu Kuran'dan başkasıyla ararsa Allah Teâlâ onu delalete sokar Allah korusun! Hadis Kuran okurken insanın sesini güzelleştirmesinin ve sadece Kuran'la yetinmenin uygun olacağına delalet eder.
Ebu Said İbnu'l-Muallâ -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, «Mescitten çıkmadan önce sana Kur'an'daki en büyük sureyi öğreteyim mi?» dedi. Ardından elimden tuttu. Mescitten çıkacağımız sırada ben: "Sana en büyük sureyi öğreteceğim dememiş miydiniz, ey Allah'ın Rasûlü?" dedim. Bana: «O sure Elhamdulillahi Rabbi'l-Alemin'dir ki, (namazlarda tekrar tekrar okunan) yedi ayet (es-Seb'u'l-Mesanî) ve bana verilen yüce Kur'an'dır.» diye buyurdu.
Buhârî rivayet etmiştirEbu Said İbnu'l-Muallâ -radıyallahu anh- anlatıyor: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana, «Mescitten çıkmadan önce sana Kur'an'daki en büyük sureyi öğreteyim mi?» dedi. Muhatabın dikkatini çekmek için (ألا) edatı ile öğreteyim mi? ifadesini kullanmıştır. Bu surenin hangi sure olduğunu hemen öğretmeyerek, sahabenin zihnini bu bilgiye hazırlamış ve kendisine tümüyle yönelmesini sağlamıştır. “Ardından elimden tuttu.” Bir süre beraber yürüdüler. Mescitten çıkacağımız sırada ben: Sana en büyük sureyi öğreteceğim dememiş miydiniz, ey Allah'ın Rasûlü? dedim. Bana: «O sure Elhamdulillahi Rabbi'l-Alemin'dir.» Yani bu sure Fatiha suresidir. Kur’an’ın ifade ettiği tüm manaları içermesinden dolayı en büyük sure olmuştur. Bu sebeple ona Kur’an’ın anası/aslı manasına gelen Ummu’l-Kur’an denmiştir. Bu ve benzeri özelliklerinden dolayı diğer surelerden daha büyük bir suredir. Es-Seb'u'l-Mesanî namazda tekrar tekrar her rekatta okunan demektir. Yahut kendisinden sonra bir surenin okunduğu sure anlamına gelir. Ya da kendisine böyle denmesinin sebebi iki kısımdan oluşmasıdır. Bunlar dua ve sena, övgüdür. Yahut bu sure mana bakımından çok beliğ, yapı bakımından da çok fasihtir. O yüzden bu isim verilmiştir. Bir görüşe göre de her asırda okunup, tekrarlanan, unutulmayan bir sure olduğu içindir. Yahut içindeki faydalar her duruma göre yenilenip, o hale uygun olur ve hiç sona ermez. Ya da içinde yüce Allah’a sena ve övgü olduğu içindir. Zira bu sure ile yüce Allah isim ve sıfatlarıyla övülür. Bir manası da yüceltmek, ilerletmektir. Yüce Allah bu sure ile bu ümmeti yüceltmiştir. “Yüce Kur'an” Bu surenin isimlerinden birisi de yüce Kur’an’dır. “Bana verilen” bu sure bana verilmiştir ve içinde itikat, ahkam dünya ve ahiretle ilgili bilgiler olduğu için bu sureye yüce Kur'an denmiştir. Delilu’l-Falihîn, 8/178,180.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kur'ân'ı ustalıkla ve düzgün bir şekilde okuyan kimse, şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur'ân'ı güçlük çekerek okuyan, okurken dili dolaşan ve buna rağmen okumaya devam eden kimseye ise iki ecir vardır.»
Muttefekun aleyhNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'ân'ı ezberi sağlam, onu iyi bilen ve gerektiği gibi güzel okuyan kimsenin, âhirette şerefli ve itaatkâr meleklerle aynı makamda bulunacağını haber vermiştir. Kur'ân'ı ezberinin zayıflığı sebebiyle güçlükle okuyan, okurken dili dolaşan ve tilavetinde zorlanan; buna rağmen Kur'ân'ı okumayı ve tekrar etmeyi sürdüren kimseye ise iki ecir vardır: Biri Kur'ân okumasının, diğeri de bu uğurda çektiği zorluğun mükâfatıdır.
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'ın rivayet ettiği bir hadiste Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Görmedin mi? Bu gece benzeri asla görülmemiş ayetler indirildi. Kul eûzu bi-Rabbi’l-felak ve Kul eûzu bi-Rabbi’n-nâs.»
Müslim rivayet etmiştirUkbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edilen bir hadiste Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Görmedin mi? Yani biliyor musun? Bu hitap raviye özeldir. Ancak genel ifade ile insanların tümü kast edilir. Taaccub ifade eder. Kendisinden taaccüp edilmesinin sebebini ise şu ifade beyan etmektedir. “Bu gece benzeri asla görülmemiş ayetler indirildi.” Yani sığınma konusunda bu surelerin bir benzeri yoktur. Hadiste geçen ‘kat’ ifadesi kesinlik ifade edip, olumsuzluğu vurgular. Kul eûzu bi-Rabbi’l-felak ve Kul eûzu bi-Rabbi’n-nâs." Bu iki surede olduğu gibi ayetlerinin tümü sığınma ayeti olan, okuyan kimsenin tüm şerli şeylerin şerrinden Allah’a sığındığı başka bir sure yoktur. Sıdk ve iman ile Allah’a sığınan kimseyi gerçekten yüce Allah sığınmasına alır. Hülasa, insan bu iki sureyi okuyarak Allah’a sığınmalıdır. Bkz: Mirkatu’l-Mefatîh, 4/639, Riyazi’s-Salihîn Şerhi (4/678)
Âişe -radıyallahu anhâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Ben, gerçekten Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e soğuğu şiddetli bir günde vahiy geldiğine şahit olmuştum. Vahiy kesildiği zaman şakakları şapır şapır terliyordu."
Müslim rivayet etmiştirBu hadiste Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anhâ- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e soğuk bir sabahta vahyin indiğini ve vahyin kuvvetinden alnından çokça ter aktığını haber vermektedir.
Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Kur'an-ı Kerim'i sesinizle güzelleştirin».
İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirKur'an-ı Kerim'i okurken sesinizle güzelleştirin sözününden kastedilen; güzel olan söz, güzel söz ile süslenir ve güzelliği artar. Bundaki hikmet ise Kuran'ın manasının daha iyi tedebbür edilmesi ve ayetlerin içerdiği emir ve yasakları, vaad edilen ve tehdit edilen hususları daha iyi anlaşılmasıdır. Çünkü nefis tabiat olarak güzel seslere meyleder. Belkide düşünce güzel ses ile ayıp ve kusurlardan arınır ve düşünce bir bütün olur. Bir bütün olduğunda da istenilen huşu ve teslim olmak hasıl olur. -Hadiste- Sesin güzel olmasından murad edilen huşuya sevk eden güzelliktir. Yoksa nameli, ezgili sözler ve kıraat çizgisinden çıkaracak eğlence kastedilmemiştir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Güneş batıdan doğmadan kıyamet kopmaz. Güneş batıdan doğduğu zaman, insanların hepsi onu görürler de toptan hepsi iman ederler. İşte bu {Rabbinin bazı ayetlerinin geldiği gün, önceden iman etmemiş veya imanıyla bir iyilik kazanmamış kimseye artık iman etmesinin bir yararı olmayacaktır. De ki: "Bekleyin, biz de beklemekteyiz.} [En’âm Suresi 158. Ayet] olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet alım-satım için satıcı ile müşteri aralarında kumaşlarını yaymış olacaklar da alım-satım yapamadan ve kumaşlarını da düremeden ansızın kopacaktır. Muhakkak ki kıyamet, kişi sağımlı devesinin sütünü sağıp getirdiği halde, onu tadıp içmeden ansızın kopacaktır. Muhakkak ki kişi su havuzunu sıvayıp tamir edecek, fakat kıyamet ansızın kopacak da havuzun suyunu kullanmak nasip olmayacaktır. Muhakkak ki sizden biriniz yemek yerken, lokmasını ağzına kaldıracak onu yiyemeden kıyamet ansızın kopacaktır.»
Muttefekun aleyhRasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyametin büyük alametlerinden birinin de Güneş'in doğudan değil de batıdan doğması olduğunu ve insanlar bunu görünce hepsinin iman edeceklerini haber vermiştir. O zaman kâfire imanı fayda vermez, salih amel ve tövbe de fayda vermez. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyametin ansızın geleceğini hatta kıyamet kopacağı zaman insanların gündelik hayatlarına, işlerine devam ederken olacağını haber vermiştir. Kıyamet, alım-satım için satıcı ile müşteri aralarında kumaşlarını yaymış olacaklar alım-satım yapamadan ve kumaşlarını da toplayamadan ansızın kopacaktır. Kıyamet, kişi sağmal devesinin sütünü sağıp getirdiği halde, onu tadıp içmeden ansızın kopacaktır. Kıyamet, bir insan su havuzunu sıvayıp tamir edecek, fakat havuzun suyunu kullanmak nasip olmadan ansızın kopacaktır. Kıyamet, bir kişi yemek yerken, lokmasını ağzına kaldıracak onu yiyemeden ansızın kopacaktır.
Ebû Saîd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ölüm, alaca bir koç suretinde getirilip Cennet ile Cehennem arasında durdurulur. Bir Münadi: ''Ey Cennet ahalisi!" Bunun üzerine başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi: "Bunu tanıyor musunuz?'' diye sorar. Cennet'tekiler: ''Evet, bu ölümdür.'' karşılığını verirler. Hepsi ölümü görmüştür. Sonra Münadi: "Ey Cehennem ahalisi!" Bunun üzerine başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi: "Bunu tanıyor musunuz?'' diye sorar. Cehennem' dekiler: ''Evet, bu ölümdür.'' karşılığını verirler. Hepsi ölümü görmüştür. Sonrasında verilen emirle bu koç kesilir ve Münadi: ''Ey Cennet ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var! Ey Cehennem ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var!'' diye seslenir. Sonrasında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: {Hala gaflet içinde bulunanları ve hala iman etmeyenleri işin bitmiş olacağı o pişmanlık günü ile uyar} [Meryem Suresi 39.] ayetini okudu. ''Dünya ahalisi gaflet içindedir'' {ve onlar iman etmiyorlar} [Meryem Suresi 39.] diye buyurdu.
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyamet günü ölümün; beyaz ve siyah renkli alaca bir koç suretinde getirileceğini beyan etmiştir. ''Ey Cennet ahalisi!" diye seslenilir ve bunun üzerine onlar başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi onlara: "Bunu tanıyor musunuz?" der. Onlar da: "Evet, bu ölümdür." derler, hepsi onu görüp tanımıştır. Sonra bir münadi: "Ey Cehennem ahalisi!" diye seslenir ve bunun üzerine onlar başlarını kaldırıp bakarlar. Münadi onlara: "Bunu tanıyor musunuz?" der. Onlar da: "Evet, bu ölümdür." derler, hepsi onu görüp tanımıştır. Sonrasında verilen emirle bu koç kesilir ve Münadi: ''Ey Cennet ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var! Ey Cehennem ahalisi! Artık ölüm yok, ebedilik var!'' diye seslenir. Bu, Müminlerin nimetlerini ve kâfirlerin azaplarını artırmak içindir. Sonrasında Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: {Hâlâ gaflet içinde bulunanları ve hâlâ iman etmeyenleri işin bitmiş olacağı o pişmanlık günü ile uyar.} [Meryem Suresi 39.] ayetini okudu. Kıyamet günü, Cennet ve Cehennem ehli birbirinden ayrılacaktır. Her biri, içinde ebedî olarak kalacakları yerlere girecektir. Kötü ameller işleyen neden salih ameller işlemedim diye, amellerinde ihmalkâr davrananlar da hayırları neden artırmadım diye sızlanıp pişman olacaktır.