





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Necîh İrbâd b. Sâriye -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bize etkileyici bir hutbe verdi, kalpler ürperdi, gözlerimiz yaşla doldu. Biz de; "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu veda eden birisinin hutbesine benziyor dedik. Bize nasihat et." O da şöyle buyurdu: «Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir köle bile yönetici olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-i Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere azı dişlerinizle sımsıkı sarılın. Sonradan ortaya çıkarılmış şeylerden (bidatlerden) şiddetle kaçının. Sonradan çıkarılmış (din adına) her şey bidattir. Her bidat de sapıklıktır.»
Ebû Dâvûd ve Tirmizî rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına gözleri yaşartan, kalpleri ürperten çok tesirli bir vaaz verdi. Sahabeler: Çok tesirli bir vaaz vermesini gördükten sonra Ey Allah’ın Rasûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor diyerek ondan sonra sımsıkı sarılacakları bir öğüt vermesini istediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: Allah -Azze ve Celle-'ye karşı takvalı olmanızı tavsiye ediyorum dedi. Bu da farzları yerine getirip haramları terk ederek olur. Dinleyip itaat edin; yani yöneticiler kastedilmiştir. Şayet bir köle başınıza emir tayin edilse ya da yönetimi ele geçirse; yani en alt sınıftan birisi başınıza yönetici olursa fitneyi harekete geçirmeme adına onu küçümseyip reddetmeyin ve ona itaat edin. Şüphesiz aranızdan yaşayanlar çok ihtilaflar görecektir. Sonra onlara bu ihtilaftan kurtulmanın yolunu açıklamıştır. O da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine ve kendisinden sonra gelen hidayet üzere olan Hulefâi Râşidinin Ebû Bekir Sıddık, Ömer b. Hattâb, Osman b. Affân ve Ali b. Ebî Talip -radıyallahu anhum- sünnetine sarılmak ve sünnete azı dişleriyle -arka azı dişleriyle- sarılmakla kastedilen sünnete bağlı kalmak ve tutunmaktır: Onları dinde sonradan çıkartılıp uydurulan bidatlere karşı uyarmıştır. Çünkü her bidat sapıklıktır.
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Benden bir ayet bile olsa insanlara ulaştırınız. İsrailoğulları(nın ibretli kıssaları)ndan da haber verebilirsiniz. Bunda bir sakınca yoktur. Kim bile bile bana yalan isnat ederse, Cehennem'deki yerine hazırlansın.»
Buhârî rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir ayet ya da bir hadis dahi olsa kendisinden Kur'an ve sünnetteki ilmin aktarılmasını emretmiştir. Ancak bu aktardığı ya da davet ettiği şeyi biliyor olması gerekir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bizim dinimizin hükümlerine muhalefet etmediği sürece İsrailoğullarının ibretli kıssalarının anlatılmasında bir sakınca olmadığını açıklamıştır. Sonra kendisi adına yalan isnat edilmesini yasaklamıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisi adına kasıtlı yalan uyduran kimsenin Cehennem'deki yerine hazırlanması gerektiğini beyan etmiştir.
Mikdam b. Madikerb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- şöyle buyurmuştur: «Kişinin koltuğuna oturup, benim bir hadisim kendisine ulaştığında şöyle demesi yakındır: Bizimle sizin aranızda Allah’ın kitabı vardır. Onda helal olarak bulduğumuzu helal sayar, haram olarak bulduğumuzu da haram sayarız. Oysa (dikkat edin!) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haram kıldığı da Allah’ın haram kıldığı gibidir.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir grubun oturduğu bir mecliste içlerinden birinin arkasına yaslanarak Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir hadisi kendisine ulaştığında: "Dinimizle ilgili hususlarda bizimle sizin aranızı ayıran Kur'an-ı Kerim'dir ve o bize yeter. Onda bir helal bulursak amel ederiz, onda bir haram bulursak ondan uzak dururuz." diyeceği zamanın yakın olduğunu haber vermiştir. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sünnetinde haram kıldığı ve yasakladığı her şeyin Allah'ın kitabında yasakladığına benzer bir hükmü olduğunu açıklamıştır. Çünkü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbinin kendisine haber verdiği şeyleri aktarmaktadır.
İrbâd b. Sâriye -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün son derece tesirli bir vaaz verdi ve bu vaazın tesirinden gözler yaşardı kalpler ürperdi. “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor, bari bize bir tavsiyede bulun” dedik. Bunun üzerine: «Size; Allah’a karşı takvalı olmanızı, başınıza bir Habeşli köle bile emir olsa, onu dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Benden sonra pek çok ihtilaf göreceksiniz. O zaman sizin üzerinize gerekli olan, benim sünnetime ve doğru yolda olan Hulefâ-yi Râşidîn'in sünnetine sarılmanızdır. Bu sünnetlere azı dişlerinizle sımsıkı sarılın. Sonradan ortaya çıkarılmış bidatlerden şiddetle kaçının. Çünkü her bidat sapıklıktır.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabına gözleri yaşartan, kalpleri ürperten çok tesirli bir vaaz verdi. Sahabeler: Çok tesirli bir vaaz vermesini gördükten sonra Ey Allah’ın Rasûlü! Bu öğüt, sanki ayrılmak üzere olan birinin öğüdüne benziyor diyerek ondan sonra sımsıkı sarılacakları bir öğüt vermesini istediler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem: Allah -Azze ve Celle-'ye karşı takvalı olmanızı tavsiye ediyorum dedi. Bu da farzları yerine getirip haramları terk ederek olur. Dinleyip itaat edin; yani yöneticiler kastedilmiştir. Şayet bir köle başınıza emir tayin edilse ya da yönetimi ele geçirse; yani en alt sınıftan birisi başınıza yönetici olursa fitneyi harekete geçirmeme adına onu küçümseyip reddetmeyin ve ona itaat edin. Şüphesiz aranızdan yaşayanlar çok ihtilaflar görecektir. Sonra onlara bu ihtilaftan kurtulmanın yolunu açıklamıştır. O da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetine ve kendisinden sonra gelen hidayet üzere olan Hulefâi Râşidinin Ebû Bekir Sıddık, Ömer b. Hattâb, Osman b. Affân ve Ali b. Ebî Talip -radıyallahu anhum- sünnetine sarılmak ve sünnete azı dişleriyle -arka azı dişleriyle- sarılmakla kastedilen sünnete bağlı kalmak ve tutunmaktır: Onları dinde sonradan çıkartılıp uydurulan bidatlere karşı uyarmıştır. Çünkü her bidat sapıklıktır.
Semura b. Cündeb ve Muğîre b. Şu'be -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demişlerdir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Yalan olduğunu zannettiği bir hadisi benden nakleden kimse yalancılardan biridir.»
Müslim Mukaddime'de rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendisine ait olmayan bir hadisi bilerek, zannederek veya büyük ihtimalle yalan olduğunu düşünerek nakleden kimsenin, bu yalanı uyduran kişiyle aynı suça ortak olduğunu haber vermektedir.
Ebû Said el-Hudrî'den rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Benden (Kur'an dışında bir şey) yazmayın. Kim, Kur'an'dan başka bir şey yazmış ise, onu imha etsin. Benden rivayet etmenizde bir sakınca yoktur. Kim benim adıma yalan söylerse, cehennemdeki yerine hazırlansın!
Müslim rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ashabının kendisinden birşeyler yazmasını yasaklamıştır. Kim, Kur'an'dan başka bir şey yazmış ise, onu imha etsin. Sonra kendisinden rivayet etmelerine izin vermiştir. Bunda onlar için bir günah yoktur. Ancak Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den doğru olanı araştırıp aktarma şartı vardır. Kim kasıtlı olarak onun adına yalan söylerse cezasının cehennem ateşi olacağını söyleyerek ashabını bundan kasındırmıştır. Hadislerin yazılmasının yasaklanması nesh edilmiştir. Çünkü Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- İslam'ın ilk yıllarında bunu yasaklamıştır. Çünkü hadisler çoğalıyor ve ondan bazılarının ezberlenmesi kaçıyordu. Bu yüzden yazılmasına izin verdi. Çünkü Ebû Şâh denilen sahabi Rasûlullah'tan verdiği hutbeyi yazmasını isteyince, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Bunları Ebû Şâh için yazın”.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivayet edildiğine göre Abdullah b. Amr'a yazması için izin vermiştir. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ümmetine tebliğ etmeyi emretmiştir. Eğer yazılmazsa ilim gider. Şöyle denilmiştir: Bu yasak Kur'an ile hadisin aynı sayfaya yazılıp karışmaması içindir. Okuyan kimse Kur'an mı hadis mi olduğunu karıştırabilir. Kura'ın nazil olduğu vakitle başkasıyla karışmasından korkulduğu için o zamanla sınırlı olduğu da söylenmiştir. Daha sonra buna izin verilmiştir. Birinci ihtimal olan nesh edilmiş olması doğruya daha yakındır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim benim adıma bilerek yalan uydurursa, Cehennem'deki yerine hazırlansın.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine söz ya da amel nispet ederek bilerek yalan uyduran kimsenin, bu yalanından dolayı Cehennem'de yeri olacağını açıklamıştır.
Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ahir zamanda ne kendinizin ne de babalarınızın işitmediği şeyleri anlatan kimseler gelecektir. Onlardan uzak durun ve onları da kendinizden uzak tutun.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ahir zamanda yalan uyduracak, kendilerinden önce kimsenin söylemediğini söyleyecek, yalan ve uydurma hadis rivayet edecek kişilerin çıkacağını haber vermiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onlardan uzak durup onlarla oturmamayı ve onların sözünü dinlememeyi emretmiştir. Yoksa bu uydurma sözler insanların zihnine yerleşir de, biz de bundan kurtulamayız.
Abdullah b. Amr -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den duyduğum, ezberlemek istediğim her şeyi yazıyordum. Kureyş bana yazmamı yasakladı ve şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den her duyduğun şeyi yazıyorsun musun?! Halbuki o da bir beşerdir, sakin ve öfkeli anında konuşur. Ben de yazmayı bıraktım. Sonra bunu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e anlattım: Parmağı ile ağzını işaret ederek şöyle buyurdu: «Yaz, nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, bu ağızdan hak olandan başkası çıkmaz.»
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirAbdullah b. Amr -radıyallahu anhuma- şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den duyduğum her şeyi yazıyordum ki, yazdıklarımı kolay ezberleyeyim. Kureyşli bazı kimseler bunu yapmamı bana yasakladı. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir beşerdir, sakin ve öfkeli anında konuşur ve hata edebilir dediler. Bunu duyunca ben de yazmayı bıraktım. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e onların dediği şeyi haber verdiğimde, parmağı ile ağzını işaret ederek şöyle dedi: Yaz, nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki, her durumda kızgın olduğumda da sakin olduğumda da ağzımdan sadece hak söz çıkar. Allah Teâlâ, peygamberi hakkında şöyle buyurmuştur: {O kendi hevasından konuşmaz. Ancak kendisine vahyedileni söyler.} [Necm Suresi: 3-4].