





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Berâ b. Âzib -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki:İbrahim -aleyhisselam- vefat ettiğinde Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:''Şüphesiz cennette onun bir emzireni vardır.''
Buhârî rivayet etmiştirRasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Kıbti Marya'dan olan oğlu ibrahim vefat etti.O on sekiz aylık idi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın cennette ona emme süresi bitene kadar emzirecek birini hazırladığını haber verdi.
Zübeyr b. Avvam -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Uhud Savaşı günü Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in üzerinde iki zırh vardı. Derken bir kayaya tırmanmak istedi. Zırhların ağırlığından buna gücü yetmedi. Nihayet Talha -radıyallahu anh- çömeldi ve basamak görevi yaptı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun üzerine basarak kaya üzerine çıkıp doğruldu. Zübeyr -radıyallahu anh- diyor ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in; «Talha, Cenneti hak etti.» diye buyurduğunu işittim.
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Uhud Savaşı'nda düşmanın darbelerinden kendini korumak için demirden iki tane zırh giymiştir. Bir kayaya tırmanmak için yönelmiş ancak buna güç yetirememiştir. Talha -radıyallahu anh- gelip Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in önüne çömelmiş ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, onun üstüne çıkarak kayaya tırmanmıştır. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Talha'ya vacip olmuştur.» buyurmuştur. Yani: Talha'nın bu yapmış olduğu amel ile ya da o gün yaptıkları ile cenneti hak etttiğini göstermiştir.
Câbir b. Abdillah -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Sa'd -radıyallahu anh- geldi ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- (onun hakkında) şöyle buyurdu: «İşte bu benim dayımdır, kimin böyle bir dayısı varsa göstersin!»
Tirmizî rivayet etmiştirSa'd b. Ebî Vakkâs -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in meclisine geldi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onu görünce; «Bu benim dayımdır, ben onunla övünürüm.» buyurdu. «Kim bana dayısını gösterebilir.» Kimsenin benim dayım gibi dayısı yok demek istemiş ve bunun ortaya çıkması için böyle yapmıştır. Sa'd -radıyallahu anh- Zühre oğullarından idi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in annesi de Zühre oğullarından idi. O; Âmine'nin akrabasıydı. Annenin akrabaları dayılardır.
Ebû Azze el-Huzelî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah, bir kulunun ruhunu bir yerde kabzetmek istediğinde, ona orada bir ihtiyaç peydâ eder.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd et-Tayâlisî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirŞayet Allah Teâlâ kulunun canını, o kulun olmadığı bir yerde almak isterse, onun için ölmesini dilediği yerde bir ihtiyaç var eder. İhtiyacını görmek için bu yere gittiğinde Allah Teâlâ onu orada vefat ettirir. Allah -Azze ve Celle-'nin takdiri ve yazgısı muhakkak takdir ettiği gibi vuku bulur. Bu da kaza ve kadere imandandır.
Nafi’ b. Utbe -radıyallahu Anh- şöyle dedi: “Biz bir gazvede Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraberdik. Derken batı tarafından bir kavim, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi. Üzerlerinde yün elbiseler vardı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e taştan yapılmış yüksek bir tepenin yanında rast geldiler. Kendileri ayakta duruyor, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ise oturuyordu. Nefsim bana, git onlarla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in arasında dur da ona bir suikast yapmasınlar, dedi. Sonra, "Belki onlarla gizli bir şey konuşuyordur" dedim. Müteakiben yanlarına gelip onlarla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in arasında durdum. Orada Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’den dört kelime ezberledim. Onları daima elimde hazır tutuyorum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Sizler Arap yarımadasını fethetmek için savaş yapacaksınız, Allah onun fethini kolaylaştıracak, sonra Fars diyarının fethi için savaşacaksınız, Allah onun da fethini kolaylaştıracak, sonra Rumlarla savaşacaksınız, Allah onun da fethini kolaylaştıracak, sonra Deccal’le savaşacaksınız, Allah onu da kolay kılacaktır.» buyurdu. Nafi b. Utbe -radıyallahu anh- şöyle dedi: "Ey Cabir! Biz, Rumlara karşı zafer kazanılana kadar Deccal’in çıkacağını zannetmiyoruz!''
Müslim rivayet etmiştirSahabî Nâfi' b. Utbe -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraber bir gazvede olduğunu anlatıyor. Derken batı tarafından bir kavim, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi. Üzerlerinde yün elbiseler vardı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e taştan yapılmış yüksek bir tepenin yanında rast geldiler. Kendileri ayakta duruyor, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ise oturuyordu. Nâfi' kendi kendine şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i bu yabancılar ile beraber yalnız başına bırakma. Git ve onlarla beraber ol ki, onları kimse görmeden O'nu öldürmesinler. Sonra da kendi kendine dedi ki: "Belki onlarla gizli bir şey konuşuyordur" Başkalarının duymasını istemiyordur. Onların yanlarına giderek onlarla Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in arasında durdu. Nâfi' dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den dört cümle ezberledim elimle onları sayıyorum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- haber verdi ki, onun vefatından sonra müslümanlar kâfir Araplarla savaşacaklar ve hepsi İslam'a girecekler. Arap Yarımadası müslümanların hakimiyetine girecek. Sonra onlara, Farisiler (Persler) ile savaşacaklarını ve onlara galip gelip bütün Pers diyarını fethedeceklerini haber verdi. Sonra Rumlarla savaşıp onlara da galip geleceklerini ve onların ülkesini fethedeceklerini haber vermiştir. Daha sonra da Deccâl ile savaşacaklar ve Allah Teâlâ onu kahredecek ve mağlup kılacaktır. Sonra da Nâfi, Câbir b. Semure'ye şöyle dedi: "Ey Câbir! Deccâl'ın Rum diyarı fethedilmeden çıkacağını zannetmiyorum. Bu olayların hepsi oldu. Deccâl ile savaş kaldı. Bu da (Deccal ile savaş) kıyamete yakın kıyametin kopmasından az bir vakit önce olacaktır.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in azatlı kölesi Sevbân -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ümmetimden iki topluluk Allah Teâlâ ateşten korumuştur: Hindistan'a savaşa giden bir topluluk ile Meryem'in oğlu İsa -aleyhisselâm- ve (Deccal'in harbinde bulunan) topluluk.»
Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirMuhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetinden iki topluluk vardır ki, Allah Teâlâ onları ateşten korumuştur. Birincisi Allah yolunda Hind diyarındaki kâfirlerle savaşan topluluk, ikincisi ise ahir zamanda Meryem oğlu İsa -aleyhisselâm- yeryüzüne indiği zaman onunla birlikte olan topluluktur. Deccal çıkacak, İsa -aleyhisselam- Deccal'i öldürecektir.
Abdullah b. Amr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Fetih günü Mekke'de halka hitabetti.''Haberiniz olsun! Mal veya kandan, câhiliyye devrinde anılıp zikredilen tüm övünme vesilesi olan şeyler ayaklarımın altındadır. (Kaldırılmıştır.) Sadece Hacılara su vermek (sikâyetu'l-Hac) ve Kabe hizmeti (Sidânetû'l-Beyt) bundan müstesnadır.Haberiniz olsun!Şüphesiz, kamçı ve sopa ile olan amde benzeyen hata ile öldürmenin diyeti yüz devedir. Bunlardan kırkının karınlarında yavruları olacaktır."
İbn Mâce rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirRasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Fetih günü Mekke'de halka hitab ettiğinde.Câhiliyye devrinde anılıp zikredilen tüm övünme vesilesi olan şeyler ayaklarımın altındadır. (Kaldırılmıştır.) Sadece Hacılara su vermek (sikâyetu'l-Hac) ve Kabe hizmeti (Sidânetû'l-Beyt) ve onun işleriyle ilgilenmenin bundan müstesna olduğunu haber verdi.O işler olduğu gibi kalacaklardır.Cahiliye döneminde Kabe'nin örtülmesi Abdu'd-Dâroğullarında idi.Su dağıtma işi Haşimoğullarında Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onarı bu iş üzere bıraktı onay verdi.Sonra da amde benzeyen o da kırbaç,sopa gibi genel olarak öldürmeyen bir alet ile vurmaktır.Diyeti mugallaza (ağırlaştırılmış) olup yüz devedir.Bunların kırk tanesi gebedir.
«İman yetmiş yahut atmış küsur şubedir. (Şubelerin ) en üstünü "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en aşağısı ise eziyet veren şeyi yoldan kaldırmaktır.»
Muttefekun Aleyhİman tek bir şube yahut tek bir haslet değildir. Bilakis bir çok şubeleri vardır. Yetmiş yahut atmış küsur şubesi vardır. Bu şubelerin en üstünü "Lâ ilahe illallah/Allah'tan başka hak ilah yoktur." sözü; en kolayı ise taş, diken gibi eziyet veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Haya etmek de imandan bir şubedir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşı pazarda kıldığı namazdan yirmi beş kat daha fazladır. O kimse, abdestini güzelce alıp, sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Namazını kıldıktan sonra abdestini bozmadan namaz kıldığı yerde kaldığı müddetçe, melekler onun için: Allah'ım! Ona rahmetinle muamele et, ona acı! diyerek dua etmeye devam ederler. O kimse namazı beklediği sürece namazdaymış gibidir.»
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin cemaatle kıldığı namazın ecir ve sevabının, evinde ve çarşı pazarda tek başına kıldığı namazdan daha fazla olduğunu haber vermiştir. Evde, çarşı pazarda tek başına kılınan namazdan yirmi beş kat daha fazladır. Burada işaret edilen cemaatle kılınan namazın tek başına kılınan namaza fazileti camideki cemaati içermektedir. «Şüphesiz ki o» sözü kişi abdestini güzelce alırsa yani abdestin edep ve sünnetleri ile birlikte güzelce alırsa demektir. «Sonra sadece namaz kılmak maksadıyla mescide giderse» yani başka bir şey için ya da namaz ve başka bir şey için çıkarsa zikredilen fazileti kaçırır. «Attığı her adım sebebiyle derecesi bir derece yükseltilir, bir hatası da silinir. Bu hata; Allah'ın hakkı olan küçük günahlardan olan hatadır.» Namazını kıldıktan sonra namaz kıldığı yerde oturmaya devam ettiği sürece melekler onun için dua eder, rahmet ve bağışlanma dilerler. Orda uzanmış abdestini bozmamış olsa dahi orda bulunmaya devam ettiği sürece bu kastedilmiş olabilir. Bu, namaz kılan kimsenin namazı beklediği müddetçe namazda olduğunu göstermektedir.