





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarından hiçbirini Hatice -radıyallahu anha-’yı kıskandığım kadar kıskanmadım. Üstelik onu hiç görmedim. Fakat onu sık sık anardı. Bir koyun kesip etini parçaladığında, çoğu zaman Hatice’nin dostlarına gönderirdi. Bazan (dayanamayıp) Rasûlullah'a: Sanki dünyada Hatice’den başka kadın kalmadı! derdim. “O şöyle şöyleydi” diye özelliklerini sayar ve “Çocuklarım ondan oldu”, derdi. Bir rivayette: Bir koyun kestiğinde Haticenin dostlarına yetecek kadar dağıtırdı. Başka bir rivayette: Rasûlullah koyun kestiği zaman, “Ondan Hatice’nin arkadaşlarına da gönderin” derdi. Bir diğer rivayette ise Âişe -radıyallahu anha- şöyle dedi: Hatice’nin kızkardeşi Hâle Binti Huveylid birgün Rasûlullah’ın huzuruna girmek için izin istemişti. Rasûlullah Hatice’nin sesini hatırladı ve bundan hoşnut oldu “Allahım, bu Huveylid kızı Hâle!” dedi.
Bütün rivayetleri ile Muttefekun Aleyh'dirÂişe -radıyallahu anha- şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarından Hatice -radıyallahu anha-’yı kıskandığım kadar hiç birini kıskanmadım. O Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ilk hanımıydı. Aişe onu görmeden vafat etmiştir. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Medine'de koyun kestiğinde etinden alır Hatice -radıyallahu anha'nın arkadaşlarına hediye ederdi. Âişe -radıyallahu anha- buna sabredemez Ya Rasûlallah! Dünyada Hatice'den başkası yok mu derdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- o şöyle şöyle yapardı diye Hatice -radıyallahu anha'nın özelliklerini sayardı.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sevgi, muhabbet ve derin alakanın sırrı olarak "Çocuklarım ondan oldu" derdi. İbrahim -radıyallahu anh-'ın dışındaki bütün çocukları dört kızı ve üç oğlu ondan olmuştur. İbrahim, Kıbtilerin Meliki'nin hediye ettiği Mâriye el-Kıbtiyyeden olmuştur. Birgün Hatice’nin kızkardeşi Hâle Binti Huveylid Rasûlullah’ın huzuruna girmek için izin istemişti. Sesi Hatice benzediği için izin isteme şekli Hatice'nin izin istemesine benziyordu ve Hatice'yi hatırlattı ve bundan dolayı -sallallahu aleyhi ve sellem- hoşnut ve mutlu olmuştur.
Abdullah b. Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre: İbn Abbas -radıyallahu anhuma-, Atâ b. Ebî Rebâh'a şöyle dedi: “Sana Cennet ehlinden bir kadını göstereyim mi?” Atâ, “Evet.” dedim. Bunun üzerine İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- şöyle dedi: “İşte şu siyahî kadın var ya! O, bir gün Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek: ‘Ben sara nöbeti geçiriyorum ve nöbet sırasında üzerim açılıyor. Benim için Allah’a dua edin.’ dedi. ‘Ben sara nöbeti geçiriyorum ve nöbet sırasında üzerim açılıyor. Benim için Allah’a dua edin.’ dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: “Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah’a dua ederim de sana şifa verir.” Kadın: “Sabrederim.” dedi. Sonra da: “Ancak nöbet sırasında üzerim açılıyor. Allah’a dua edin de üzerim açılmasın.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için dua etti.
Muttefekun aleyhİbn Abbas -radıyallahu anhuma-, Atâ b. Ebî Rebâh'a şöyle dedi: "Sana Cennet ehli kadınlardan birini göstereyim mi?" Atâ, “Evet.” dedi. Bunun üzerine İbn Abbas: “İşte şu Habeşli siyahî kadın! O, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek, ‘Bende bir hastalık var. Sara nöbeti geçiriyorum. Nöbet sırasında farkında olmadan üzerim açılıyor ve bedenimden bazı yerler görünüyor. Benim için Allah'a dua edin de bana şifa versin.’ dedi. Nebî -aleyhisselam- da şöyle buyurdu: “Dilersen sabredersin; karşılığında sana Cennet vardır. Dilersen Allah'a dua ederim de sana şifa verir.” Kadın: “Öyleyse sabrederim.” dedi. Ardından, “Fakat nöbet geçirdiğimde üzerim açılıyor. Allah'a dua edin de nöbet geçirdiğim zaman üzerim açılmasın.” dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun için Allah'a dua etti.
Ummu’d-Derdâ ve Ebu’d-Derdâ -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Bir kimsenin din kardeşine gıyabında gizli yaptığı dua kabul olunan bir duadır. Bu duayı yapanın başı ucunda bir melek onun duasına: "Âmîn! Allah Teâlâ sana kardeşin için istediğinin bir mislini versin." der.»
Müslim rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanın din kardeşi için onun bulunmadığı bir ortamda yaptığı duanın kabul edilmeye layık olduğunu haber vermiştir. Çünkü bu, ihlâsın en açık göstergelerindendir. Dua eden kimsenin başucunda görevli bir melek bulunur. O, din kardeşi için her hayır duası ettiğinde, görevli melek: “Âmin! Sana da kardeşin için istediğin şeyin bir benzeri verilsin.” diye dua eder.
«Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim sema uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semada dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur ki, orada Allah'a secde etmek için alnını koymuş bir melek olmasın. Allah'a yemin olsun ki, benim bildiğimi siz bilseydiniz az güler, çok ağlardınız, yataklarda kadınlardan zevk almayı terk eder, yollara,dökülür, Allah'a yalvar yakar olurdunuz."
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirAllah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ben sizin görmediğiniz ve bilmediğiniz şeyleri görmekte ve bilmekteyim demiştir. Sema da eğere binildiği zaman çıkan bir ses gibi bir ses çıkmış ve bu sesi çıkarmayı da hak etmiştir. Çünkü Semada dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur ki, orada Allah’a secde etmek için alnını koymak için bir melek olmasın. Allah’a yemin olsun ki Allah -Azze ve Celle-’nin Celalinin azametini ve intikamının şiddetini bilseydiniz, Allah Teâlâ’nın kuvvetinden korkar, az güler, çok ağlardınız. Bu korkunun şiddetinden yataklarda kadınlardan zevk alamaz ve yollara dökülür, sesinizi yükselterek Allah’a yalvar yakar olurdunuz.
Muâz b. Enes -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her kim (öfkesinin gereğini) yerine getirmeye gücü yettiği halde öfkesini yenerse Allah, kıyamet gününde onu bütün yarattıklarının huzurunda çağıracak, hatta onu cennet hurilerinden dilediğini (almakta) muhayyer bırakacaktır.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirHadiste; eğer insan bir kişiye kızdığında onu öldürmeye gücü yettiği halde, Allah'ın vechini ve rızasını istediği için bunu terkeder ve kızgınlıktan hasıl olan sebeplere sabrederse, o kimseye bu büyük karşılık verilir. O da kıyamet gününde bütün mahlûkatın huzurunda onun çağrılarak, güzel Cennet hurilerinden dilediğini (almakta) muhayyer kılınmasıdır.
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-'dan merfu olarak rivayet edildiğine göre (Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur): «Allah Teâlâ Kıyamet Günü şöyle buyurur: "Benim celâlim için birbirini sevenler nerede? Zâtımın gölgesinden başka hiç bir gölge olmayan günde onları kendi gölgemde gölgeleyeceğim."»
Müslim rivayet etmiştirAllah -Azze ve Celle, Kıyamet günü'nde Mahşer meydanında bekleyenlere şöyle seslenir: Benim celâlim için birbirini sevenler nerede? Allah'ın, nerede olduklarını sorduğu kulların ve diğerlerinin nerede olduklarını bildiği halde onları sorması, bu mahşerde onların faziletini ve azametini açıklamak içindir. Manası; dünyevi ya da başka hiç bir sebep olmadan sadece benim celâlim ve azametim için birbirini sevenler nerede? Sonra Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Onları kendi gölgemde gölgeleyeceğim" Allah Teâlâ'nın kendisine gölge nispet etmesi şereflendirmek içindir. Burdan kasıt, arşın gölgesidir. Müslim'de geçen başka bir rivayette: "Arşımın gölgesinde" olarak gelmektedir. "Zatımın gölgesinden başka bir gölge olmayan günde" Yani o gün, Rahmân'ın arşının gölgesinden başka gölge olmayacaktır.
İbn Mesud -radıyallahua anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki:Bir Yahudi âlim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip:Ey Muhammed! Şüphesiz yüce Allah kıyamet gününde gökleri bir parmak,yerleri bir parmak,dağları ve ağaçları bir parmak,suyu,toprağı bir parmak ve diğer mahlukatı bir parmak üzerinde tutacak.Ben Melikim buyuracak.Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu âlimin dediklerini tasdik eder şekilde azı dişleri belli oldu.Sonra da (Onlar Allah'ı gereği gibi takdir edemediler.Halbuki kıyamet gününde arz bütünü ile O'nun kabzasındadır.) Zümer,67.Müslim'in rivayetinde:''Dağlar ve ağaçlar bir parmak,sonra da onları sarsarak şöyle buyurur:Ben Melikim,Ben Allah'ım.''Buhârî'nin rivayetinde:''Gökyüzünü bir parmağına,suyu ve toprağı bir parmağına ve diğer mahlukatı bir parmak üzerinde tutacak.''
Muttefekun Aleyhİbn Mesud -radıyallahu anh- Yahudilerden bir âlimin Nebî -sallallahu aleyhi ve sellme-'in yanına geldiğini haber veriyor.Şüphesiz ki onlar kitaplarında Allah -Subhânehû'nun- kıyamet günü gökleri bir parmakta,yerleri bir parmakta,ağaçları bir parmakta,suyu bir parmakta tutacağı bilgisini bulduklarını zikrediyor.Başka bir rivayette:Su bir parmakta,diğer mahlukat bir parmakta,Allah -Celle ve Alâ'nın- parmaklarında.Sahih rivayetlerde olduğu gibi beş parmaktır.Mahlukatın parmakları gibi değildir.Allah Azze ve Celle kudretinden ve yüceliğinden birşeyler gösterir.Onları sarsarak gerçek mülkünü,tam ve mutlak olan tasarrufunu ve hak olan uluhiyetini ilan eder.Alimin görüşünü tasdik etmek için azı dişleri görünene kadar güldü.Sonra da:((Onlar Allah'ı gereği gibi takdir edemediler.Halbuki kıyamet gününde arz bütünü ile O'nun kabzasındadır.) Zümer,67. Ayetini okudu.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhumâ-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allah kıyamet gününde gökleri dürer sonra sağ eline alır ve şöyle buyurur: Melik (Mülkün hakiki sahibi benim). Nerede (o) zalimler, nerede o büyüklük taslayanlar? Sonra da yerleri dürüp, sol eline alır ve şöyle buyurur: Melik (Mülkün hakiki sahibi benim). Nerede (o) zalimler, nerede o büyüklük taslayanlar?»
Müslim rivayet etmiştirİbn Ömer -radıyallahu anhumâ- bizlere Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlara Allah -Azze ve Celle-'nin kıyamet gününde yedi kat semayı dürüp sağ eline alacağını, yedi kat yeryüzünü dürüp sol eline alacağını haber verdiğini aktarmıştır. Şüphesiz ki onlardan her birini düreceği zaman zorba ve kibirlenenleri küçümseyerek onlara seslenmiştir. Şüphesiz ki O, hakiki kâmil olan mülkün sahibidir. Mülkü üzerinde bir zayıflığı ya da mülkünün zail olması mümkün değildir. Ondan başka bütün melik (sahipler) ve memlukler (sahip olunanlar), adiller ve zalimler son bulacak ve Allah -Azze ve Celle-'nin huzurunda zelil olacaklardır. O, yaptığından dolayı sorgulanamaz, fakat onlar sorgulanırlar.
Abdullah b. Ebî Evfâ -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, "Hatice -radıyallahu anha-'yı, Cennet'te, içinde hiç bir gürültünün duyulmayıp hiç bir yorgunluğun hissedilmeyeceği, inciden yapılmış bir köşkle müjdeledi."
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Cebrail - aleyhisselâm- vasıtası ile Hatice -radıyallahu anha-'yı, Cennet'te, içinde hiç bir gürültünün duyulmayıp hiç bir yorgunluğun hissedilmeyeceği, inciden yapılmış bir köşkle müjdeledi. Müminlerin Annesi Hatice -radıyallahu anha-, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in evlendiği ilk hanımıdır. Evlendiğinde Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yirmi beş yaşındaydi. Hatice -radıyallahu anha- ise kırk yaşında ve duldu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in dört kızının ve üç oğlunun ya da iki oğlunun annesidir. Hatice -radıyallahu anha- vefat edene kadar Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- kimseyle evlenmemiştir. Hatice -radıyallahu anha-, hikmetli, akıllı ve zeki bir kadındı. O'nun bilinen faziletleri vardır.