





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
el-Misvar b. Mahreme –radıyallahu anhumâ-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre; «Fatıma benden bir parçadır. Kim onu kızdırırsa beni kızdırmış olur.»
Muttefekun AleyhNebi –sallallahu aleyhi ve sellem- kızı Fatıma’nın kendisinden bir parça olduğunu haber veriyor. Kim onu kızdırırsa sanki Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’i kızdırmış olur.
İbn Ebî Nuaym naklediyor: Ben İbn Ömer’in yanında iken bir adam ona sivrisineğin kanı hakkında soru sordu. İbn Ömer adama, “Nerelisin?” dedi. Adam, “Iraklıyım” karşılığını verdi. İbn Ömer –radıyallahu anhumâ- “ Şuna bakın! Peygamber’in, onlar dünyadan iki reyhanımdır. dediğini işittiğim torunlarından birini öldürenler (Iraklılar gelmiş şimdi de) bana sivrisineğin kanını soruyorlar! dedi.”
Buhârî rivayet etmiştirIrak ehlinden bir adam İbn Ömer –radıyallahu anhumâ-’ya bir adam ihramlı iken örnek olarak sivrisinek gibi zararlı küçük haşereleri öldürmesi caiz olur mu? diye sordu. Büyük günah işleme konusundaki cüretleriyle beraber bu gibi adamların basit işlere verdiği öneme şaşırarak ve garip karşılayarak dedi ki: ‘’Şuna bakın! Bana sivrisineğin kanından soruyor. Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’in oğlunu öldürdüler. Helaka götürecek işleri yapıyorlar. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’in torununu öldürmeye cüret ediyorlar. Sonra da ibadetlerinde tam bir takva ve vera gösterip sivrisineği öldürmenin hükmünü soruyorlar. Sonra da dedi ki: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki: «Onlar dünyadan iki reyhanımdır.» Onlar benim çocuklarımdır, ben onları kokluyorum ve öpüyorum. Sanki onlar insanların kokladığı güzel olan iki reyhan çiçeği gibidirler.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Ben Medine çarşılarından bir çarşıda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraberdim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yürüdü, ben de O'nun beraberinde yürüdüm. (Nihayet Fâtıma'nın -radıyallahu anha- evinin avlusunda bir kenara oturdu da torunu Hasan'ı kastederek) üç kere: «Küçük neredesin? Küçük neredesin? Küçük neredesin?» diye seslendi. Ve bana: «Ali'nin oğlu Hasan'ı çağır!» buyurdu. Bunun üzerine Ali'nin oğlu Hasan, boynunda kokulu boncuk gerdanlığı olduğu halde yürüyüp geldi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- sarmaşmak üzere elini şöyle yaydı, Hasan da elini açıp yaydı, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Hasan'a sarılıp onu sarmaladı ve: «Allah'ım! Ben bu çocuğu seviyorum, sen de onu sev ve onu seveni de sev!» diye duâ etti. Ebû Hureyre -radıyallahu anh-: Rasûlullah -sallallah aleyhi ve sellem-'in, Hasan hakkında söylediği bu sözIerden sonra artık bana hiçbir kimse Ali'nin oğlu Hasan'dan daha sevgili olmadı, demiştir.
Muttefekun AleyhEbû Hureyre -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ile Medine'nin çarşılarından bir çarşıda birlikteydi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yürüdü, Ebû Hureyre -radıyalllahu anh- da O'nunla birlikte yürüdü. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, Fatıma -radıyallahu anha-'nın evine geldi. Hasan -radıyallahu anh-'ı çağırarak: «Eyne Lukau?» (Küçük çocuk neredesin?) dedi. Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'a; «Onu bana çağır!» dedi. Hasan b. Ali -radıyallahu anhuma-, boynunda gerdanlık olduğu halde geldi. Hasan'a sarılmak için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kollarını açtı. Hasan da kollarını açtı ve birbirlerine sarıldılar. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah'ım! Ben Hasan'ı seviyorum, sen de onu sev ve onu seveni de sev!» Ebû Hureyre -radıyallahu anh-: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Ali'nin oğlu Hasan hakkında söylediği bu sözIerden sonra; "Artık bana hiçbir kimse Ali'nin oğlu Hasan'dan daha sevgili olmadı" demiştir.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Her ümmetin bir emini vardır. Ey ümmet! bizim eminimiz ise Ebû Ubeyde b. Cerrah'tır.»
Muttefekun AleyhHer ümmette diğer kişilerden daha emin olmak ile meşhur olmuş kimseler vardır. Bu ümmette de emin olarak meşhur olmuş kimse Ebû Ubeyde Âmir b. Cerrah -radıyallahu anh-'dır. Eminlik vasfı; o ve diğer sahabelerin -radıyallahu anhum- ortak vasfı olmasıyla birlikte hadisin lafzı Ebu Ubeyde -radıyallahu anh-'ın eminlik hususunda diğerlerinden daha üstün olduğunu hissettirmektedir.
Ali -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i; «Fedâke ebî ve ümmi» (Anam babam sana fedâ olsun) cümlesini Sa'd'dan başka bir adama söylerken görmedim." Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Anam babam sana fedâ olsun yâ Sa`d, durma at!» derdi.
Muttefekun AleyhAli -radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i; «Fedâke ebî ve ümmi» (Anam babam sana fedâ olsun) cümlesini Sa'd b. Ebî Vakkâs'tan başka bir adama söylemediğini haber veriyor. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Uhud Savaşı'nda "Kâfirlere ok at! Anam babam sana feda olsun!'' dediğini işitti. Yani anne ve babamı senin kurtulman için feda ederim. Sahih bir hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Hendek gazvesinde Zübeyr'e anne ve babasını feda etti. Bu iki hadis bir araya getirilir. Ali -radıyallahu anh- bir ihtimal bu hadisi bilmiyordu.Ya da söylemek istediği Uhud Gazvesi'nde ondan başkası için böyle söylemedi şeklinde olmasıdır.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyuruyordu: «Sizin benden sonraki durumunuz, beni cidden düşündürüyor. Size ancak çok cömert olanlar tahammül edebileceklerdir.» Ebû Seleme b. Abdurrahman b. Avf dedi ki: Âişe dedi ki: Allah babana cennetteki selsebilden su içirdi. Âişe -radıyallahu anhâ- Abdurrahman b. Avf'ı kast etti. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarına kırk bin dinara sattığı bahçeyi yardım olarak verdi.
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirEbû Seleme b. Abdurrahman b. Avf -rahimehullah- Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'nın şöyle dediğini haber vermiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, hanımlarına şöyle diyerek seslendi: Muhakkak ki sizin benim vefatımdan sonraki durumunuz ve hayatınız beni üzüyor. Çünkü ben size miras bırakmıyorum. Size infak etmeye ancak sabırlı olanlar tahammül edebilirler. Sonra Âişe, Ebû Seleme'ye şöyle dedi: Allah, baban Abdurrahman b. Avf'a Selsebîl olarak isimlendirilen cennetteki pınardan içirsin. Abdurrahman b. Avf, kırk bin dinara satılan bahçeyi Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hanımlarına nafaka olarak bağışlamıştı.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sahabelerinden olan Abdurrahman b. Ebi Umeyre'nin -radıyallahu anh- rivayet ettiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Muâviye -radıyallahu anh- hakkında şöyle buyurmuştur: «Allah'ım! Muaviye'yi hak yola (hidayete) iletici (yol gösterici), hak yolu bulmuş bir kimse kıl ve onunla insanlara hidayet ver.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın hayra delalet eden biri olarak kılması, kendisi de hidayet üzere olması ve insanların da onun eliyle hidayet bulması için Muâviye b. Ebi Sufyân -radıyallahu anhuma-'ya dua etmiştir.
Esma bint Ebi Bekir -radıyallahu anha-’dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bir gün kalktı ve kişinin kabirdeki çekeceği sıkıntılardan bahsetti. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bundan bahsedince Müslümanlar öyle bir bağrıştılar ki, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ne söylediğini anlayamadım. İnsanların sesleri kesilince bana yakın olan bir adama: "Allah seni bereketli kılsın. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in son söyledikleri neydi?” diye sordum. O da şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in son sözü: «Bana vahyolundu ki, sizler kabirde Deccal fitnesine yakın bir imtihandan geçeceksiniz.»
Buhârî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştirEsma bint Ebi Bekir es-Sıddîk -radıyallahu anhuma-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bir gün kalkıp insanlara hutbede ahireti hatırlatıp vaaz ettiğini haber vermiştir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, kabir ve kabirdeki durumları anlatmaya başladığında, kabir fitnesini zikretti. Kabir fitnesinden kasıt; Münker ve Nekir meleklerinin kula Rabbi, peygamberi ve dini hakkında soru sormasıdır. Bu olay; kabir fitnesi olarak isimlendirilmiştir. Çünkü bu, kulun imanının ve yakininin imtihan edildiği büyük bir fitnedir. Kim bu imtihanda muvaffak kılındı ise kazanır, kim de bu imtihanda başarısız olursa helak olur. Müslümanlar bunu duyduklarında kabir fitnesinden korktukları için bağrışmaya başladılar. Bu bağrışmalar Esma -radıyallahu anha-'nın Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in söylediği sözü duymasına mani oldu. İnsanların sesleri kesilince Esma -radıyallahu anha- yakınındaki bir adama: “Allah seni bereketli kılsın. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in son söyledikleri neydi?” diye sordu. O da şöyle dedi: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allah Teâlâ'nın kendisine insanların kabirde Mesih Deccal'in fitnesine yakın bir fitne ile imtihan olacaklarını vahyettiğini haber vermiştir. Şüphesiz ki Deccal'in fitnesi şiddetli ve zordur. Kabir fitnesi de böyledir.»
Ebu Eyyub -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- güneş batmış olduğu hâlde Medine'den dışarıya çıkmıştı. Bir ses işitti de: «Yahudi kabilesi, kendi kabirleri içinde azâb olunuyor.» buyurdu.
Muttefekun AleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- güneş batmış olduğu halde Medine'den dışarıya çıkmıştı. Azap gören Yahudilerin sesini işitti de: «Yahudi kabilesi, kendi kabirleri içinde azâb olunuyor.» buyurdu.