





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Şüphesiz ki Allah Teâlâ sizin babalarınızın adı ile yemin etmenizi yasakladı.» Ömer -radıyallahu anh- şöyle buyurdu: ''Allah'a yemin ederim ki Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onu yasakladığını duyduğumdan beri bilerek ya da başkasının yeminini aktarmak için yemin etmedim."
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın atalar adına yemin edilmesini yasakladığını haber vermiştir. Kim yemin etmek isterse ancak Allah adına yemin etsin. O'ndan başkası adına yemin etmesin. Sonra Ömer b. el-Hattâb -radıyallahu anh- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yasakladığını duyduğundan beri bilerek ya da başkasının Allah'tan gayrısı adına yemin etmesini aktarmadığını haber vermiştir.
Abdullah b. Mes'ud -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kıyamet gününde insanlar arasında görülecek ilk dava, kan dökmeyle ilgili olanlardır.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- kıyamet gününde insanlar arasında ilk hükmedilecek hususun öldürme ve yaralama gibi kan dökerek birbirlerine ettikleri zulüm sebebiyle olacağını haber vermiştir.
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu: «(Dikkat edin!) Bunlar muhakkak azap olunuyorlar. Hem de büyük bir şeyden dolayı azap olunmuyorlar. Onlardan biri idrarından sakınmazdı, (iyice temizlenmezdi). Diğeri ise kovuculuk yapardı.» Sonra Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yaş bir hurma dalı aldı ve ikiye ayırdı. Birini bir mezarın üzerine diğerini de diğer mezarın üzerine dikti. Sahabeler: Ey Allah'ın Rasûlü! Bunu neden yaptın diye sordular. Bunun üzerine Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Umulur ki, bunlar yaş olarak kaldığı müddetçe azapları hafifler.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- iki kabre uğradı ve şöyle buyurdu: Bu iki kabrin sahibi muhakkak azap olunuyorlar. Azap gördükleri şey Allah katında büyük olsa bile sizin nazarında büyük bir şey değildir. Onlardan biri tuvalet ihtiyacını giderirken idrarının bedenine ve elbisesine bulaşmasını önemsemezdi. Diğeri ise insanlar arasında kovuculuk yapardı. Zarar vermek kastıyla insanların arasını nifak ve fitneye sokmak amacıyla başkalarının sözlerini aktarırdı.
Enes -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Bir adam, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyamet hakkında soru sordu ve şöyle dedi: Kıyamet ne zaman kopacak? Rasûlullah «Kıyamet için ne hazırladın?» dedi. Adam: Allah ve Rasûlü'nün sevgisi dışında hiçbir şey hazırlamadım dedi. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -aleyhisselâm- buyurdu ki: «O halde sen, sevdiğinle berabersin.» Enes -radıyallahu anh- şöyle dedi: Ben, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i, Ebubekir'i ve Ömer'i çok seviyorum. Onların salih amelleri gibi salih amelim olmasa dahi, onlara olan sevgimden ötürü onlarla beraber olmayı umuyorum.
Muttefekun aleyhÇölde yaşayan bir bedevi Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e kıyametin vaktini sordu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi: Kıyamet için ne gibi salih amel hazırladın? Soru soran kişi şöyle dedi: Ben bunun için Allah'ı ve Rasûlünü sevmekten başka büyük bir amel hazırlamadım. O adam, kalp amellerinden, bedeni ve mali olarak başka hiçbir ibadetten bahsetmedi. Çünkü hepsi sevgiden kaynaklanan amellerin dallarıdır. Samimi sevgi, insanı salih ameller işlemek için çaba harcamaya sevk eder. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle dedi: Sen Cennet'te sevdiğinle beraber olacaksın. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabı bu müjdeye son derece çok sevindiler. Daha sonra Enes -radıyallahu anh- Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i Ebû Bekir'i ve Ömer'i sevdiğini ve ameli onların amelleri gibi olmasa da onlarla birlikte olmayı umduğunu söyledi.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Hiçbir peygamberin ümmetine Deccâl hakkında söylemediği bir şeyi size haber vereyim mi? Onun bir gözü kördür. Yanında Cennet'e ve Cehennem'e benzeyen bir şey olacaktır. Onun Cennet dediği şey, Cennet değil Cehennem'dir. Nûh'un kavmini uyardığı gibi ben de sizi uyarıyorum.»
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Deccâl'den, onun özelliklerinden bahsederek, kendisinden önce hiçbir peygamberin haber vermediği şeyleri ashabına haber vermektedir: Muhakkak ki Deccâl'in onun bir gözü kördür. Allah Teâlâ, onun yanında gözle görülen Cennet ve Cehennem gibi bir şey yaratmıştır. Fakat onun Cennet'i ateştir, ateşi de Cennet'tir. Kim Deccâl'e itaat ederse, insanların gördüğü (zannettiği) bu Cennet'e sokar. Fakat o, yakıcı bir ateştir. Kim de Deccâl'e karşı çıkarsa, insanların gördüğü (zannettiği), ateşe sokar, ancak o ateş güzel bir Cennet'tir. Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- tıpkı Nûh -aleyhisselâm-'ın kavmini uyardığı gibi, bizi de onun fitnesine karşı uyarmıştır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kişi, dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.»
Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- insanın davranış ve alışkanlıklarında samimi dostuna ve arkadaşına benzediğini, dostluğun; ahlaka, davranış ve eylemlere etki ettiğini açıklamıştır. Bu nedenle arkadaş seçimini iyi yapmaya yönlendirmiştir. Çünkü iyi bir arkadaş dostunu imana, hidayete, iyiliğe yönlendirir ve dostuna yardım eder.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Başınıza karanlık gecenin, etrafı örten, kapkara karartan gecenin parçaları gibi fitneler gelecek. Bir adam Mümin olarak sabahlar, akşamladığı zaman, kâfir olarak akşamlar. Ya da Mümin olarak akşama girer kâfir olarak sabahlar. Az bir dünya menfaati karşılığında, az bir dünya malı, serveti karşılığında dinini satar.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Mümin kimseyi acele etmeye, pek çok salih amelleri yapmak imkânsız hale gelmeden önce yapmaya ve onları engelleyen, onlardan alıkoyan fitnelerin ve şüphelerin gelmesinden önce dikkatini toplamaya teşvik etmektedir. O, zor dönem; gecenin karanlığı kadar karanlık olan, hakikatin batılla karıştığı, insanların bunları birbirinden ayırmasının zor olduğu ve şiddeti nedeniyle insanın kafasının karıştığı, öyle ki Mümin olarak sabahladığı, kâfir olarak akşamladığı, Mümin olarak akşamladığı kâfir olarak sabahladığı, geçici dünya zevkleriyle dinini terk ettiği bir dönemdir.
Zeyneb binti Cahş -radıyallahu anhâ-'dan şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- korkuyla onun yanına girdi ve şöyle buyurdu: «Allah'tan başka hak ilah yoktur. Gerçekleşmesi yaklaşan bir şerden dolayı vay Araplar'ın haline! Bugün Ye'cûc ve Me'cûc'un seddinden, şunun gibi bir delik açıldı.» deyip şehadet parmağıyla, başparmağını halka şeklinde yaptı. Zeyneb bint Cahş -radıyallahu anhâ- şöyle demiştir: Ben: Ey Allah'ın Rasûlü! Aramızda salihler varken, biz helak olur muyuz? dedim. Peygamber Efendimiz -aleyhisselâm: «Evet! Fısk, fücur ve masiyet çoğaldığı zaman!» diye buyurdu.
Muttefekun aleyhPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- korku ve dehşet içinde Zeyneb bint Cahş -radıyallahu anhâ-'nın yanına gelerek şöyle dedi: (Lâ İlâhe İllallah) "Allah'tan başka hak ilah yoktur'', bu kötü bir şeyin olacağı beklentisine işarettir. Allah -Subhânehû ve Teâlâ-'ya yönelmek dışında bundan kurtuluş yoktur. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Yaklaşan bir kötülükten dolayı vay Araplar'ın haline! Bugün Zülkarneyn'in inşa ettiği set olan Ye'cûc ve Me'cûc seddi açıldı. Başparmağıyla işaret parmağını daire şeklinde yaparak bunun gibi demiştir. Bunun üzerine Zeyneb -radıyallahu anhâ- şöyle dedi: Aramızda salih Müminler varken Allah bizi nasıl helak edebilir? Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- ona şöyle buyurdu: Ahlaksızlık, fısk, fücur, günahlar, zina, içki ve benzeri kötülükler artarsa herkes helak olur.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Erkek olsun kadın olsun Mümin, Allah’a günahsız olarak kavuşuncaya kadar kendisinden, çoluk çocuğundan, malından bela eksik olmaz.»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle haber vermektedir: Mümin erkek ve kadın, belâ ve imtihandan asla kurtulamaz. Bu belâlar, kişinin sağlığı ve bedeninde, hastalık, ölüm, isyan veya başka bir şekilde çocuklarında, fakirlik, ticaretin bozulması, hırsızlık, geçim sıkıntısı ve rızık darlığı gibi malında da olabilir. Allah, bu belâlar sayesinde kişinin bütün günahlarını ve hatalarını bağışlar. Öyle ki, kişi Allah’a kavuştuğunda tüm günahlarından ve işlediği hatalardan arınmış bir halde olur.