Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazan ayında Allah'a iman ederek oruç tutan, bu orucun farz olduğuna ve Yüce Allah'ın oruç tutanlara hazırladığı büyük mükâfat ve sevapları tasdik eden, riya ve gösteriş olmadan sadece Allah Teâlâ'nın rızasını arzulayarak oruç tutan kimsenin geçmiş günahlarının bağışlanacağını haber vermiştir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Ramazanın son on günündeki Kadir Gecesi'nde namaz kılmasının faziletinden haber vermiştir. Kim bu gecede namaz kılmaya, dua etmeye, Kur'an okumaya ve Yüce Allah'ı zikretmeye gayret ederse, bu gecenin varlığına ve faziletine iman eder, riya ve gösteriş olmadan yapmış olduğu ameller ile Allah Teâlâ'nın vereceği sevabı arzularsa, geçmiş günahları bağışlanır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- varlıklar hakkında genel bir kuralı açıklamış ve dinde de bunun üç kısma ayrıldığını haber vermiştir: Açık olan helaller, açık olan haramlar, hüküm olarak helal ve haramlığı açık olmayan şüpheli şeylerdir. İnsanların çoğu bunun hükmünü bilmez. Kim bu şüpheli şeyleri terk ederse, harama düşmekten uzak olacağı için dini selamette olur. Bu şüpheli şeyleri yapmadığı için insanların kınamasından da ırzı selamette olur. Kim de bu şüpheli şeylerden kaçınmaz ise, ya kendisini haramı işlemeye maruz kalır ya da insanlar onun ırzı hakkında konuşur. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şüpheli şeylere dikkat etmeyen kimseyi arazisinin etrafını çevirmiş kişinin yakınlarında sürüsünü otlatan çobana benzetmiştir. Bu çobanın sürüsü o araziye yakın olduğu için orada otlayabilir. Şüpheli şeyleri yapan kişinin de durumu böyledir. Harama yaklaştığı için o haramı işlemesi uzak değildir. Daha sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- insan vücudunda küçücük bir et parçası (kalp) olduğunu haber vermiştir. Kalp iyi olursa bütün vücut da iyi olur, eğer kalp bozulursa bütün vücut da bozulur.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah Teâlâ'nın bize her şeyde ihsanı emrettiğini haber vermiştir. İhsan; ibadette, iyilik yapmakta, canlılara eziyet etmemekte her daim Yüce Allah'ın gözetiminde olduğunu bilmektir. Öldürmek ve hayvanı boğazlamak da bu ihsan kapsamındadır. Kısas anında katilin öldürülmesindeki ihsan; öldürülen için en kolay, en hafif ve en hızlı yolu seçmektir. Hayvanı boğazlama esnasındaki ihsan; bıçağı bileyerek kesilecek hayvana şefkat göstermektir. Hayvan bıçağa bakarken gözünün önünde bıçak bilenmez. Diğer hayvanların gözü önünde de hayvan boğazlanmaz.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- her türlü zararın kişinin kendisinden ve başkalarından uzaklaştırılması gerektiğini, dolayısıyla hiç kimsenin ne kendisine ne de başkasına zarar vermesinin caiz olmadığını haber vermiştir. Kişinin gördüğü zarara, zararla karşılık vermesi caiz değildir. Haddin aşılmadığı kısas durumu haricinde zarar, zarar vererek ortadan kaldırılmaz. Sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, insanlara zarar verenin zarar göreceğini, insanlara zorluk çıkaranın ise zorlukla karşılaşacağını haber vermiştir.
Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-, herhangi bir şeyden sakındırdığında istisnasız o şeyden kaçınmamız gerektiğini, bir şeyi de emrettiğinde onu da güç yetirebildiğimiz ölçüde yerine getirmemize dair bizlere yol göstermiştir. Sonra da geçmiş bazı ümmetlerden olmayalım diye bizleri uyarmıştır. Onlar nebilerine çok soru sorar, bununla birlikte onlara muhalefet ederlerdi. Allah -Azze ve Celle- de değişik şekillerde onları mahv ve helak etmiştir. Bizler de onlara benzemeyelim ki onların helak olduğu gibi helak olmayalım.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cebrâil -aleyhisselâm-'ın kendisine komşuya özen gösterip sahip çıkmasını emrettiğini ve bunda ısrarcı olduğunu haber vermiştir. Komşu, Müslüman ya da kâfir, akraba olan ya da olmayan evleri yakınımızda olan oturan kimselerdir. Onların hakkını gözetip rahatsız etmemeli, onlara ihsanda bulunup verdikleri rahatsızlığa sabretmeliyiz. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- komşu hakkının büyük olması ve Cebrâil -aleyhisselâm-'ın bu konuda kendisine sürekli nasihat etmesinden dolayı bir kimse vefat ettikten sonra komşusunun mirasçı kılınacağına dair vahiy indirileceğini zannetmiştir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yapılması şirk olan şeyleri beyan etmiştir. Bunlardan bazısı şunlardır: Birincisi: Rukye, Cahiliye ehlinin şifa aradıkları şirk içeren sözlerdir. İkincisi: Deri ve benzeri şeylerden edinilen muskadır. Bu muskalar nazarı def etmek için çocuklara ve hayvanlara takılır. Üçüncüsü: Tivele, karı kocadan birisinin diğerini sevmesi için yapılan şeydir. Bunlar şirk olan hususlardandır. Çünkü bir şeyi sebep kılmaktır. Oysa ki, bu sebep kılınan şeyler delil ile sabit olan şeri bir sebep ya da tecrübe ile sabit olan gözle görülen bir sebep değildir. Kur'an-ı Kerim okumak gibi şeri vesileler ya da ilaç gibi tecrübe ile sabit olan vesilelerin şifa için aracı olduğuna, ancak fayda ve zararın sadece Yüce Allah'ın elinde olduğuna itikat edildiğinde bunları yapmak caiz olur.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ölülere hakaret etmenin ve ırzları hakkında konuşmanın haram olduğunu ve bunun kötü bir ahlak göstergesi olduğunu haber vermiştir. Onlar dünyada iken yapmış oldukları salih ya da kötü amellerine kavuşmuşlardır. Bu hakaret onlara ulaşmadığı gibi sadece yaşayan akrabalarına zarar vermektedir.