





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Fatıma binti Kays’dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Ya Rasûlullah! kocam beni üç talakla boşadı. Zorla yanıma girerler diye de korkuyorum. Rasûlullah: "Ordan ayrılmasını emretti. Bunun akabinde oda başka yere gitti."
Müslim rivayet etmiştirFatıma binti Kays -radıyallahu anha- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e iddet beklerken kocasının boşadığı evde kalmaktan korktuğunu haber vermiştir. Belki eve hırsız, facir vb kimseler zor kullanarak girebilirdi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'de ona başka bir yere geçmesini emretmiştir. Bununla birlikte hala o boşanma iddetini beklemektedir. Buna ihtiyaç olduğu için yapmıştır.
Amr b. el-As -radıyallahu anh-; demiştir :"Ümmü Veled'in iddeti konusunda Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sünnetinde bize karışıklık çıkarmayınız.Efendisi ölen bir kadının iddeti dört ay on gündür.''
İbn Mâce rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Mâlik rivayet etmiştirBu eserde değerli sahabe Amr b. el-Âs -radıyallahu anh- efendisi ölmüş Ümmü Veled'in iddeti konusunda delilsiz ve ispatsız konuşan kimseyinin bu konuda konuşmasını yasaklamıştır.Ve bu konuda sünnetin hür eş gibi aynı olduğunu köle kadının dört ay on gün beklemesi olduğunu açıklamıştır.Eser açık birşekilde bu manaya delalet etse de başka deliller ile ilim ehlinden çoğu efendisi ölen Ümmü Veled'in iddetinin diğer cariyeler gibi bir hayız olduğunu tercih etmişlerdir.O da cumhurun mezhebidir.
Urve b. Zubeyr'in Nebî -sallallahu aleyhive sellem'in hanımı Âişe'den rivayet ettiğine göre, (iddet bekleyen) Ebû Bekir es-Sıddîk'ın oğlu Abdurrahman'ın kızı Hafsa'yı üçüncü hayzında kan görmeye başlayınca (kocasının evinden ailesinin yanına) intikal etti. İbn Şihâb şöyle demiştir: Bu hadiseyi Amre bint Abdurrahman'a anlatılınca: Urve doğru söylemiş, bu konuda bazı kimseler Âişe ile tartıştılar ve dediler ki: Yüce Allah kitabında «Üç kuru'» buyurdu.» [Bakara suresi: 228] Bunun üzerine Âişe: Doğru söylediniz (ama) Kurû'un ne olduğunu biliyor musunuz? Kuru' (hayız değil) temizlik halleridir» dedi.
Mâlik rivayet etmiştirBu eserde Urve b. Zubeyr Âişe -radıyallahu anha-nın öz kardeşi Abdurrahman'ın kızı Hafsa'nın kocası Münzir b. Avvâm onu boşadığında iddetini beklediği evden üçüncü hayızını gördüğünde ailesinin evine gittiğini haber vermiştir. Buda iddetin tamamlandığının göstergesidir. Âişe ile bazı sahabeler arasında ayette geçen kuru' kelimesi hakkında tartışma olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: {Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali beklerler} Sahabeler dediki bu hayızdır. Âişe -radıyallahu anha-'da onlara şöyle cevap verdi: Sizler Kuran'ı doğru okudunuz. Ancak tefsirinde hata ettiniz. Çünkü "Kar' kelimesinin manası iki hayız arasındaki temizliktir. Kar' kelimesi zıt anlamlı kelimedir. Temizlik manasına gelir. Mâlik, Şafii bu görüştedir. Hayız manasına da gelir. Ebû Hanife ve Ahmed de bu görüştedir.
İbn Ömer -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Köle, hür hanımını iki talakla boşadığında, hanımının iddeti üç hayız beklemesidir. Hür kişi köle hanımını iki talakta boşadığında, hanımının iddeti köle kadının iddeti olan iki hayızdır.
Beyhakî rivayet etmiştir - Dârekutnî rivayet etmiştir - Abdurrezzâk rivayet etmiştirBu eserde İbn Ömer -radıyallahu anhuma- köle, hür olan karısını yada köle hanımını iki talakta boşar bu iki talaktan başka hakkı yoktur. Hür olan karısı üç hayız iddet bekler. Aynı zamanda hür kişi köle olan karısını iki talakta boşar ve bu iki talaktan başka hakkı yoktur. Karısının iki hayız iddet bekleyeceğini beyan etmiştir.
Ebu Said el-Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet olunduğuna göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Evtas'ta esir alınanlar hakkında şöyle buyurmuştur: Hamile olanlarla çocuklarını doğurana kadar, hamile olmayanlarlada bir hayız olana kadar ilşkiye girilmez.
Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirEbû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Evtas'ta -Mekke'ye yakın olan bir yer- kafirlerle yapılan savaşta esir alınıp, çocuğunu doğurma ve loğusalığından temizlenme gibi rahminin temiz olduğu bilinene kadar o kadınlarla ilişkiye girmeyi yasakladığını haber vermiştir. Ancak hamile olmayan kadınlarla bir hayız görene kadar ilişkiye girilmez. Çünkü biz onun rahminin temiz olduğunu ancak hayızla bilebiliriz. Buna esir alınıp satılmayan ve hangi yolla sahip olunursa olunsun bütün mülk edinilen köleler kıyas edilir.
Âişe -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre,Süheyl'in kızı (Ebu Huzeyfe’nin hanımı) Rasûlullah -’a gelip şöyle dedi:Ebu Huzeyfe’nin kölesi Sâlim onlarla birlikte aynı evde yaşıyordu.-Bir gün Süheyl'in kızı Peygamber ’e gelerek: ''Salim artık erginlik çağına gelmiş, olanları idrak ettiklerini idrak eder duruma gelmiştir. Bununla beraber yanıma geliyor ve ben Ebu Huzeyfe’nin bundan rahatsızlık duyduğunu hissediyorum.''deyince Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Sehle’ye “Git onu emzir, artık senin için bir mahrem olur ve Ebu Huzeyfe'nin içindekiler de kaybolur.''dedi. Sehle daha sonra gelip ''onu emzirdiğini ve Huzeyfe’nin içindeki tereddütlerin de kaybolduğunu'' ifade etti.
Müslim rivayet etmiştirEbû Huzeyfe -radıyallahu anh-'ın hanımı Süheyl'in kızı Sehle -Sâlim için fetva sormak için- geidi.Sahabelerin faziletlilerindendi.Evlat edinme caiz olup kaldırılmadan önce Ebû Huzeyfe onu evlat edinmişti.Ebû Huzeyfe ve hanımının evinde oğul gibi yetişti.Allah Teâlâ (Onları babalarına nispet ederek çağırın.) Ahzap suresi 5. ayetini indirince evlat edinmenin caiz olma hükmü ortadan kalktı.Salim Sehle'nin yanına girme konusunda küçüklüğü hükmünde kaldı.Onların ve Sehle'nin yanına giriyor ve onu görüyordu.Adamların ulaştığına ulaşana kadar.Ebû Huzeyfe kendi içinde bunu kerih gördü.Eski alışkanlıkları gereği Salim'in yanlarına girmesini engellemek onlara ağır geldi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e bu konu hakkında sordular.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Sehle'ye şöyle buyurdu:''Git onu emzir, artık senin için bir mahrem olur ve Ebu Huzeyfe'nin içindekiler de kaybolur.''dedi. Sehle daha sonra gelip ''onu emzirdiğini ve Huzeyfe’nin içindeki tereddütlerin de kaybolduğunu'' ifade etti.Bu hüküm özeldir.Devamlı Fetva Kurulunun fetva verdiği gibi kim emzirme yaşından sonra emerse emdiği kimse onun süt annesi olmaz.
Abdullah b. Amr -radıyallahu anh-'tan bir kadın Peygamberimiz’in -sallallahu aleyhi ve sellem- yanına gelerek şöyle demiştir:''Ya Rasûlallah, şu çocuk benim oğlumdur. Karnım ona yuva, göğsüm pınar, kucağım da ona kundak oldu. Şimdi babası beni boşadı ve çocuğu benden almak istiyor.''Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-,''Başkası ile evlenmediğin sürece onun üzerinde sen hak sahibisin.''
Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirBu hadiste bir kadın kendisini boşayıp oğlunuda ondan almak istediği zaman kocasını Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şikayet etmesi vardır.Bu kadın oğlunun kendisine kalması konusunda öncelik verilmesini gerektiren özellikler zikretti.Cenin iken karnı ona yuva,doğduktan sonra göğsü ona pınar, kucağı da onu içine alan yumuşak bir yer oldu.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'de kadının kendisinden bahsettiği özelliklerini onayladı.Başkası ile evlenmediğin sürece bakımı konusunda sen hak sahibisin.''Eğer nikahlanırsan bakma konusunda ondan daha hak sahibi olmazsın.Bilakis babası daha çok hak eden olur.Bunun sebebi eğer kadın evlenirse oğlu onunla kalır.Ve bu yeni eşin evinde olur.Ve oda ona minnet eder ya da çocuk babasından daha fazla onunla alaka kurar.Ve belkide başka zararlar vuku bulur.
Ebu Meymune Selmâ Medine ehlinden birinin kölesi olan doğru bir adam,dedi ki:Ben Ebu Hureyre -radıyalahu anh- ile oturuyordum,yanında küçük oğlu ile beraber Farisi asıllı bir kadın geldi.Onun velayetini iddia ediyorlardı.Kocası onu boşamıştı.Kadın ey Ebu Hureyre! dedi ve Farsça konuştu.Kocam oğlumu götürmek istiyor.Ebu Hureyre dedi ki:Çocuk için ok çekin (yani kura çekin) ona bunu söyledi.Kocası geldi.Kim benim oğlum için hak iddia ediyor.Ey Allah'ım ben bunu Rasûlullah --sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelen bir bir kadından duydum ki ve ben onun yanında oturuyordum.Kadın şöyle dedi:Ey Allah'ın Rasûlü kocam benim oğlumu alıp gitmek istiyor.Beni Ebu İnebe'nin kuyusundan getirerek su taşıyordu.Bana faydası dokunmaya başlamıştı.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onun üzerine kura çekin buyurdu.Kocası dedi ki:Kim benim oğlum için benimle hak iddiasında bulunuyor? Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdular ki:''Bu senin babandır bu da annendir ikisinden istediğin birinin elini tut.''Annesinin elinden tuttu.O da çocuğu götürdü.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirBu hadiste çocuğun çıkarlarını yerine getirmenin gerekliliğinin açıklanması vardır.Bu da bu kadın kocasından ayrılmış ve çocukta onunla birlikte kalmıştı.Sanki çocuğun onun himayesinde kalmasıyla ilgili bir engel çıkmış çocuğa ihtiyacı olduğu halde onunla kalmasına engel olmuştu.O çocuğunda babanın velayet konusundaki güç yetirememesine karşın kadının ilgilenmesine,korumasına ihtiyacı vardı.O vakit Ebu Hureyre -radıyallahu anh- bu kadının hakkı gibi aynı konuda Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işittiği şeyi haber verdi.Hıdane velayet olup buradan kast edilen çocuğun terbiyesi,onun çıkarlarını yerine getirmektir.Temyiz yaşından önce çocuk anne evlenmediği sürece annesinin yanında kalır.Temyiz yaşına ulaşınca,bazı işleriyle kendi başına ilgilenmeye başlayınca ve bir çok işte kendi kandine yeter duruma geldiğinde o vakit bakımı konusunda anne ve babanın hakkı eşit olur.Ve çocuğa babası ve annesi arasında seçim yapma hakkı verilir.Kimin yanına giderse o çocuğu alır.
Râfi b. Sinan'dan rivayet olunduğuna göre kendisi müslüman olmuş, karısı ise müslüman olmayı kabul etmemiş ve hanımı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Bu benim kızım olmaya daha lâyıkdır.Çünkü o sütten kesilmiş ya da öyle sayılabilecek yaşta küçük bir kızdır, demiş. Râfi de:Bu benim kızımdır, demiş. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Rafi'a;"Sen bir köşeye otur", hanımına da "Sen de bir köşeye otur" buyurmuş. Kızı da aralarına oturtmuş. Sonra; "Onu çağırın!" bakalım buyurmuş. Her ikisi de çocuğu yanlarına çağırmaya başlamışlar. Kız önce annesine yönelmiş. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- "Ey Allah'ım onu doğruya ilet" diye dua etmiş ve çocuk, babasına gitmek için yönelmiş. Babası da onu tutup almış.
Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirBu hadiste Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında boşanma olduktan sonra çocuğun velayetiyle alakalı anne baba arasında ikisinden biri müsmüman o da baba,ikincisi de kafir o da annedir husumet vuku bulması vardır.Zira kızlarının velayeti için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında ayrılığa düştüler.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kızı anne ve babası arasında seçim yapması için bıraktı o da anneyi seçti ki o kafirdi.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ım ona hidayet ver diye dua etti.Yani ona doğruyu göster.Allah Peygamberinin -sallallahu aleyhi ve sellem- duasına icabet etti ve kız çocuğu müslüman olan babasını seçti.Bu da çocuğun kafirin himayesi altında kalmasının Allah Teâlâ'nın seçtiği yolun tersine bir yol olduğunu ifade etmektedir.Çünkü bakımdan hedeflenen şey çocuğun terbiyesi,ondan zararı kaldırmaktır.Muhakkak ki en büyük terbiye de onun dinini korumaktır.Ve onun en güzel korunması da ondan küfrü uzaklaştırmaktır.Eğer kafirin bakımında kalacak olursa şüphesiz onu dini hakkında fitneye sokar.Ve ona küfrü öğreterek ve küfür üzere yetiştirerek İslam dininden çıkarır.Bu da en büyük zarardır.Bakım çocuğu korumak için sabit olur.Onun helakına ve dininin yok olmasına sebep verecek bir şekilde meşru olmaz.