





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
İbn Abbas -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre demiştir ki: Rükâne'nin ve kardeşlerinin babası olan Abdü Yezid (karısı) Ümmü Rükâne'yî boşamış ve Müzeyne (kabilesin)den bir kadınla evlenmişti. Kısa bir süre sonra (bu kadın) Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi (ve Ebu Rükâne'nin erkekliğinin olmadığını ifade etmek maksatıyla) başından aldığı bir kıla (işaret ederek- Abdü Yezid'in) "Bana ancak şu kıl kadar faydası vardır, başka değil. Bunun üzerine benimle onun arasını ayır" dedi. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- öfkelendi ve Rükâne ile kardeşlerini (yanına) çağırdı. Sonra meclisinde bulunanlara (hitaben Ebu Rükâne'nin çocuklarından ikisine işaret ederek);"Falanı şu ve bu bakımlardan falanı da şu ve şu bakımlardan Ebu Yezid'e benzer buluyor musunuz?" diye sordu. Onlar da; Evet dediler. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem(de) Abdü Yezid'e; "Onu boşa" diye emretti. O da (kendisinden istenileni) yaptı. Sonra (Hz. Peygamber; ilk) "Hanımın (olan) Rükâne ve kardeşlerinin annesine dön" buyurdu. (Abdü Yezid de) .Ya Rasûlallah ben onu üç talak ile boşadım dedi. (Rasûlullah da:) "Biliyorum, sen ona dön." buyurdu ve (Ey Peygamber, kadınları boşadığınız zaman, onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın) Talak suresi,1. ayet.
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirİbn Abbas -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre demiştir ki: Rükâne'nin ve kardeşlerinin babası olan Abdü Yezid (karısı) Ümmü Rükâne'yî boşamış ve Müzeyne (kabilesin)den bir kadınla evlenmişti. Kısa bir süre sonra (bu kadın) Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi (ve Ebu Rükâne'nin erkekliğinin olmadığını ifade etmek maksatıyla) kadınlarla cinsel ilişkiye girmeye gücünün yetmediğini ve bunun için Bunun üzerine benimle onun arasını ayır" dedi.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kızdı ve öfkelendi.Rukâne'yi ve kardeşlerini çağırdı.Sonra da beraberindeki oturanlara şöyle buyurdu:Rükâne ve kardeşlerini yaratılış ve şekil olarak benzer görüyormusunuz.Onlar onun çocuklarıdır onun erkekliğinde hiç bir şüphe yoktur.Müzeyne kabilesinden olan kadının iddia ettiği gibi değildir.Dediler ki evet o öyledir.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Abdu Yezid'e şöyle dedi:''Onu boşa'' o da onu boşadı.Sonra da ona şöyle buyurdu:Eşin Ümmü Rukâne'yi kardeşlerininde annesi olan o kadını geri al.Bu da onun tekrar eşi olarak feri alınmasıdır.O da dedi ki:Ey Allah'ın Rasûlü ben onu bir mecliste üç boşama ile boşadım.Ben senin onu üç talak ile boşadığını bildim ancak bir mecliste üç talak bir sayılır onu geri al buyurdu ve şu ayeti okudu:((Ey Peygamber, kadınları boşadığınız zaman, onları iddetleri içinde boşayın ve iddeti sayın) Talak suresi,1. ayet.Ahmed'teki lafzı Rukâne hanımını bir mecliste üç kere boşadı ve onun için üzüldü.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona üçünün bir sayıldığını söyledi.
İmran b. Husayn -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet edildiğine göre karısını boşayan sonrada onunla cinsel ilişkiye giren adam hakkkında soruldu.Boşamasına da,geri almasına da şahit tutmadı.Dedi ki:Sünnette olmayan bir şekilde boşadın ve sünnette oşmayan bir şekilde geri aldın.Boşamana ve geri almana şahit tut ve bir daha böyle yapma.''
İbn Mâce rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştirBu hadiste İmran b. Husayn -radıyallahu anhumâ- boşamasına da geri almasına da şahit tutmadan hanımını boşayan sonra da geri aldıktan sonra onunla cinsel ilişkiye giren adam hakkında soru sorulduğu vardır.İmran -radıyallahu anh- boşayan kişinin her iki durumda da sünnete muhalefet ettiğini söyleyerek cevap verdi.Boşadığında ilk olarak şahit tutmadı.İkinci olarak geri aldığında da yine şahit tutmadı.Ona boşamasına ve geri almasına şahit tutmasını emretti.Ve böyle bir işi bir daha yapmamasını söyledi.
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Dört ay geçtimi ilayı yapan boşayıncaya kadar durur. O boşamadıkça aleyhine talak gerçekleşmez.
Buhârî rivayet etmiştirBu hadiste İbn Ömer -radıyallahu anhuma- mübah olan îlanın(hanımına yaklaşmamaya yemin etmek) müddetinin dört ay olduğunu beyan etmiştir. Kim buna ziyade ederse bu kendisine izin verilmemiştir. Hanımına yakalaşmamak için yemin eden kimseye sözünü yerine getirmesi veya boşaması gerekir. Boşanma yada nikahın fesh edilmesi sözünü yerine getirmeden sadece dört ayın geçmesiyle gerçekleşmiş olmaz. Nikah hala bakidir. Koca boşayana kadar boşama gerçekleşmiş olmaz. Mahkemeden zorlanarak olsa bile boşaması sağlanır. Çünkü bu zorlama haklı bir zorlamadır.
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan rivayet olunduğuna göre. Demiştir ki: Câhiliyyet devrinin Îlâsı bir sene, İki sene idi. Allah dört ayı (ona) vakit tayin etti. Bunun üzerine dört aydan az olursa îlâ değildir.''
Beyhakî rivayet etmiştir - Taberânî rivayet etmiştir - Said b. Mansûr rivayet etmiştirİbn Abbâs -radıyallahu anhumâ-'dan gelen bu eser cahiliye ehlinin ki onlar Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesinden önce olanlar hanımlarına İlayı bir sene ve iki sene olarak yaptıklarını belirtmektedir.Talakı da üçten fazla itlak ettikleri gibi,iddet bitmek üzere iken geri alıyor ve tekrar boşuyorlardı.İla da bu şekilde kadınlara çok büyük zarar veriyordu.Allah kocalara belirli bir müddet yaptı bu müddette adam ila yapmış sayılıyor o da dört aydır.Kim bunun üzerine çıkarsa ya boşayacak ya da hanımına geri dönecek.Dört ayın altında ise ila değildir.Bilakis koca bunu hanımını edeplendirmek ve ıslah etmek için yapmakta bu ila hükmünü almamaktadır.
İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre: Bir adam karısına zıhar yapıp sonra onunla cima ettikten sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına geldi. Ya Rasûlullah! ben hanımına zıhar yaptım. kefaret vermeden önce de cima ettim dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: Bunu yapmaya seni götüren şey nedir? Allah sana rahmet etsin buyurdu. Bunun üzerine adam: Ay ışığında halhalını gördüm dedi. Rasûlullah: Allah'ın sana emrettiğini yapıncaya kadar ona yaklaşma buyurdu.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştirBu hadis, bu sahabinin hanımıyla çokça ilişkiye giren birisi olduğunu ifade etmektedir. Ramazan ayı girdiğinde oruçlu iken hanımıyla cima etmekten korktuğu için hanımına zıhar yaptı. Yani hanımını, anne, kız kardeş ve hala vb gibi kendisine ebediyen haram olan kimselere benzetti. Ancak hanımı bir gece ona hizmet ederken bileğindeki halhalı ona gözüküp dikkatini çekti ve hanımıyla cima etti. Yaptığından pişman olup Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek ondan fetva istedi. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah -azze ve celle-'nin hanımına zıhar yapan kimseye kefaret olarak farz kıldığı şeyin kefaretini vermeden cima etmek kasdıyla bir daha hanımına yaklaşmamasını emretti. Bu hadis, zıhar bahsinde bir asıldır.
Seleme b. Sahr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre dedi ki: Ben kadınlarla kimsenin gücünün yetmeyeceği kadar (çok) temasta bulunabilen (şehvetli) bir adamdım. Ramazan ayı girince bana zarar gelecek bir şekilde karıma yaklaşmaktan ve nihayet (o şekilde) sabahlamaktan korktum da Ramazan ayı çıkıncaya kadar karımdan ziharda bulundum. Bir gece bana hizmet edip dururken birdenbire,vücudunun bir kısmı açılıverdi. (Bunun üzerine) ona yaklaşmaktan kendimi alıkoyamadım. Sabah olunca çıktım kavmime (uğradım) ve olayı onlara anlattım ve;Haydi Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gidelim, dedim;Hayır vallahi olmaz, dediler. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e varıp durumu anlattım;"Sen mi bu işi yaptın ey Seleme?" buyurdu. Ben de iki defa;Bunu ben yaptım ya Rasûlallah, dedim (ve şunları ilâve ettim), ve ben Allah'ın emrine sabrederim benim hakkımda Allah'ın sana bildirdiği şekilde hüküm ver. diyerek sözlerimi bitirdim. (Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'de);"Bir köle flzflt et" buyurdu. Ben de; Seni hak ile gönderen zata yemin ederim ki (şu nefsimden ) başka bir köleyi azat etmeye gücüm yetmez, dedim ve boynumun üzerine vurdum. (Bunun üzerine);"İki ay üst üste oruç tut" buyurdu (ben de) dedi(m ki); Benim şu başıma gelen ancak oruç yüzünden geldi. (Bunun üzerine) "(Öyleyse) altmış fakire bir vesk hurma yedir" buyurdu. Ben de; Seni hak ile gönderen için (elimizde) hiç yiyecek yoktur, dedim. Bunun üzerine; "Sen Züreyk oğullarının sadakasını toplayan memura git o da sadakayı sana versin sen de altmış yoksula bir vesk hurma ver ve kalanını da ailenle birlikte ye" buyurdu. Bunun üzerine kavmime döndüm ve onlara; Sizin yanınızda darlık ve kötü düşüncelerle karşılaşmışken Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-in yanında genişlik ve güzel düşünceler buldum. Sizin sadakalarınızın bana verilmesini emretti" dedim.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirAshabtan olan Seleme b. Sahr -radıyallahu anh- şehvetinin çokluğu sebebiyle Ramazan ayında (oruçluyken) hanımıyla cinsel ilişkiye girmemek için ona zıhar yaptı.Onunla cinsel ilişkiye devam eder ve fecir doğabilir korkusuyla böyle yaptı.Ancak bir gece hanımında onunla ilşkiye götürecek şeyi görünce cinsel ilşkiye girdi.Bu günahın devamında geleceklerden korktu,kabilesine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gitmelerini ve ona bu meselenin hükmünü sormalarını ve ondan özür dilemelerini emretti.Onunla beraber gitmeyi reddettiler.Kendi başına gitti ve sorununu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e arz etti.Ona o fiili yapan ve günahı işleyen senmisin diye sordu.O da evet diye cevap verdi.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona bu meselede üzerine düşen Allah'ın hükmünden haber verdi.O hüküm de,köle azat etmesi,eğer bulamazsa ardı ardına iki ay oruç tutması,ona da gücü yetmezse altmış fakiri doyurmasıdır.O da durumunun zayıflığından,köleye sahip olamamasından ve fakirleri yedirecek gücü olmadından haber verdi.Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona kendi kavminin sadakasını almasını onlarında kendisine zıhar kefaretini vermesi için hurma vermelerini emretti.Sonra da geri kalanlarını kendi ehline yedirecekti.
Hilâl b. Ümeyye karısına Şerik b. Sahmâ ile zina isnadında bulundu. Şerik, Berâ' b, Mâlik'in anne bîr kardeşiydi. Hilâl b. Umeyye İslâm'da ilk lian yapan adamdı. Hilâl karısı ile lânetleşti. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- : «Kadını gözetleyin! Eğer beyaz tenli, düz saçlı, bozuk gözlü bir çocuk doğurursa, çocuk Hilâl b. Umeyye'ye; sürmeli gözlü, cılız, ince baldırlı bir çocuk doğurursa Şerik b. Sahmâ'ya airtir.» buyurdu. Bilâhare kadının sürmeli gözlü, cılız, ince baldırlı bir çocuk doğurduğunu haber verdim.
Müslim rivayet etmiştirBu hadis Hilâl b. Ümeyye -radıyallahu anh-'ın karısına zina isnadında bulunduğunu ifade etmektedir. O kadın Şerik b. Samhâ ile zina etmiş ve hamileliği belirgin olmuştur. Hilâl b. Umeyye lanetleşme yoluyla çocuğun kendisinin olmadığını belirtmek istemiştir. Lian: Karı ve kocanın sözlerinin doğruluğu hususunda yemin ederek kim aralarından yalancı ise onun için lanet etmeye denir. Sonra Nebî -aleyhisselatu vesselam- çocuğun babsının mı yoksa zinadan hamile kaldığı kimseden mi olduğunu açıklayan alametleri zikretmiştir. Eğer saçları düz yaratılışı tam ise ikisinin arasındaki benzerlikten dolayı o zaman babasınındır. Eğer çocuğun kirpikleri sürme çekilmiş gibi simsiyah ve saçlarında dalgalı ise kadınla zina eden Şerik b. Samhâ'nındır. Bu hadis hamile olam kadınla lanetleşmenin meşru olduğuna delalet eder.
Şihâb'dan o da Sehl b. Sa'd Sâidî ona haber verdi ki :Uveymiri'l-Aclânî, Âsım b. Adiy el-Ensârî'ye gelerek: Ne dersin ey Asım! Bir adam karısının yanında birini bulursa onu öldürür; siz de kendisini öldürür müsünüz; yoksa ne yapar? Şunu benim için yâ Âsım, Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e soruver! demiş. Âsım da Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sormuş. RasûluIlah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu suallerden hoşlanmamış; onları ayıp görmüş. Hattâ (bu bâbta) Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'den işittiği sözler Âsım'a ağır gelmiş. Âsım evine dönünce Uveymir gelmiş; ve :Yâ Âsım! Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- sana ne dedi? diye sormuş. Âsım:Sen bana hayır getirmedin; Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine sorduğum suâlden hoşlanmadı; demiş. Uveymir Vallahi ben bu meseleyi ona sormaktan vazgeçmeyeceğim; diye mukabele etmiş.Derken Uveymir kalkarak halk arasında bulunan Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanma gelmiş ve: Yâ Rasûlallah, ne buyurursun, bir adam karısının yanında birini bulursa onu öldürür; siz de kendisini öldürür müsünüz; yoksa ne yapar? demiş. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-; «Seninle zevcen hakkında âyet indi. Haydi git de onu getir.» buyurmuşlar.Sehl şunu söylemiş : Müteakiben liân yaptılar. Ben de halkla beraber Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında idim. Liânı bitirdikleri vakit Uveymir:Karımı nikâhım altında tutsam onun hakkında ben yalan söyledim yâ Rasûlallah! dedi; ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kendisine emretmeden karısını üç defa boşadı.İbni Şihâb:«Artık bu,liân yapanların âdeti olmuştur.» demiş.
Muttefekun AleyhHadis Uveymir el-Aclânî -radıyallahu anh-'ın kim hanımını başka bir adamla bulursa onun hükmünden sormak için geldiğini belirtmektedir.Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- hoş görülmeyene maruz kalma durumu olacağından bu gibi meseleleri kerih görmüştür.O konu hakkında soru sormada ısrar etmiş.Ve onun başına sorduğu şey gelmiştir.Sonra da Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelerek durumunun hükmünden sormuştur.Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ın ona kendi ve hanımının işi hakkında ve onlar için ne olacağı ayet indirdiğini haber vermiştir.Lanetleştiler.Sonra da Uveymir lianın eşini kendisine haram kılmayacağını zannetti.Aceleyle onu üç defa boşadı.Bu da İslamdaki ilk lian olmuştur.
Fürey'a binti Malik b. Sinân'dan rivayet edildiğine göre -Ebû Saîd el-Hudrî -radıyallahu anh-'ın kız kardeşidir- Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelip Hudraoğulları olan ailesine dönmeyi sordu. Çünkü kocası kendisinden habersiz yere kaçan kölelerini aramaya çıktı. Fakat onlara yetişti ancak onu öldürdüler. Rasûlullah -sallalalhu aleyhi ve sellem'e ailemin yanına dönebilirmiyim? eşim bana bir mesken yada nafaka bırakmadı diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisine evet cevabını verdiğini söyledi. Daha sonra sözüne şöyle devam etti: Odama yada mescide gittiğimde beni çağırarak yada beni emretti ve beni çağırdılar. Bana nasıl olmuştu dedi? Bende kocam hakkında zikredilen kıssayı ona tekrardan anlattım. Bana şöyle buyurdu: Takdir yerini buluncaya kadar evinde dur. Bunun üzerine o evde dört ay on gün iddet bekledim. Daha sonra Osman b. Affân bana elçi gönderdi ve bu meseleyi bana sordu. Ona bunu haber verdim ve sözümü alıp onunla hükmetti.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirBu hadis ismi zikredilen bayan sahabenin kocası vefat ettiğinde kocası ile beraber yaşadığı evden başka bir yerde iddetini beklemek istediğini beyan etmektedir. Nebî -aleyhisselatu vesselam- ona Allah'ın iddeti bitene kadar evinde kalmasını farz kıldığını haber vermiştir. Bu hadis kocası ölen kadının iddeti ve yas tutması bitene kadar kocasının vefat ettiği esnada oturduğu evde kalmasının gerekli olduğu aslını içermektedir. İddeti ve yas tutmasındaki takdir yerini buluncaya kadar evinden ayrılması helal olmaz. Buda eğer hamile ise çocuğunu doğurana kadar, eğer hamile değil ise dört ay on gün tamamlanana kadardır.