





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebu Rifâ'a Temîm b. Useyd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına vardım; hutbe okuyordu. Yâ Rasûlallah! Yabancı bir kimse , dinini sorup, öğrenmeye gelmiş; dininin ne olduğunu bilmeyen bir adamım.” dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bana döndü ve hutbesini bırakarak ta yanıma kadar geldi. Kendisine bir sandalye getirdiler. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sandalyenin üzerine oturarak, Allah'ın kendisine öğretmiş olduğu bilgilerden bana da öğretmeye başladı. Sonra tekrar hutbesine dönerek, onu sonuna kadar tamamladı.”
Müslim rivayet etmiştirYabancı bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in hutbe verdiği esnada O’nun yanına gelmesi ve adamın;Yâ Rasûlallah! Yabancı bir kimse, dinini sormaya gelmiş; dininin ne olduğunu bilmeyen bir adamım.” demesi üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona dönmüş ve hutbesini bırakarak onun yanına kadar gelmiş, kendisine bir sandalye getirilmiş ve Rasûlullah- sallallahu aleyhi ve sellem- ona öğretmeye başlamıştır. Çünkü bu adam ilmi sevip isteyen ve buna hazır olan ve dinini öğrenmek isteyen bir adamdır. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona doğru gelmiş, hutbe irad etmeyi bırakmış (adama dinini öğrettikten) sonra tekrardan hutbe irad etmeye geri dönmüştür. İşte bu, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in alçak gönüllülüğündendir.
Enes -radıyallahu anh- çocukların yanından geçerken onlara selâm verdi ve Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de çocuklara böyle selâm verirdi, dedi.
Muttefekun AleyhHadiste tevazuya ve bütün insanlara selam vermeye davet etmek vardır. Peygamber –sallallahu aleyhi ve sellem-’in tevazusunun göstergesi de çocukların yanından geçerken onlara selam veriyor olmasıdır. Sahabeler de onu takip etmişlerdir –radıyallahu anhum- Enes -radıyallahu anh- çocukların yanından geçerken onlara selâm verirdi. Çocuklar pazarda oynarken, yanlarından geçerken onlara selam verirdi Ardından da şöyle derdi: "Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- böyle yapardı." Yani Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de çocukların yanından geçerse onlara böyle selâm verirdi. Bu da tevazudan, güzel ahlaktan, terbiyeden, güzel eğitimden, irşattan ve yönlendirmedendir. Çünkü çocuklar bir insan onlara selam verirse, onlar buna alışırlar ve onlar için nefislerinde bir alışkanlık haline gelir.
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-'dan şöyle rivayet edilmiştir: Nebi -sallalahu aleyhi ve sellem-, bir adamın bir kişiyi övdüğünü ve övmede aşırı gittiğini işitti ve bunun üzerine şöyle buyurdu: «Adamı mahvettiniz -veya- adamın belini kırdınız.»
Muttefekun AleyhNebi -sallalahu aleyhi ve sellem-, bir adamın bir kişiyi hayırla andığını ve övmede aşırı giderek kendisinde olmayan vasıflarla onu övdüğünü işitti. Bunun üzerine Nebi -sallalahu aleyhi ve sellem-, onun bunu yapmasını yasakladı ve bu övmenin adamın helakına sebep olabileceğini haber verdi. Çünkü bu övgü; övülen kişinin kibirlenmesine ve kendini yüce görmesine sebep olur.
Ebu Bekre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında bir adamdan bahsedilmiş ve orada bulunan bir kişi o adamı güzel bir şekilde övmüştü. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in: "Yazık sana! Arkadaşının boynunu kopardın." buyurdu ve bu sözünü defalarca tekrarladı. Sonra da: "Şayet biriniz mutlaka arkadaşını methedecek ise, öyle sanıyorum ki o şöyle iyidir, böyle iyidir.’ desin. Ve bu sözünü, methettiği adamın bu şekilde olduğunu bilerek söylesin. Esasen onu hesaba çekecek olan Allah'tır ve Allah'a karşı hiç kimse kesin olarak temize çıkarılamaz" buyurdu.
Muttefekun AleyhBu hadiste nebevi mübarek yönlendirmeler bulunmaktadır. Müslüman kişi bir kimseyi aşırı övmekten kaçınmalıdır. Gurur ve kendini beğenmişlik, şeytanın insana yaklaştığı kapılardan birisidir. Aşırı övgü kişiyi gurura ve kibirli olmaya düşürebilir ve böylece helak olmasına sebep olabilir. Müslüman kişi bir kimseyi överken ölçülü davranarak, işin hakikatini Allah'a bırakır. Nefislerde gizli olanı ancak Allah Subhânehû ve Teâlâ bilir.
Abdullah b. Ömer -radıyallahu anhuma-'dan merfu olarak rivayet edildiğine göre, "Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an ile düşman topraklarına yolculuk yapmayı yasaklamıştır."
Muttefekun AleyhAllah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an ile Müslüman olmayan düşman topraklarına yolculuk yapmayı yasaklamıştır. Zira Kur'an-ı Kerim'e orada saygısızlık yapılabilir. Bir insan zannı galibine göre Kur'an-ı Kerim'e bir saygısızlık gösterilmeyeceğini düşünüyorsa caiz olur.
Cubeyr b. Mut'im -radıyallahu anh- şöyle dedi: Huneyn Gazvesi'nden dönüşte Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte yürürken bedevi Araplar ısrarla ganimetin taksimini istemeye başladılar. Neticede Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i Semura (denilen dikenli ağacının) altında durmaya zorladılar. Ridası o ağacın dikenlerine takıldı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- durup: «Bana ridamı verin! Şayet şu ağacın dikenleri kadar hayvanım olsaydı, onların tamamını size paylaştırırdım. Sonra siz, benim cimri, yalancı ve korkak olmadığımı görürdünüz!» buyurdu.
Buhârî rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Huneyn Gazvesi'nden döndükten sonra ki orası Mekke ile Tâif arasında bir vadidir. O'nunla beraber Cubeyr b. Mutim -radıyallahu anh- da vardı. Birlikte yürürken bedevi Araplar ısrarla ganimetin taksimini istemeye başladılar. Neticede Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i Semura (denilen dikenli ağacının) altında durmaya zorladılar. -Semure ağacı dikenli bir çöl ağacıdır- Ridası o ağacın dikenlerine takıldı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- durup: «Bana ridamı verin! Şayet şu ağacın dikenleri kadar hayvanım olsaydı, -dikenleri olan bir ağaçtır- deve, inek ve koyun gibi hayvanlarım olsaydı onların tamamını size paylaştırırdım. Sonra siz, benim cimri, yalancı ve korkak olmadığımı görürdünüz!» buyurdu.
Ebu Ümâme İyâs b. Sa’lebe el–Ensârî el–Hârisî -radıyallahu anh- şöyle dedi: Bir gün, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashâbı onun yanında dünyadan bahsettiler. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Siz işitmiyor musunuz? İşitmiyor musunuz? Sade yaşamak imandandır; sade hayat sürmek imandandır.»
İbn Mâce rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirBazı sahabeler Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-’in yanında dünyadan bahsettiler. Bunun üzerine Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem-: «İşitmiyor musunuz?» Yani iyi dinleyin! dedi. Sözünü pekiştirmek için tekrarlamıştır. Şüphesiz ki elbisede, süslenmede mütevazi olmak iman ehlinin ahlakıdır. İman ona etki etmiştir.
Müminlerin annesi, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in eşi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Ey Âişe! Şüphesiz ki Allah refîktir (merhametlidir), rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever. Sertlik ve daha başka şeylere vermediği sevabı yumuşaklığa verir.»
Müslim rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'ya yumuşak huylu olmasını öğütlemiş ve Allah'ın kullarına karşı yumuşak huylu ve merhametli olduğunu, onların rahat etmelerini, zorluk çekmemelerini istediğini, bu yüzden onları kapasitelerinin ötesinde yüklemediğini, kulunun yumuşak huylu olmasını ve kolay yolu seçmesini sevdiğini, böylece sert veya kaba olmamasını istediğini, Allah Teâlâ yumuşak huyluluk ve hoşgörüye bu dünyada güzel bir şekilde övmüş, ihtiyaçların elde edilmesi ve hedeflere ulaşmanın kolaylaştırılması hususunda onlara destek olmuştur. Ahirette ise yumuşak huylu kimseye şiddetli, sert ve kaba davranan kimseye verdiğinden daha büyük bir mükâfat verdiğini, dolayısıyla yumuşak huyluluğun başka hiçbir şeyle elde edilemeyecek nimetler getirdiğini belirtmiştir.
Ebu Kebşe Amr b. Sa’d El–Enmârî -radıyallahu anh-’den merfû olarak rivayet edildiğine göre o, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işitmiştir: «Haklarında yeminle söz söyleyebileceğim üç haslet vardır; iyi belleyiniz! Sadaka vermekle kulun malı eksilmez. Uğradığı haksızlığa sabredenin Allah şerefini arttırır. Dilenme kapısını açan kimseye Allah, fakirlik kapısını açar. (Veya buna benzer bir cümle söyledi).» «Yine size bir söz daha söyleyeceğim, onu da iyi belleyiniz.» dedi ve şöyle buyurdu: «Dünyada dört kısım insan vardır: (Birincisi) Allah’ın kendisine mal ve ilim verdiği kimsedir. Bu kişi Allah’a karşı saygılı davranır, hısımlarını görüp gözetir, o maldaki Allah’ın hakkını yerine getirir. Bu, en üst derecedir. (İkincisi), Allah’ın kendisine ilim verip mal vermediği iyi niyetli kimsedir. O, iyi niyetle, “Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım” der. Bu, iyi niyetinin karşılığını görür. İkisinin sevabı eşittir. (Üçüncüsü), Allah’ın mal verip ilim vermediği kimsedir. O bilgisizliği yüzünden malını gelişi güzel harcar, Allah’a karşı sorumlu davranmaz, hısımlarını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi, en kötü durumdadır. (Dördüncüsü), Allah’ın ne mal ne de ilim verdiği kimsedir. Bu kişi der ki, “Eğer malım olsaydı, ben de falan gibi yer içerdim.” Bu da niyetinin karşılığını görür. Binaenaleyh bu iki kişinin vebâli eşittir."
Tirmizî rivayet etmiştirÜç haslet vardır ki Allah Rasûlü –sallallahu aleyhi ve sellem- onlar hakkında yemin etmiş ve onlara (sahabelere) başka bir hadis aktarmıştır. Bu üç haslet: 1- Sadaka vermekle kulun malı eksilmez: Yani sadaka vermekle malın bereketi azalmaz. 2- Uğradığı haksızlığa sabredenin Allah şerefini arttırır. Yani hangi zulüm olursa olsun isterse içinde zelillik barındıran olsa dahi Allah -Azze ve Celle- mazlumu bununla izzetli, zalimi de zelil kılar. 3- Zaruri ihtiyacı olmadan, zengin olmak ve daha fazla kazanmak için dilenme kapısını açan kimseye, Allah -Azze ve Celle- başka ihtiyaç kapısı açarak ya da ona vermiş olduğu nimetini çekip alarak fakirlik kapısını açar. Sonra dünyada insanların dört sınıf olduğunu zikrederek onların kim olduğunu söylemiştir.