Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Ebu Hureyre -radıyallahu anh-, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanında Akra' b. Hâbis et-Temîmî otururken Ali'nin oğlu Hasan’ı öptüğünü haber verdi. Akra': Benim on tane çocuğum var, onlardan hiç birini öpmedim, dedi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona hayretle bakıp sonra ona: «Merhamet etmeyen kimseye merhamet olunmaz.» buyurdular. Başka bir rivâyette: «Allah kalbinden rahmeti aldı ise bir şey yapabilir miyim?» Yani: Allah kalbinden rahmet duygusunu aldı ise ben ne yapabilirim? Onu sana geri döndürebilir miyim?
Enes -radıyallahu anh-'dan rivâyet edildiğine göre, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, bir kimsenin ayakta su içmesini yasaklamıştır. Râvi Katâde b. Diâme es-Sedûsî -rahimehullah- şöyle demiştir: Biz Enes -radıyallahu anh-'a: "Ya ayakta yemek yemenin hükmü nedir?" diye sorduk. "İçmek gibi o da yasaklanmış mıdır?" dedik. Enes: "Ayakta yemek daha beter (veya kötüdür)", dedi. Hadiste; «Ayakta su içmekten men etmiştir.» şeklinde geçmektedir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin ayakta içmesini yasaklamıştır. Bunu yapan kimsenin midesindekini geri çıkarması müstehaptır. Ancak bundan dolayı günahkâr değildir. Çünkü ayakta içmek mekruhtur, haram değildir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- su tulumunun ağzından su içmeyi eziyet vermesinden dolayı yasaklamıştır. İçinde, içenin görmediği bir şey olabilir ve içen kimse onu yutabilir.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- katlanmış ve ağzı kırık su tulumlarından su içmeyi yasaklamıştır. Çünkü içinde eziyet (zarar) veren bir şey içen kimsenin midesine gidip ona zarar verebilir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- içilecek şeylere üflemeyi yasaklamıştı. Bunun üzerine bir adam: Ya Rasûlallah! İnsan kaba çerçöp düştüğünü gördüğünde, onu çıkarmak için içine üflüyor deyince Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Kaba düşen şeyi dök ve içine üfleme!» buyurdu. Bu defa adam: "Bir nefeste içince suya kanmıyorum", dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona: «O takdirde su kabını ağzından çek, nefes al sonra tekrardan iç!» dedi.
İbn Ömer -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi: "Elbisemin etekleri topuklarımdan aşağı sarkmış vaziyette Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem’-in huzuruna uğramıştım. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-: «Abdullah, elbisenin eteklerini yukarıya kaldır!» buyurdular. Ben de hemen aşık kemiklerine kadar ya da yakınına kadar kaldırdım.Sonra da, daha temiz ve daha güzel olması hasebiyle ey Abdullah: «Biraz daha kaldır!» buyurdu. Biraz daha kaldırarak baldırların yarısına kadar kaldırdım. Bundan sonra da sünnete önem vermek ve uymada süreklilik olması için bunu hedefledim.Topluluktan bazıları: Emrolunan kaldırmanın bittiği yer nereye kadar diye sordu. İbni Ömer -radıyallahu anhumâ-: "Baldırlarların yarısına kadar" diye cevap verdi.
«Allah'ım! Senin, onların karşısına çıkıp, bizi savunmanı isteriz.» Hadisin Arapça metninde boğaz kelimesi zikredilmiştir. Çünkü def edip, savurmada ve güç göstermede en etkin ve en hızlı bölgedir. Düşmanla boğaz boğaza/boyun boyuna karşılaşılır ve savaş için mücadele edilir. Bir görüşe göre boğaz kelimesi ile onların öldürülüp, yok edilmeleri temenni edilmiştir. «Onların şerlerinden sana sığınırız.» Bu şekilde dua eden kimseye Allah yeter. Bundan murat edilen, onların yüreklerine indir ve bizleri şerlerinden koru ve onlara karşı bize yeterli ol. Onların bize ulaşmasına engel ol. Bu iki kelime çok kolay olup, ihlâs ve sıdk ile söylenirse Allah kulunu savunur. Başarı Allah'tandır.
Hadiste bu lafızlarla söylenen zikrin, faziletine işaret edilmektedir. Zira bu zikirde yüce Allah’ı tenzih, takdis ve ta'zim etmek, O’na fiillerinden ötürü hamd etmek vardır. Kulun Allah’ın dilemesi olmadan hiçbir kuvveti, gücü ve hareket etmesi düşünülemez. Şerri def etmede bir savunması, hayrı elde etmede bir gücü yoktur. Ancak yüce Allah’ın yardımıyla bu mümkündür. Bu manalar ile söylenen zikirler mümin kimse için ölümünden sonra eseri ve faydası kalıcı olan zikirlerdir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in işitmiş olduğu bedevinin ettiği bu yüce dua, Allah’ın, kendisi ile vesilede bulunulan İsmu’l A’zam’ı ihtiva etmektedir. Bu dua, Allah’ı birlemeyi ihtiva etmektedir ki Allah, birdir, tektir, Samed’dir. İnsanlar O’ndan ihtiyaçlarını isterler. Allah; doğmamıştır, O’nun bir dengi yoktur. Çünkü hiçbir kimseye ihtiyaç duymayandır. O, doğurulmamıştır. Zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde hiç kimse O’na benzemez. Kendisi üzerinde tevhidin döndüğü bu yüce anlam; bu duayı, duaların en yücesi kılmıştır ki, bir kul bu dua ile dua ettiği zaman ona istediğini verir.