Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Kur'an'ı açıktan okuyan açıktan sadaka veren gibidir, Kur'an'ı gizli okuyan ise gizli sadaka veren gibi olduğunu haber vermiştir.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- günah işleyen bir kul, güzel bir şekilde abdest alır sonra işlemiş olduğu günahtan tövbe etmek niyetiyle kalkıp iki rekât namaz kılar sonra da Yüce Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah Teâlâ o kulunu affeder. Sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın şu ayetini okumuştur: {Yine onlar, büyük bir günah işledikleri yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah’tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.} [Âl-i İmrân Suresi:135].
Bir adam, hükmünü öğrenmek için Nebî-sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelerek, savaşa ve cihada çıkan bir kimsenin hem Allah’tan sevap beklemesi hem de insanların övgüsünü ve takdirini istemesi hâlinde sevap elde edip edemeyeceğini sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- de, niyetine Allah’tan başkasını ortak ettiği için böyle bir kimsenin hiçbir sevabı olmayacağını söyledi. Adam sorusunu üç kez tekrarladı; Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de her seferinde aynı cevabı vererek onun sevap alamayacağını vurguladı. Sonra da Allah Teâlâ katında amelin kabul edilmesinin ölçüsünü bildirdi: Allah, içinde hiç kimsenin ortak edilmediği, tamamen kendisi için yapılan ve yalnızca Allah’ın rızasının gözetildiği amelden başkasını kabul etmez.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Müslüman’ın İslamının güzelliklerinden ve imanının kemâlinden birinin; kendisini ilgilendirmeyen, kendisine ait olmayan, fayda sağlamayan söz ve davranışlardan —ister dinle ilgili ister dünyayla ilgili olsun— uzak durması olduğunu beyan etmiştir. Çünkü kişi kendisini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olduğunda, bu durum onu ilgilendiren şeylerden alıkoyabilir veya sakınması gereken şeylere düşmesine sebep olabilir. Zira insan, Kıyamet Günü amellerinden sorguya çekilecektir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kâmil iman sahibi bir Müminin insanların nesep ve soylarını ayıplayan, çokça sövüp sayan ve lanet eden, hayâsı olmayan kötü fiil ve kötü sözlerde bulunan kimse olmadığını haber vermiştir.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Kim bu zikri yaparsa..." onun mükâfatının ne olacağını bildirmiştir: Allah'tan başka (hak İlah yoktur) ve ilahlığı, Rabliği, isimleri ve sıfatları bakımından (yalnızca Allah, tek ve ortağı olmayandır) O'ndan başka ibadete layık hiçbir varlık yoktur. (Mülk O'nundur) ve tüm kontrol ve yönetim O'na aittir. (Hamt O'na aittir) yarattığı ve takdir ettiği her şey için. (Ve O, her şeye kadirdir) hiçbir engelleyicisi ve takdir ettiğine karşı koyacak yoktur ve O'nun dilemediği şey gerçekleşmez. Kim bu zikri bir günde yüz defa tekrarlarsa, Allah ona on köle azat etmiş gibi mükâfatlandıracak, yüz sevap ve Cennet'te bir derece yazacak, yüz günahı silinecek ve bu dua, o gün Güneş batıncaya kadar Şeytan'ın ayartmasından, musallat olmasından korur, muhafaza eder ve sapa sağlam bir koruma sağlar. Kıyamet Günü, daha fazla zikreden ve o zikrin üzerine başka zikirler yaparak eklemeler yapmış olan kimseden başkası ondan daha iyisi ile gelmez.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- yaşlı kimsenin yaşlanıp bedeninin zayıfladığını; ancak kalbinin iki şeyi sevmekte genç kaldığını haber vermiştir: Birincisi: Dünyaya ve malı çoğaltmaya duyulan sevgidir. İkincisi: Uzun ömür, uzun bir hayat sürme arzusu ve bitmek bilmeyen uzun emellerdir.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- ölümü sık sık hatırlamamızı öğütlemiştir; çünkü ölümü hatırlamak ahireti hatırlamak demektir. Böylece insanın kalbindeki dünya zevklerine, özellikle de haram olanlara olan düşkünlüğü yok olur.
Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Semûd kavminin yaşadığı bölgenin yanından geçerken, kendilerine zulmeden o azaba uğramış kavimlerin yurtlarına girmeyi veya oraya uğramayı yasaklamıştır. Ancak oraya giren kişinin, onların başına gelen azabın kendi başına da gelmesinden korkarak, ağlayarak ve ibret alarak girmesini istisna tutmuştur. Sonra bineğini sürmüş ve orayı tamamen geçene kadar hızlandırmıştır.