Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Hadisin Manası: Münafık kavminin büyüğü efendisi olsa bile ona efendi dediğinizde Allah’ı gazaplandırmış olursunuz. Çünkü bu onu yüceltmedir. O da bunu hak etmeyenlerdendir. Eğer kavminin büyüğü ve efendisi değil ise bu yalan ve nifak olur. Her iki halde de efendi lafzının münafığa ıtlak edilmesini yasaklıyor. Ve aynısı kâfir, fasık ve bidatçı için de geçerlidir. O efendilik vasfını kesinlikle hak etmemektedir. Mirkâtü’l-Mefâtih (7/3009), Abbad’ın Sünen-i Ebi Davud’un elektronik olarak tescil edilmiş şerhinden.
Tuvalet ihtiyacının giderildiği yerlerde şeytanlar ve cinler hazır bulunur. Ademoğluna eziyet ve ifsad etmek için gözetlerler. Çünkü bu yerler avretin gözüktüğü yerlerdir. Buralarda Allah'ın ismi zikredilmez. Bir müslüman tuvalet ihtiyacını gidermek için bu mekanlara geldiğinde " Eûzü billahi minel hubsi vel habâis" desin. Yani: Erkek ve kadın şeytanların şerrinden Allah'a sığınıyorum ve hiyamesini istiyorum demektir.
Bu hadiste Ebû Cuhayfe Vehb b. Abdullah es-Suvâî -radıyallahu anh- bir kimsenin yastık yada benzeri şeye veyahutta iki elinden birisini yere koyup yaslanması gibi bir yere yaslanarak yemenin Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in adeti olmadığını haber vermiştir. Bilakis Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- bu oturuş şeklinden kaçınmıştır. Çünkü bu oturuş insana ağırlık ve tembellik veren çok yemeğin davetçisidir. Bedene zarar vermeyide içerir. Çünkü kişi dayanarak yediğinde yemeğin geçtiği yol düz değil eğimli olur. Tabiatı üzerine olmadığı için bundan kişi zarar görebilir. Aynı zamanda yemek yerken bir yere dayanmak kibirliliğe ve mütevazi olmamaya delalet etmektedir.
Bu hadiste yeme içmenin bir adabından bahsedilmektedir. O da yemek yenilen veya su içilen kabın içine solumanın ve üflemenin yasak oluşudur. Kaba solumanın yasaklığı kabın kirletilmesi ve içine soluduktan sonra başka bir kimsenin içip ona zarar vermesinden dolayıdır. Aynı şekilde kendisi hem içip hemde aynı zamanda nefes aldığından dolayı belkide bu onun boğulmasına sebebiyet verebilir. Sünette geldiği üzere kabın dışında üç kez nefes alarak içmek daha lezzetli, kolay ve emredilmiş bir husustur. Bu hadiste aynı zamanda sıcak olması yada bir şeyi izale etmek için yemeğe yada içeceğe üflemenin yasak olduğundan bahsedilmektedir. Bunun sebebi yemek ve içeceğin korunmasıdır. Tükürük yada suya bulaşan kötü kokunun eseriyle kirlenmemesi içindir.
Hadisin manası: Sizden birisi edeplendirmek, cezalandırmak, Allah Teâlâ'nın hadlerinden birisini yerine getirmek, husumeti olduğu çin birisine vurmak istediğinde yüzüne vurmaktan kaçınsın. İsterse Allah'ın hadlerinden birisini uyguluyor olsa bile bundan tamamıyla uzak dursun. Çünkü Ademoğlunun yüzü değerlidir. En şerefli azadır. Bu aza ile karşılama olur. Yüze vurmak ondaki bir azayı telef etmeye veya bir değişikliş yapmaya sebebiyet verir. Vacip olan yüze vurmaktan kaçınmaktır. İster haklı yere isterse de haksız yere olsun yüze vurmak haram kılınmıştır.
Bir adam Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yanına gelerek, Ya Rasûlallah! Ben büyük küçük demeden bütün günah ve masiyetleri işledim. Ben affedilir miyim? dedi. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: « Allah'tan başka hak ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasûlü olduğuna şahitlik ediyorsun öyle değil mi?*» diye sordu. Bunu üç kez tekrarladı. Bunun üzerine adam: Evet buna şahitlik ediyorum dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- o adama kelime-i şehadetin faziletini, günahlara kefaret olduğunu ve şüphesiz tövbe etmenin geçmiş günahları sildiğini haber verdi.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- âlimlere karşı övünmek, iftihar etmek ve ben de sizin gibi âlimim demek için ya da cahiller ve aklı kıt olanlarla münakaşa etmek için ya da ortamlarda ön plana çıkmak ve diğerlerinden önce takdim edilmek için ilim talep edilmesini yasaklamıştır. Kim bunları yaparsa, ilim talebinde ihlaslı olmayıp, riyakâr olduğu için Cehennem'e girmeyi hak eder.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Yüce Allah'ın dosdoğru ve uzun, eğrilik olmayan yolu, İslam'a örnek olarak vermiştir. Bu yolun iki yanında onu çevreleyen iki duvar ya da sur vardır ve bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Bu iki duvarda açılmış kapılar vardır ve bunlar da haramlardır. Bu kapılar üzerinde perdeler vardır ve bu yolda yürüyen kimse yürürken içerde kim olduğunu bilmez, yolun başında insanları yönlendiren ve yol gösteren bir davetçi vardır ve onlara; sağa sola meyletmeden üzerinde yürüyün der ve bu davetçi de Allah'ın kitabıdır. Yolun üstünde başka bir davetçi daha vardır ve bu davetçi yolda yürüyüp perdelere yaklaşan her kişiyi azarlayarak; sakın o perdeyi kaldırma, şayet kaldırırsan oradan girersin ve girmemek için kendine hakim olamazsın der, bu davetçi de her Müslüman'ın içindeki vicdanıdır.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin namazda üç ayet okumasına karşılık alacağı sevabın; evinde bulacağı üç şişman büyük hamile deveden daha hayırlı olacağını haber vermiştir.