Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Rasulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ashabı arasında el sıkışma âdeti var mıydı sözü şu anlama gelmektedir: Karşılaştıkları zaman selam verdikten sonra sevgilerinin ve hürmetlerinin onlar da sürekli yaparlar mıydı demektir. Musâfaha sağ elle olur. Bu da olduğu zaman ayrılmadan önce onlara mağfiret edilir. Bu da karşılaştığı zaman musâfaha yapmanın faziletine delalet etmektedir. Bu da onunla konuşmak için ve benzeri sebeple karşılaştığı zaman olur. Ancak çarşıda karşılaşmaları sahabenin uygulamasından değildi. Eğer çarşıda insanların yanından geçersen sadece selam vermen yeterlidir.
Hadis Allah Azze ve Celle'ye en sevimli gelen sözün Allah'ı noksanlıklardan münezzeh kılan zikir olduğuna delalet ediyor.Tesbihin manası Allah Subhânehû ve Teâlâ'nın denklik,benzeme ve eksiklik gibi ve isimlerini inkar eden kimselerin inkarından ve kendisi hakkında caiz olmayan bütün şeylerden tenzih edilmesidir.''Bihamdihi'' sözünü söyleyenin tesbih etmesinin ancak Allah Sunhânehû ve Teâlâ'ya hamd ile ve bu konuda onun minnetiyle olmasıdır.Mananın şu şekilde olabilme ihtimali de vardır:O'na hamd ederek ve O'nun beni muvaffak kılmasıyla Allah'ı bütün noksanlıklardan tenzih ediyorum.Subhânellahi ve Bihamdihi kutsal kılma ,tenzih etmeyi ve güzel övgü çeşitlerini de kapsadığından dolayı Allah Teâlâ'nın en çok sevdiği sözdür.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, ismi, künyesi veya vasfı anıldığında kendisine salâtu selâm getirilmemesinden sakındırmış ve şöyle buyurmuştur: Yanında adım anıldığı hâlde bana salât getirmeyen kimse, cimriliğin en ileri derecesindedir. Bunun çeşitli sebepleri vardır: Birincisi: Bu, az ya da çok hiçbir kayba sebep olmayan; ne mal ne de çaba harcamayı gerektiren bir hususta cimrilik etmektir. İkincisi: Kişi aslında kendisine karşı cimrilik etmiş ve Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e salât getirme sevabından kendini mahrum bırakmıştır. Zira ona salât getirmekten kaçınmakla, yerine getirmesi gereken bir hakkı esirgemiş; emre uyarak elde edeceği ecirden de yoksun kalmıştır. Üçüncüsü: Ona salât getirmek, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bazı bizim üzerimizde olan haklarını yerine getirmek anlamına gelir. Bize öğreten, bize doğru yolu gösteren bizi Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'ya davet eden, bize bu vahyi ve bu şeriatı getiren odur. Dolayısıyla, Allah -Tebâreke ve Teâlâ-'dan sonra bizim hidayetimize vesile olan odur. Kim ona salât getirmezse, hem kendisine karşı cimrilik etmiş olur hem de Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'in en asgari haklarından biri olan bir hakkı ondan esirgemiş olur.
Peygamber Efendimiz-sallallahu aleyhi ve sellem- bir şey yiyen kimsenin Allah'a şükretmesini teşvik etmektedir. Çünkü Allah Teâlâ'nın izni ve yardımı olmadan kişinin yiyecek elde etme veya yeme gücü olmaz. Daha sonra Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bu sözleri söyleyen kimsenin geçmiş küçük günahlarından dolayı Allah'ın mağfiretini hak ettiğini müjdelemiştir.
Kim Allah Teâlâ'dan korkarsa günahlardan uzak durur ve Allah -Subhanehu ve Teâlâ-'ya ibadet etmek için çaba sarfeder. Allah'ın katındaki mal pahalıdır. O da can ve malın harcanmasından başka bir karşılığı olmayan cennettir.
Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Rabbine yemin edip şöyle demiştir: Eğer siz hiç günah işlemezseniz, Allah sizi toptan helak eder; kendilerini bağışlamak için günah işledikten sonra emin olan bir kalple ve sadık bir niyetle istiğfar eden bir kavim yaratırdı.
«Kıyamet günü cehennem, yetmiş bin ip ile çekilerek getirilir. Her ipi tutup, çeken yetmiş bin melek vardır.»
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- ezan ile kamet arasındaki yapılan duanın faziletini açıklamış, bu duanın geri çevrilmediğini ve kabul edilmeye son derece layık olduğunu bildirmiştir. Bu vakitte Allah’a dua ediniz.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- gönderiliş gayesi olan güzel ahlâkın temel esaslarını bir araya getiren bir dua ile dua etmiştir. Bu esaslar dinin, dünyanın ve âhiretin için Allah'tan doruluk ve iyilik istemektir. salâhıdır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bu veciz lafızla bu üç ana alanın ıslahını dilemiş; iki yurdun (dünya ve âhiretin) hâlinin düzelmesinin dinin salâhına bağlı olması sebebiyle önce dinin salâhıyla başlamış ve şöyle buyurmuştur: (Allah’ım, dinimi benim için ıslah et) Allah'ım! Dinimin adabını en eksiksiz ve en mükemmel şekilde yerine getirmemi bana nasip eyle.) (Ki o, bütün işlerimin koruyucusudur) Yani dinim bütün işlerimin muhafızıdır. Eğer dinim bozulursa işlerim de bozulur; hüsrana uğrar, kaybederim. Ayrıca talep edilen dinin salâhı, dünyanın salâhı olmadan tam olarak gerçekleşmeyeceği için -Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: (Dünyamı da benim için ıslah et) yani bana beden sağlığı, emniyet, rızık, saliha bir eş, salih nesil ve ihtiyaç duyduğum diğer şeyleri ver; bunlar helâl olsun ve Sana itaate yardımcı olsun. Ardından, dünyasının ıslahını istemesinin gerekçesini zikrederek şöyle demiştir: (Ki orada geçimimi sağlarım) yani hayatımı sürdürdüğüm mekân ve yaşadığım ömür süresidir. (Dönüp varacağım ahiretimi de ıslah eyle) yani Sana kavuşacağım dönüş yurdumu; bunun da salih amellerle, kulun ibadete ve ihlâsa muvaffak kılınmasıyla ve güzel bir sonla olmasıdır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- âhireti dünyadan sonra zikretmiştir; çünkü dünya, âhiretin ıslahı için bir vesiledir. Kim dünyasında Allah’ın muradına uygun şekilde istikamet üzere olursa, âhireti de onun için düzgün olur ve orada mutlu olur. (Hayatı benim için her türlü hayrın artmasına vesile kıl) yani uzun ömrü, salih amelleri çoğalttığım bir fırsat eyle. (Ölümü de benim için her türlü şerden bir rahatlık kıl) yani onu her türlü fitneden, imtihandan, günaha düşmekten ve gafletten bir kurtuluş; dünya meşakkatleri ve kederlerinden bir çıkış ve gerçek bir huzur sebebi eyle.