





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Âişe -radıyallahua anhâ-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Duhâ namazını dört rekat kılardı. Allah Teâla ne kadar dilerse o kadar da ziyâde ederdi.''
Müslim rivayet etmiştirBu hadiste Âişe -radıyallahu anhâ- Nebî -sallalalhu aleyhi ve sellem-'in Duhâ namazını dört rekât kıldığını ve her iki rekâtta selam verdiği zikretti.Sonra da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gücü ve dinçliğine göre dört rekâttan fazla kıldığını zikretti.
Abdullah b. Şakîk'ten rivayet edilmiştir: “Âişe -radıyallahu anhâ-'ya: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Duha namazını kılar mıydı?” diye sordum. Âişe: Hayır, fakat bir yolculuktan geldiği zaman.'' dedi.
Müslim rivayet etmiştirBu hadiste Âişe -radıyallahu anhâ- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Duhâ namazından soruldu.Kılıyormuydu yoksa kılmıyormuydu?O da şöyle cevap verdi:Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Yolculuğundan döndüğü zaman hariç kılmazdı diyerek cevap verdi.Bu da Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in sürekli olarak Duhâ namazını kılmadığına delalet etmektedir.Bilakis bazı durumlarda kılar bazılarında kılmazdı.Diğer hadislerinde buna delalet ettiği gibi sürekli kılmamasının sebebi ümmetinin üzerine farz kılınmasından korktuğu içindir.Diğer hadislerin ışığında bir müslümanın sürekli olarak kılmasıda caizdir.
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:"Hangi köle efendisinden izinsiz olarak evlenirse zinakârdır.''
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirHadisin manası bir köle efendisinin izni olmadan evlenirse onun evliliği sahih değildir.Akdi fasittir.Hükmü zina eden kişinin hükmüdür.Buna binaen nikahının fesh edilmesi gerekmektedir.Onun ile nikah akdi yapanın ayrılmaları gerekmektedir.Çünkü kölenin kendini evlendirmesine imkan yoktur.
İbn Abbâs'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- Meymune ile ihramlı iken nikâh yapıp, ihramdan çıktıktan sonra zifafa girmiştir ve (Meymune) Serif denilen mıntıkada vefat etmiştir"
Muttefekun Aleyhİbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'nın rivayet ettiği bu hadis, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Müminlerin annesi Meymune ile ihramlı iken nikâh yaptığını ifade etmektedir. İhramdan çıktıktan sonra zifafa girmiş ve Meymune -radıyallahu anha- Mekke ve Medine arasında Serif denilen mıntıkada vefat etmiştir. Burası Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Meymune -radıyallahu anh- ile zifafa girdiği yerdir. Alimler, bu hadiste İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'nın zikrettiği - Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Meymune ile ihramlıyken evlenmiş olmasını- İbn Abbâs -radıyallahu anh'ın zannı olarak açıklamışlardır. Çünkü bu rivayeti tek başına zikretmiştir. Sahabelerin çoğunluğu ona muhalefet etmiştir. Muhalefet edenler arasında Meymune ve Ebû Rafi' -radıyallahu anhuma-da bulunmaktadır. Bu ikisi kıssayı en iyi bilen iki kişidir. Çünkü bu iki sahabe doğrudan konuya dahil olmuşlardır. Ebû Rafi' -radıyallahu anh- şöyle demiştir: "Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem ve Meymune arasında elçilik yaptım. Onunla evlendiğinde ihramlı değildi. Onunla zifafa girdiğinde de ihramlı değildi." Müminlerin annesi Meymune -radıyallahu anha- şöyle demiştir: "Benimle evlendiğinde ihramda değildi." Belkide İbn Abbâs -radıyallahu anhuma- Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in Meymune ile evliliğine ancak Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem ihrama girdikten sonra şahit olmuştur. Onun ihramlıyken evlendiğini zannetmiştir. Bazı ilim ehli İbn Abbâs hadisini harem bölgesinde ihramlı değilken evlendi olarak açıklamışlardır.
İyâs b. Seleme babasından rivayet ettiğine göre şöyle demiştir: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Evtas yılında mut'a için üç gün ruhsat verdi. Sonra bunu yasakladı."
Müslim rivayet etmiştirAllah Teâlâ aileyi tesis etmek, ülfet, devamlılık ve birliktelik olsun diye nikahı meşru kılmıştır. Bundan dolayı evlilikteki bu hikmete muhalefet eden bütün istek ve şartlarlar batıldır. İşte bu sebeple mut'a nikahı haram kılınmıştır. O da belirli bir vakit tayin ederek erkeğin kadınla evlenmesidir. Evtas gazvesi senesinde ruhsat verilmiştir. Hicretin sekizinci senesi Şevval ayında zaruretten dolayı sadece üç günlüğüne izin verilmiştir. Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- nesebin karışması, cinsel organın kiralanması, zevkin zayıflaması ve doğru olan tabiata aykırı olduğu için ebedi olarak haram kılmıştır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, Ebû Hind, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem'in başının üst kısmından hacamat yaptı. Bunun üzerine Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Ey Beyaza oğulları, Ebû Hind'i (kızlarınızla) evlendiriniz. Onun (kızlarıy)la da evleniniz. Sizin kendisiyle tedavi olacağınız şeyler içerisinde hayırlı olan birşey varsa o da hacamat yaptırmaktır.”
Ebû Dâvûd rivayet etmiştirBu hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- başından Ebû Hind -radıyallahu anh-'a hacamat olduğu aktarılmıştır. Bu hadis ne nesep nede meslekte yeterliliğe itibar edilmediğine delalet etmektedir. Çünkü Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Kahtani Ezdi arap kabilesi olmasına rağmen Ensar'ın kabilelerinden birine Ebû Hindi evlendirmelerini emretmiştir. Aynı zamanda kızlarıyla nişanlanmalarını emretmiştir. Ebû Hind hadiste zikredilen Beyaza oğulları'nın azatlı kölesidir. Köle olması onu hacamat yapmaya zorlamıştı. Araplarda hacamat küçümsenen bir meslek dalıydı. Nesep ve meslek olarak yeterli görülüp itibar edilmezdi. Diğer naslar yeterlilik hususunda din ve güzel ahlaklı olmaya itibar edilmesi gerektiğine delalet etmektedir. Sonra kişinin kendisiyle tedavi olacağı en hayırlı şeyin hacamat yaptırmak olduğunu zikretmiştir.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivâyet edildiğine göre, bizzat kendisi Berire’yi Ensar'dan bazı kimselerden satın aldı ve onlar (Berire'nin) vela hakkının kendilerine ait olmasını şart koştular, bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- şöyle buyurdu: “Vela hakkı satış bedelini ödeyen kimsenin veya azâd ederek hürriyet nimetine kavuşturan kimsenindir.” Rasûlullah -sallalahu aleyhi ve sellem- kocası köle olduğu için Berire'yi serbest bıraktı. Âişe’ye biraz et hediye gönderdi de Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “O etten bize birşeyler yapsanız” buyurmuştu. Âişe: Bu et Berire’ye sadaka olarak verilmişti deyince Rasûlullah: “O Berire’ye sadakadır bize hediyedir” buyurdu.
Muttefekun AleyhMüminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'nın hadisi şunu ifade etmektedir: Berire'yi satın alıp azat etmişti. Sahipleri vela hakkının kendilerinde olması istemişlerdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ona bu şartın geçerli olmadığını haber vermiştir. Velayet köleyi azat ederek hürriyet nimetine kavuşturan kimseye aittir. Berire ismi Mugis olan bir kölenin hanımıydı. Kölelikten kurtulup özgürlüğüne kavuşunca Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- kocasının nikahı altında kalıp kalmama hususunda tercih hakkını ona bıraktı. Çünkü artık hürriyeti ile kocasından daha yüksek bir seviyede olmuş oldu. Sonra Berire'ye bir et hediye edildi. Bu etten Âişe radıyallahu anha-'ya gönderdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem bu etten yemek isteyince Âişe -radıyallahu anha- Berire'ye sadaka olarak verildiğini haber verdi. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve selem- sadaka olan şeyden yemiyordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Âişe'ye Berire'nin bu ete sadaka yoluyla sahip olduğunu, Nebî -sallallahu aleyh ve seleme-'de hediye olarak ulaştığını haber verdi. Böylelikle hükmü değişmiş oldu. Artık hediye ve hibe olmuştu. Kensinin ve ailesinin yemesi haram değildi.
Dahhâk b. Feyrûz, babasından aktardığına göre, şöyle demiştir: Ey Allah’ın Rasûlü ben Müslüman oldum, nikahım altında iki kızkardeş bulunmaktadır. Bunun üzerine Rasûlullah: İkisinden hangisini istersen seç diğerini bırak” buyurdular.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirFeyrûz ed-Deylemî -radıyallahu anh- Yemen ehlinden olan bir sahabedir. Müslüman olduğunda iki tane hanımı bulunmaktaydı ve bu hanımları kız kardeşti. Cahiliye ehli iki kız kardeşle birlikte evleniyor ve bunda bir beis görmüyorlardı. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onlardan bir tanesini hanımı olarak kalması için seçmesini diğerini de boşamasını emretti. İslamda iki kız kardeşi aynı zamanda nikah altında tutmak caiz değildir.
İbn Ömer'den rivayet edildiğine göre, “Cahiliyye döneminde Gaylân b. Seleme es Sekafî’nin on karısı vardı. Kendisiyle beraber hepside Müslüman oldular. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, dördünü seçip diğerlerini bırakmasını emretti.”
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirBu hadis Cahiliye döneminde bulunan nikah çeşitlerinden birisini açıklamaktadır. Öyle ki bir kimse bir çok kadını nikah altında topluyordu. Belirli bir sayıyla sınırlı kalmıyorlardı. Bu sahabi Müslüman oldu ve on hanımı vardı onlarında hepsi Müslüman oldular. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-, dördünü seçip diğerlerini bırakmasını emretti.” Çünkü İslam dini aynı anda nikah altında dört hanıma kadar izin vermiştir. Bu Müslümanların icmasıyla böyledir.