





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Cühayfe Vehb b. Abdillâh -radıyallahu anh'den merfu olarak naklediyor: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Selmân ve Ebu’d Derdâ arasında kardeş (lik akdi) yapmıştı. Selman, Ebu’d Derdâ’yı ziyaret etti ve Ümmü’d-Derdâ’yı eski bir elbise içinde perişan gördü de: Bu hâlin nedir? diye sordu. Ümmü'd-Derdâ: Kardeşin Ebu'd-Derdâ'nın dünyada bir işi ve ilişiği yok ki! (gündüz oruç tutar, gece namaz kılar) diye yakındı. Bu sırada Ebu'd-Derdâ geldi. Selmân (ı selâmladı ve onun) için yemek yaptı (önüne getirdi). Ebu'd-Derdâ, Selmân'a: Buyur ye, ben oruçluyum! Dedi. Selmân: Sen yiyinceye kadar ben de yemeyeceğim! Dedi. Bunun üzerine Ebu'd-Derdâ da (nafile orucunu bozup konuğu ile) yedi. Gece olunca Ebu'd-Derdâ gecenin ilk vaktinde namaza kalkmak istedi. Selmân: Uyu! dedi Ebu'd-Derdâ da uyudu. Sonra bir daha kalkmak istedi. Yine Selmân: Uyu! Dedi. Gecenin sonu olunca Selmân: Artık şimdi kalk! Dedi. Kalkıp ikisi de namaz kıldılar. Namazdan sonra Selmân, Ebu'd-Derdâ'ya şunları söyledi: Muhakkak ki, Rabbinin senin üzerinde hakkı vardır. Muhakkak ki nefsinin senin üzerinde hakkı vardır. Muhakkak ki ailenin senin üzerinde hakkı vardır. O halde sen, her hak sahibine hakkını ver! Sonra Ebu'd-Derdâ, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'in huzuruna gelip bunu O'na, anlatınca, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Selmân doğru söylemiştir!” buyurdu.
Buhârî rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Selmân ve Ebu’d Derdâ arasında kardeşlik akdi yapmıştı. Selman, Ebu’d Derdâ’yı ziyaret etti ve Selman’ın karısının üzerinde evli bir kadının elbisesi yoktu. Yani onu eski bir elbise içinde perişan gördü de: Bu hâlin nedir? diye sorunca Ümmü'd-Derdâ, Ebu'd-Derdâ'nın dünyadan, ailesinden ve yeme-içmeden yüz çevirdiğini ve sürekli oruç tuttuğunu söyledi. Bu sırada Ebu'd-Derdâ geldi. Selmân (ı selâmladı ve onun) için yemek yaptı (önüne getirdi). Ebu'd-Derdâ, Selmân'a: Buyur ye, dedi kendisinin oruçlu olduğunu söyledi. Selmân: Sen yiyinceye kadar ben de yemeyeceğim! Diyerek ona yemesini emretti. Belki de bu, Selmân’ın, O’nun sürekli oruç tuttuğunu bilmesi sebebiyle idi. Bunun üzerine Ebu'd-Derdâ da (nafile orucunu bozup konuğu ile) yedi. Sonra Ebu'd-Derdâ gece ibadeti için kalkmak isteyince gecenin ilk vaktinde namaza kalkmak istedi. Selmân, O’ndan gecenin son üçte birine kadar uyumasını istedi. Sonra ikisi de kalkıp birlikte namaz kıldılar. Selmân, Ebu’d Derdâ’ya, insanın kendisini sadece oruç ve gece ibadeti ile zora sokmaması gerektiğini ve ancak yorgunluk ve meşakkatin giderilip hayrın kendisi ile elde edileceği şekilde namaz kılıp gece ibadeti için kalkması gerektiğini beyan etti.
Sehl b. Amr -radıyallahu anh-’dan merfû olarak rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem karnı sırtına yapışmış bir deve görünce, "Bu dilsiz hayvanlar hakkında Allah'tan korkun. Onlara güzelce binin ve onlardan güzelce faydalanın. " buyurdu.
Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirAllah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem açlıktan dolayı karnı sırtına yapışmış bir deve görünce, hayvanlara rıfk ve şefkatle davranılması gerektiğini emretti. Hayvan sahiplerinin hayvanlarına güzel davranmaları güçlerinin üzerinde onlara yük yüklememeleri gerekmektedir. Yem ve su vermede sorumsuz davranmamalıdır. Böylece binek hayvanına binmek, eti yenilen hayvanın da etinin yenmesi uygun olur.
Sahr b. Vedâa el-Gâmidî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Allahım! Ümmetimin erkenciliğini bereketli kıl!» diye dua etmiştir. Râvi (Sahr) diyor ki; Peygamber -aleyhisselâm-, seriyye veya ordu gönderdiği zaman, sabahleyin erkenden gönderirdi. Tüccardan olan Sahr da, ticaret mal ve kervanlarını sabah erkenden yola çıkarırdı. Bu sebeple malı çoğaldı, zengin oldu.
İbn Mâce rivayet etmiştir - Tirmizî rivayet etmiştir - Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Dârimî rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah Teâlâ'nın sabahları ve günün ilk vaktini bereketli kılması için ümmetine dua etmiştir. Bu dua, onlara vaktin yaptıkları işler konusunda yeterli olması içindir. Bu amel; ister mal kazanmak için, ister ilim talep etmek, ister düşmana karşı kazanmak ya da bunun dışında hangi amel olursa olsun fark etmez, bu amelin kendi zatında bereketli olması içindir. Bundan dolayı Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- orduyu, savaşmaları için sabahın ilk vaktinde gönderiyordu. Sahr b. Vedâa -radıyallahu anh- da bir çok mala Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in duası ile sahip olmuştur.
Enes -radıyallahu anh- rivayet etiğine göre: "Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellemhayvanların hapsedilmesini yasaklamıştır."
Muttefekun AleyhEnes -radıyallahu anh- bizlere, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in hayvanların atıcılıkla (hedef yapılarak) öldürülmesi için canlı olarak hapsedilmesini yasakladığını haber vermektedir. Zira böyle bir davranış hayvana zulmetmek sayılır.
Humeyd b. Abdirrahman'dan rivayet edildiğine göre o, Muâviye b. Ebî Sufyân -radıyallahu anhuma-'yı, hac yaptığı yıl minber üzerinde hutbe okurken işitmiştir. Muâviye -radıyallahu anh-, bu arada bir muhafız askerinin elinde bulunan bir tutam saç demetini el uzatıp aldı da şöyle dedi: Ey Medine ahâlîsi! Sizin alimleriniz nerededir? Ben Nebi -sallalahu aleyhi ve sellem-'den şu elimdeki gibi saçları takınmaktan yasakladığını şöyle derken işittim: «İsrailoğulları, kadınları şu takma saçları edindikleri zaman helak olmuşlardır.»
Muttefekun AleyhHumeyd b. Abdirrahmân b. Avf -rahimehullah- Muaviye -radıyallahu anh-'ı hac yaptığı yıl minber üzerinde elinde bir tutam saçla hutbe verirken işittiğini haber vermiştir. Bu saç, kendisini koruyan askerlerden birinin elinde kıvrım kıvrım duruyordu ve Muaviye -radıyallahu anh- onu aldı ve sonra şöyle dedi: Ey Medine ahâlîsi! Sizin alimleriniz nerededir? Muaviye -radıyallahu anh- bu sözü, bu münkeri inkar etmekte ve değiştirip ortadan kaldırmakta gafil davranıp bu hususu ihmal ettikleri için o alimleri yadsımak babında söylemiştir. Sonra onlara Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendisine şöyle söylediğini haber vermiştir: Allah Teâlâ, İsrailoğulları'nın kadınları şu takma saçları edinip kaynak yaptıklarından (saçları birbirine eklediklerinden) dolayı hepsini helak etmiştir. Çünkü onlar bu münkeri karşı çıkmayarak yasaklanan şeyi işleyen kimseler topluluğuna dahil olmuşlardır. Şerhu Muslim, Nevevî, (14/108), Fethu'l-Bar'î, (6/516)
Müminlerin annesi, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in eşi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- yanında iken Havle binti Tüveyt b. Habîb b. Esed b. Abduluzzâ ona uğradı. (Âişe -radıyallahu anha-) ben dedim ki; bu Havle binti Tüveyt'tir. Onun, gece uyumadığını iddia ediyorlar, dedim. Bunun üzerine Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Gece uyumuyor mu! Gücünüzün yettiği nispette ibadet etmeniz size yeter. Allah’a yemin ederim ki, siz bıkıp usanmadıkça Allah bıkıp usanmaz.»
Muttefekun aleyhHavle bint Tüveyt, Müminlerin Annesi Âişe -radıyallahu anha-'nın yanında iken Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in gelmesiyle onun (Âişe'nin) yanından çıktı. Âişe ona (Nebî -aleyhisselam-'a) şöyle dedi: Bu kadın geceleri uyumuyor, geceyi namaz kılarak geçiriyor. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- onun kendine karşı çok katı olmasını onaylamayarak şöyle buyurmuştur: Geceleri uyumuyor mu? Sürekli olarak yapabildiğiniz kadar çok salih ameller yapın; çünkü Allah, salih ve itaatkâr kullarına itaatleri, salih amelleri ve doğru davranışları için sevap ve karşılık vermekten yorulmaz. Ta ki onlar yorulup çalışmayı bırakana kadar.
Ebû Bekre -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «İşlerini (idarelerini) yürütmek için bir kadını başlarına geçiren bir topluluk asla kurtuluşa eremez.»
Buhârî rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem-: Bir topluluk; yargılama, genel yönetim veya bakanlık görevi gibi konularda bir kadına yetki verip onu sorumlu tutarsa, istediklerine ulaşamayacağını açıklamıştır.
Ebû Saîd el- Hudrî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizden hiç kimse, gördüğü veya bildiği bir hakkı söylemekten insanlardan korktuğu için geri durmasın.»
Tirmizî, İbn Mâce ve Ahmed rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- sahabelerine hitaben yaptığı konuşmada, tavsiyeleri arasında insanların korkusu, saygınlığı ve gücünün, bir Müslümanın hakkı söylemesine veya hakkı görüp bildiği takdirde emretmesine engel olmaması gerektiği de yer almıştır.
Abdullah İbn Utbe İbn Mes’ûd der ki: Ömer İbn Hattâb -radıyallahu anh-’ı şöyle derken işittim: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında Allah katından gelen vahiy sebebiyle insanlar gizli hallerinden de sorumlu tutuluyorlardı. Hiç kuşkusuz vahyin arkası kesilmiştir. Biz ise şu anda sizleri, bize apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi, güvenilir kimse bilir ve ona yaklaşırız. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. O kişinin gizli halleriyle ilgili hesabını Allah görür. Bize karşı kötü davranışlar sergileyen bir kimseyi de güvenilir bulmayız. O kişi, gayesinin iyi olduğunu söylese bile yine de ona güvenmeyiz ve onun sözlerini tasdik etmeyiz.
Buhârî rivayet etmiştirÖmer b. el-Hattab –radıyallahu anh- vahyin indiği vakit batıl bir şeyi gizleyen kişinin bu işinin vahyin inişi sebebiyle Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e gizli kalmayacağından bahsetmiştir. Çünkü Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- zamanında bazı insanlar münafık idiler. Onlar, iyi davranışlarını gösterir fakat kötü davranışlarını gizlerlerdi. Ancak Allah Teâlâ Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem-’e inen vahiy ile onların bu yaptıklarını açığa çıkarıyordu. Ancak vahyin kesilmesiyle insanlar kimin münafık olduğunu bilemez oldular. Çünkü nifak kalptedir. Ömer –radıyallahu anh- şöyle buyuruyor: Biz ise şu anda sizleri, bize apaçık belli olan davranışlarınız sebebiyle hesaba çekeriz. Dolayısıyla bize iyi davranışlar gösteren kimseyi, içinde kötülük saklasa bile güvenilir kimse biliriz. Kimde kötülük gösterirse bize gösterdiği şerri biliriz. Onun gizli hallerinden hiçbir şeyi araştırmak bize düşmez. Niyetin hesabı, insan nefsinin içinden geçirdiklerini bilen Allah -Azze ve Celle-’ye aittir.