Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way






























Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, insanlara çokça tövbe ve istiğfar etmelerini emretmiştir. Kendisinin geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olduğu halde, günde yüz defadan fazla Yüce Allah’a tövbe ettiğini ve O’ndan bağışlanma dilediğini haber vermiştir. Bu durum, O'nun Yüce Allah’a karşı sergilediği tam bir tevazu ve kulluk bilincinin göstergesidir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslüman erkeğin izârı (belden aşağı giydiği elbise), hakkında üç durum (hüküm) olduğunu beyan etmiştir. Birincisi: Baldırın yarısına kadar olması müstehaptır. İkincisi: Elbisenin aşık kemiklerine kadar uzatılması kerih görülmeksizin caizdir. Aşık kemeiği; bacak ve ayağın birleşim yerindeki iki belirgin kemiktir. Üçüncüsü: Elbiseyi aşık kemiklerinden aşağı doğru uzatmak haramdır, Cehennem ateşinde bu kısmın azap görmesinden korkulur. Kibir, kendini beğenme ve azgınlıktan dolayı elbise aşık kemiklerinin altına kadar uzatılırsa giyilirse Allah o kimsenin yüzüne bakmaz.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, insanlar arasında fitne, fesat, katliam ve karışıklıkların baş gösterdiği kaos dönemlerinde, ümmetini ibadete sarılmaya ve ona sıkıca tutunmaya yönlendirmiş; bu zamanlarda yapılan kulluğun ecrini, kendisine hicret etmenin sevabıyla eş değer tutmuştur. Bunun hikmeti; böylesi karmaşık dönemlerde insanların ibadetleri ihmal edip dünya telaşına kapılması ve çok az bir azınlık müstesna, neredeyse hiç kimsenin ibadete vakit ayırmıyor olmasıdır.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'in bildirdiğine göre; bir Müslüman, günah veya zulmün kolaylaşmasını dilemek gibi bir günah işlemedikçe ya da çoluk çocuğuna ve yakınlarına beddua ederek akrabalık bağlarını koparmaya yeltenmedikçe Allah'a dua ederse, Allah bu duası sebebiyle ona şu üç şeyden birini mutlaka verir: Ya duasına çabucak icabet eder ve istediğini ona verir. Ya bu duanın karşılığını, onun derecesini yükseltmek veya günahlarına merhamet ve mağfiret etmek suretiyle bir karşılık olarak Kıyamet Günü'ne erteler. Veyahut bu duanın kadri miktarınca kötülükleri bu dünyada ondan uzaklaştırır. Bunun üzerine sahabeler, Peygamber efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle dediler: Öyleyse bu lütuflardan birini elde etmek için daha çok dua edelim mi? Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurdu: Allah'ın sahip oldukları, istediklerinizden daha fazla ve daha büyüktür. O'nun ihsanı bitmez, tükenmez.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, sıkıntı ve üzüntüleri arttığı zaman şöyle buyururdu: «Allah'tan başka hiçbir hak ilah yoktur» O'ndan başka ibadete layık hak mabut yoktur. «Azamet sahibi» zatında, sıfatlarında ve fiillerinde azametli, yüce ve şanı büyük olan. «Hoşgörü sahibi» Günahkâr olana hemen ceza vermeyen, aksine cezasını erteleyen, hatta cezalandırmaya gücü yettiği halde onu affedebilen. O, her şeye gücü yeten, yüce olandır. «Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka hiçbir hak ilah yoktur» Azim arşın yaratıcısı olan. «Göklerin ve yerin Rabbi Allah'tan başka ilah yoktur» Göklerin ve yeryüzünün yaratıcısı, onlarda bulunan her şeyin yaratıcısı, sahibi, düzenleyicisi ve dilediği gibi tasarruf edeni. «Yüce arşın Rabbi» Aziz arşın yaratıcısı olan.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, tembellik, doygunluk veya benzeri bir sebeple ağzını açarak esneyen kimseye, elini ağzına koyup kapatmasını tavsiye etmiştir. Çünkü açık bırakması halinde Şeytan ağzından içeri girer. Eliyle ağzını kapatması ise Şeytan'ın içeri girmesini engeller.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müslümana; makam, mal, mevki ve benzeri dünya işlerinde kendisinden daha aşağı durumda ve daha az imkâna sahip olanlara bakmasını, dünya işlerinde kendisinden daha üstün ve daha fazla nimete sahip olanlara bakmamasını emretmiştir. Çünkü kendisinden maddi olarak daha aşağı durumda olanlara bakmak, Allah’ın sana verdiği nimeti küçümsememene ve onu değersiz görmemene daha uygundur ve buna daha çok vesile olur.
Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-, kişinin gurur ve kibir göstergesi olarak elbisesini veya giysisini ayak bileklerinden daha aşağıya uzatmasını yasaklamış ve bunu yapan kimsenin, Kıyamet Günü Allah'ın rahmet nazarıyla yüzüne bakmayacağı yönünde şiddetli bir tehdide müstahak olduğunu bildirmiştir.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah'ın iki büyük nimetini haber vermiştir ki, birçok insan bunları yanlış yerde harcayarak zayi etmektedir. Bir kimsede sağlık nimeti ve boş zaman bir arada olduğu halde Allah'a ibadet etmede tembellik ederse, o zaman ziyandadır. İnsanların çoğunluğu bu haldedir. Fakat boş zamanını ve sağlığını Allah'a ibadet etmede kullanırsa, o zaman o kazanç elde eder. Çünkü dünya ahiretin tarlasıdır ve kârı ahirette apaçık ortaya çıkacak olan asıl ticaret buradadır. Unutulmamalıdır ki boş vaktin ardından meşguliyet, sağlığın ardından ise hastalık gelir; insanı bekleyen başka hiçbir şey olmasa bile, tek başına yaşlılığın gelecek olması (bu nimetlerin kıymetini bilmek için) yeterlidir.