





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Sehl b. Sa'd -radıyallahu anh-'den rivayet olunan bir hadiste Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli, gurfelerde/köşklerde kalanları tıpkı sizin gökteki yıldızları seyretmeniz gibi seyrederler."
Muttefekun AleyhCennetliklerin makamları üstünlüklerine göre birbirlerinden farklıdır. Öyle ki, yüksek makamlarda bulunanlar kendilerinden altta bulunanları yıldızları gördükleri gibi göreceklerdir.
Hasan (Basrî)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Cündeb b. Abdullah -radıyallahu anh- bize şu mescidde hadis rivayet etti. Kendisi bize bunu anlattığından beri ne unuttuk ne de Cündeb’in Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- adına yalan söylemiş olabileceğinden korkarız (böyle bir şüphemiz vardır). Cündeb dedi ki: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Sizden önce yaşayanlar arasında yarası bulunan bir adam vardı. Acısına dayanamayıp (feryat ederek) bir bıçak aldı ve onunla elini kesti. Akan kan durmadı ve adam öldü. Bunun üzerine Yüce Allah şöyle buyurdu: 'Kulum, canı hakkında benim hükmümden önce davranmaya kalkıştı; ben de ona Cennet'i haram kıldım.»
Muttefekun aleyhPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bizden önce yaşayanlar arasında yaralı bir adam olduğunu, sıkıntı çektiğini ve acıya dayanamadığını bildirdi. Bu yüzden bir bıçak aldı, elini kesti ve ölümü hızlandırdı. Kanaması durmadı ve öldü. Allah Teâlâ şöyle buyurdu: "Kulum, canı hakkında benim hükmümden önce davranmaya kalkıştı; ben de ona Cennet'i haram kıldım."
İbn Abbâs -radıyallahu anhuma-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dua ederdi: «Allah'ım! Sana teslim oldum, Sana iman ettim, Sana tevekkül ettim, Yalnızca Sana (tövbe ile) yöneldim ve Senin (verdiğin deliller) ile (hakikati inkâr edenlere karşı) mücadele ettim. Allah'ım! Beni saptırmandan Senin izzetine sığınırım. Senden başka hiçbir hak ilah yoktur. Sen asla ölmeyecek olan Hayy (diri) olansın; cinler ve insanlar ise ölürler.»
Muttefekun aleyh. Hadisin bu lafzı Müslim'e aittir. Buhârî ise muhtasar olarak rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Sana teslim oldum” yani Sana boyun eğdim ve itaat ettim. “Sana iman ettim” yani Seni tasdik ettim, doğruladım ve bunu ikrar ettim. “Sana tevekkül ettim” yani işlerimi Sana havale ettim ve Sana dayandım. “Sana yöneldim” yani Sana döndüm ve Sana yönelip rağbet ettim. “Senin yardımınla mücadele ettim” yani düşmanlarına karşı Senin delilin ve yardımınla mücadele ettim ve onları susturacak deliller ortaya koydum. “Allah’ım! İzzetine sığınırım” yani Senin izzetine, korumana ve mutlak üstünlüğüne iltica ederim. “Senden başka hak ilâh yoktur” yani Senin dışında hak olarak ibadet edilmeyi hak eden hiçbir mabud yoktur. “Beni saptırmandan Sana sığınırım” yani beni hidayetten ve Senin rızana ulaştıran başarıdan mahrum bırakmandan Sana sığınırım. “Sen, ölmeyen Hayy (diri) olansın” yani Sen ne ölürsün ne de yok olursun. “Cinler ve insanlar ise ölürler.” Yani bütün cinler ve insanlar fanidir; ölümden kurtulamazlar.
İmrân b. Husayn -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Bir adam Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve: "Es-Selâmu aleykum" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- onun selamına aynı şekilde karşılık verdikten sonra adam oturdu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «On sevap kazandı» buyurdu. Sonra bir başka adam geldi, o ise: "Es-selâmu aleykum ve rahmetullah" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ona da verdiği selamın aynıyla mukabelede bulundu. O kişi de yerine oturdu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Yirmi sevap kazandı» buyurdu. Daha sonra bir başka adam geldi ve: "Es-selâmu aleykum ve rahmetullahi ve berekâtuh" dedi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, o kişiye de selamının aynıyla karşılık verdi. O kişi de yerine oturdu. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Otuz sevap kazandı» buyurdu.
Ebû Dâvûd, Tirmizî, Ahmed ve Dârimî rivayet etmiştirBir adam Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e geldi ve: (Es-selamu aleykum) dedi. O da onun selamına karşılık verdi ve oturdu. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Ona on sevap yazılır” buyurdu. Sonra başka bir adam geldi ve: (Es-selamu aleykum ve rahmetullah) dedi. O da onun selamına karşılık verdi ve oturdu. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Ona yirmi sevap yazılır” buyurdu. Sonra başka bir adam geldi ve: (Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berakâtuh) dedi. O da onun selamına karşılık verdi ve oturdu. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Otuz sevap yazılır” buyurdu. Yani söylediği her kelimeye karşılık on sevap yazılır.
Abdullah b. Mes'ûd -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Allahumme innî es'eluke'l-hudâ ve't-tukâ ve'l-afâfe ve'l-ğınâ» Manası: (Allahım! Senden hidayet, takva, iffet ve zenginlik isterim.)
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- dualarından biri de şuydu: "Allah'ım! Senden hidayet.... isterim" «Hidayet»: Hakkı bilip onunla amel etmeyi sağlayan dosdoğru yoldur. «Takva»: Emirleri yerine getirmek ve yasaklardan kaçınmaktır. «İffet»: Söz ve davranışta helal ve yakışık almayan şeylerden uzak durmaktır. «Zenginlik»: Kulun, Rabbinden (Azze ve Celle) başkasına muhtaç olmayacak şekilde insanlardan müstağni olması (gönül zenginliğine kavuşması) demektir.
Müminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Safiyye'nin şöyle şöyle oluşu sana yeter, dedim. -Ravilerden biri, bu sözle Âişe -radıyallahu anha-'nın onun kısa boylu oluşunu kastettiğini söylüyor-. Bunun üzerine Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Ey Âişe! Öyle bir söz söyledin ki, eğer o söz denize karışsa idi onun suyunu bozardı» buyurdu. Âişe dedi ki, ben bir başka gün de kendisine bir insanın durumunu taklit ederek anlatmıştım. Bunun üzerine de Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Bana dünyanın en kıymetli şeylerini verseler, ben yine de bir insanı hoşlanmayacağı bir şekilde taklit edip anmayı kesinlikle istemem.» buyurdu.
Ebû Dâvûd, Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirMüminlerin annesi Âişe -radıyallahu anha-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e şöyle dedi: Safiyye -yani Müminlerin annesi- hakkında sana yeter. Onun bedensel kusurlarından biri de kısa boylu olmasıdır. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Bir söz söyledin ki, deniz suyuna karışsa onu alt eder, değiştirir ve bozar." dedi. Âişe -radıyallahu anha-: "Bir gün de bir insanın (kusurlarını) taklit ederek konuşmuştum." dedi. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Bana dünyanın en büyük serveti verilse bile, bir başkasını kusuruyla anmayı, onu küçük düşürmek için taklidini yapmayı veya onun gibi konuşmayı asla istemem" diye buyurdu.
Câbir b. Abdullah -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim, "Subhânallâhi el-Azîm ve bihamdihî" derse onun için Cennet'te bir hurma ağacı dikilir.»
Tirmizî rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz —sallallahu aleyhi ve sellem— şöyle bildirmiştir: Her kim, "Subhânallah" diyerek O'nu tenzih eder, "el-Azîm" diyerek Allah'ı zatında, sıfatlarında ve fiillerinde yüceltir ve "bihamdihi" diyerek O'na hamdederse —ki bunu yaparken Yüce Allah'a kemal sıfatlarını da ilave ederse — bu sözü her söylediğinde Cennet'te kendisi için bir hurma ağacı dikilir.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Birbirinize haset etmeyin, aldatmak için fiyat yükseltmeyin, birbirinize buğz etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Biriniz, kardeşinin satışı üzerine satış yapmasın. Allah’ın kulları kardeşler olun! Müslüman, Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yüzüstü bırakmaz, onu küçük görmez. Takva işte buradadır.» Rasûlullah üç kere göğsünü işaret etti. «Kişiye Müslüman kardeşini hakir görmesi şer olarak yeter. Müslümanın, Müslümana kanı, malı ve ırzı haramdır.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-, Müslümanın diğer bütün Müslüman kardeşlerine iyilik yapmasını tavsiye etmiş, onlara karşı yapması gereken bazı görev ve edep kurallarını açıklamıştır. Bunlardan bazıları şunlardır: Birinci tavsiye: Biriniz, diğerinin elinde bulunan nimetin yok olmasını dileyerek kıskanmasın. İkincisi: Fiyat yükseltmek için birbirinizi aldatmayın; yani bir malın fiyatını artırmak için onu satın almak niyetinde olmadan hareket etmeyin. Böyle yapmak, sadece satıcıya fayda sağlamak ya da alıcıya zarar vermek amacıyla olur ki bu caiz değildir. Üçüncüsü: Birbirinizden nefret etmeyin, bu zarar verme arzusunu ifade eder ve sevginin tam zıddıdır. Ancak buğz, Allah yolunda ise farzdır. Dördüncüsü: Birbirinize sırt çevirmeyin, sizden her biriniz kardeşine sırtını dönüp onu görmezden gelip ona yüz çevirmesin ve onu terk etmesin. Beşincisi: Bir mal satın alan kimseye: "Bende onun aynısı daha ucuza veya ondan daha iyi bir mal var" diyerek birbirinizin alışverişi üzerine mal satmayın. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- kapsamlı bir tavsiyede bulunarak şöyle buyurmuştur: Sözü geçen yasaklardan uzak durarak kardeşler gibi olun; muhabbet, yumuşaklık, şefkat, incelik ve hayırda yardımlaşmayı ortaya koyun; kalplerin temizliğini koruyun ve her hâlükârda samimiyetle nasihatte bulunun. Bu kardeşliğin gerekleri arasında şunlar vardır: Müslüman kardeşine zulmetmemeli, onun hakkına tecavüz etmemelidir. Müslüman kardeşinin zulme uğramasına izin vermemeli, onu destekleyebileceği ve zulmü kendisinden kaldırabileceği bir konumda onu terk etmemelidir. Onu küçümsememeli, değersiz görmemeli ve ona küçümseyerek ve aşağılayarak bakmamalıdır; zira bu, kalpteki kibirden kaynaklanır. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- takvanın kalpte olduğunu üç defa beyan etmiştir. Kalbinde, güzel ahlâkı, Allah’tan korkmayı ve O’nun murakabesini gerektiren takvâ bulunan kimse bir Müslümanı asla küçümsemez. Çünkü bir Müslüman kardeşini küçümsemek, kişiye şer ve kötü huy olarak yeter; bu da kalbindeki kibirdendir. Daha sonra Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- önceki hususu pekiştirerek şöyle buyurmuştur: Her Müslümanın, diğer Müslümana kanı haramdır; yani ona öldürmekle veya daha hafif şekilleriyle —yaralamak, dövmek ve benzeri— saldırmak yasaktır. Aynı şekilde malı da (haramdır); ondan haksız yere almak caiz değildir. Onun ırzı da (haramdır); yani şahsiyetini veya soyunu küçümseyerek ayıplamak da yasaktır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim bir Müminin dünyevi sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günü sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalana kolaylık gösterirse, Allah da o kimsenin dünya ve ahiretteki işlerini kolaylaştırır. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve ahirette ayıbını örter. Kişi kardeşine yardım ettiği müddetçe, Allah da onun yardımındadır. Kim ilim talep etmek için bir yola girerse, Allah onun için Cennet'e giden yolu kolaylaştırır. Bir grup, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında onu müzakare etmek üzere Allah'ın evlerinden birinde toplanırsa, üzerlerine mutlaka sekinet iner ve onları rahmet kaplar, melekler etraflarını kuşatır ve sarar. Allah da onları kendi katında bulunanların arasında anar. Bir kimseyi ameli yavaşlatırsa, nesebi ileri götüremez.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanın Allah katındaki mükâfatının, diğer Müslümanlara karşı muamelesine göre olacağını bildirmiştir. Kim bir Müminin dünyevi bir sıkıntısını giderir, onu ferahlatır, rahatlatır veya ondan bir sıkıntıyı giderirse, Allah da Kıyamet Günü onun bir sıkıntısını gidererek mükâfatlandırır. Kim zor durumda olan bir kimseye kolaylık sağlar ve onun sıkıntısını giderirse, Allah da o kimsenin dünya ve ahiret işlerini kolaylaştırır. Kim bir Müslümanın açığa vurulmaması gereken kusur ve hataları görüp de örterse, Allah da onun dünya ve ahiretteki hata ve kusurlarını örter. Kul, dinî ve dünyevi işlerinde kardeşine yardım ettiği sürece Allah da kuluna yardım eder. Bu yardım; dua ile, bedeniyle, malıyla veya başka yollarla olabilir. Kim Allah Teâlâ'nın rızasını kazanmak amacıyla İslamî ilim öğrenmek için yola çıkarsa, Allah bu ilimle ona Cennet yolunu kolaylaştırır. Bir topluluk, Allah'ın kitabını okumak ve aralarında onu müzakare etmek üzere Allah'ın evlerinden birinde toplanırsa, üzerlerine mutlaka huzur ve sekinet iner ve onların hepsini rahmet kaplar, melekler etraflarını kuşatır. Allah da onları kendisine yakın olanlar arasında överek yüceltir. Allah’ın bu en yüce mecliste kulunu anması şeref olarak ona yeter. Kimin ameli eksikse, bu (nesebi) onu salih amelleri işleyenlerin derecesine ulaştıramaz. Öyleyse kişi, soyunun şerefi ve atalarının faziletiyle yetinip de salih amelleri işlemekte gevşeklik göstermemelidir.