





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Mûsâ el-Eş'arî -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre, Medine'de gece vakti aile halkı içinde iken bir ev yandı. Ev sahiplerinin durumu Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber verildi. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu: «Gerçekten bu ateş sizin düşmanınızdır; uyumak istediğiniz zaman onu söndürünüz!»
Muttefekun AleyhMedine'de gece vakti bir ev yandı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e haber verildiğinde; ev halkı, ateşin alevlerinden ve yakmasından sakınmadığı müddetçe bu ateşin onların düşmanı olduğunu haber verdi. Sonra aleyhissalatu vesselam; ateşin, yanma, tutuşma ve benzeri gibi şerlerini önlemek için uyumadan önce ateşin söndürülmesini emretti.
Nu'mân b. Beşîr -radıyallahu anh-'tan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Dilediğinizce yiyip içme durumunda değil misiniz? Peygamberiniz -sallallahu aleyhi ve sellem-'i gördüm ve karnını doyuracak kadar hurma bulamazdı.
Müslim rivayet etmiştirNu'mân b. Beşîr -radıyallahu anhuma- insanların sahip oldukları nimetlerden ve gönüllerince yiyip içebildiklerinden bahsetmiştir. Sonra Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in halinden bahseder ve açlıktan karnını doyurmak için en kötü hurmaları bile bulamadığını anlatmıştır.
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan merfû olarak rivâyet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Cehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Sonra: Ey âdemoğlu! Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nail oldun mu? denilir. O kişi: Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der. Cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul olanı getirilir, cennete bir kere daldırılır. Ona da: Ey âdemoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? denilir. O kişi de: Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.»
Müslim rivayet etmiştirCehennemliklerden olup, dünyada pek müreffeh hayat yaşayan bir kişi kıyamet gününde getirilip cehenneme bir kere daldırılır. Cehennemin sıcağı, alevi, zehri gelir de dünyada içinde olduğu nimetleri unutturur. Rabbi, onun halini en iyi bilmesine rağmen ona: Sen hayırlı bir gün gördün mü? Herhangi bir nimete nail oldun mu? diye sorar. O kişi: Hayır, vallahi Rabbim! Öyle bir şey görmedim, der. Bunun mukabilinde cennetliklerden olup, dünyada insanların en yoksul, fakir ve ihtiyaç sahibi olanı getirilir cennete bir kere daldırılır. Dünyada içinde bulunduğu sefalet, sıkıntı, yoksulluk, fakirlik ve darlık hallerini, vasıf edilemeyen zevk ve lezzetlerden dolayı unutur. Rabbi onun halini en iyi bilmesine rağmen ona: Ey Ademoğlu! Sen herhangi bir yoksulluk ve sıkıntı gördün mü? Hiç zorluk ve darlık çektin mi? diye sorar. O kişi de: Hayır, vallahi Rabbim! Hiçbir yoksulluk ve sıkıntı görmedim, zorluk ve darlık çekmedim, der.
Ebu Katâde ve İbn Ebi Evfâ'nın merfu olarak rivayet ettikleri hadiste Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Bir topluluğa su ikram eden kimse herkesten sonra su içer."
Ebû Dâvûd rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştir - Müslim rivayet etmiştirBir topluluğa, su, süt, kahve ya da çay ikram eden kimse herkesten sonra içer.
İbn Abbâs -radıyallahu anhumâ- şöyle dedi: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-’e zemzem verdim. Onu ayakta içti. Nezzâl İbn Sebre -radıyallahu anh- şöyle dedi: Ali -radıyallahu anh- Bâbu’r–Rahabe’ye geldi ve ayakta su içti. Sonra da: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in benim içtiğimi gördüğünüz gibi su içtiğini gördüm, dedi. Amr İbn Şuayb’ın babasından onun da dedesinden rivayet ettiğine göre, dedesi şöyle dedi: Ben Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’in ayaktayken de otururken de su içtiğini gördüm.
Buhârî rivayet etmiştir.İbn Abbas –radıyallahu anhumâ- Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem-’e zemzem verdiğini ve onu ayakta içtiğini haber verdi. Ali İbn Ebi Talib –radıyallahu anh- zemzemi ayakta içti ve şöyle dedi: Nebi –sallallahu aleyhi ve sellem- benim içtiğimi gördüğünüz gibi su içti. Abdullah İbn Amr –radıyallahu anh- Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'i ayaktayken de oturarak da içerken gördüğünü haber verdi.
Ebu'l-Abbas Sehl b. Sa'd es-Sâidî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre bir adam Nebî –sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelip şöyle demiştir: Ey Allah'ın Rasûlü! Bana öyle bir amel göster ki, onu yaptığım takdirde Allah da beni sevsin, insanlar da beni sevsin. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dünyaya karşı zâhid ol (ondan yüz çevir), Allah seni sever. İnsanların elindekine karşı zâhid ol (göz dikme), insanlar da seni sever.»
İbn Mâce ve diğerleri hasen isnatlarla rivayet etmiştirBir adam, Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e gelip, kendisine bir amel göstermesini ve onu işlediğinde Allah’ın da insanların da kendisini sevmesini istediğini söyledi. Bunun üzerine Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Allah seni, dünyada ihtiyaç fazlasını, âhirette sana fayda sağlamayacak şeyleri ve dinine zarar verebilecek hususları terk ettiğinde sever. İnsanlar ise, onların elindeki dünyalığa rağbet etmediğinde seni severler. Çünkü insanlar tabiatları gereği dünyayı severler; kim onlarla dünya hususunda yarışırsa ondan hoşlanmazlar, kim de onu onlara bırakırsa onu severler.
Ebu Abdillah Cabir İbn Abdillah el-Ensârî -radıyallahu anhumâ- şöyle rivayet etmiştir: Bir gazvede Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- ile beraberdik. Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Gerçekten Medine'de öyle adamlar var ki siz bir yolda yürür veya bir vadiyi geçerseniz sizinle beraberdirler. Kendilerini hastalık hapsetmiştir.» Bir başka rivayette : «Ecirde size iştirak etmişlerdir.» buyurmuştur. Enes İbn Mâlik -radıyallahu anh-’dan rivayet olunduğuna göre o şöyle demiştir: Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- ile birlikte Tebuk Gazvesi’nden dönüyorduk. Şöyle buyurdu: «Arkamızda Medine'de bir takım topluluklar vardır ki, biz bir dağ yolunda, dere içinde her yürüyüşümüzde, muhakkak o Medine'dekiler de yürüyüşte bizimle beraberdirler. Onları burada bulunmaktan özür alıkoymuştur.»
Buhârî rivayet etmiştir - Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, kendilerini Allah -Azze ve Celle- yolunda cihad etmekten hastalık ve bunun gibi özürlerin alıkoyduğu adamlardan haber vermektedir ki, cihad eden gazilerin kat ettikleri bir dağ yolunda, dere içinde her yürüyüşlerinde o özür sahibi kimselere de bu amelin sevabı vardır.
Mikdâm b. Ma’di Kerib -radıyallahu anh-’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işittim: «Âdemoğlu, midesinden daha şerli bir kap doldurmamıştır. Âdemoğluna belini doğrultacağı kadar birkaç lokma yemesi yeterlidir. Şayet yiyecekse, midesinin üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe, üçte birini de nefesine ayırmalıdır.»
Ahmed, Tirmizî, Nesâî ve İbn Mâce rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bizi tıbbın temel esaslarından birine yönlendirmektedir. Bu da insanın sağlığını koruması için gerekli olan korunmadır. O da yemeği azaltmaktır. Hatta insan, yalnızca açlığını giderecek ve gerekli işlerini yapmaya güç verecek kadar yemelidir. Çünkü doldurulan en kötü kap, midedir. Zira tokluktan kaynaklanan, görünen görünmeyen sayısız ölümcül hastalıklar er ya da geç ortaya çıkar. Sonra Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimse mutlaka doyacaksa, midesinde yemeye üçte bir, suya üçte bir ve nefesine de üçte bir yer ayırsın. Böylece sıkıntı çekip zorda kalmaz ve Allah’ın ona dinî veya dünyevî işlerinden yüklediği görevleri yerine getirmekte tembellik etmez.»
Enes b. Mâlik -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e ashabı hakkında (hoşuna gitmeyen) bir durum ulaştı. Bunun üzerine bir hutbe irad edip şöyle buyurdu: «Cennet ve Cehennem gözlerimin önüne serilip bana gösterildi. Hayır ve şer açısından bugün gibisini görmedim. Eğer sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.» buyurdu. Enes dediki: Rasûlullah’ın ashabına bundan daha ağır gelen bir gün olmamıştı. Başlarını örterek hıçkıra hıçkıra ağladılar. Sonra Ömer ayağa kalktı ve dedi ki: ‘Rabbimiz olarak Allah’tan, dinimiz olarak İslam’dan ve peygamberimiz olarak Muhammed’den razıyız. Bir adam ayağa kalktı: Benim babam kimdir? diye sordu. Nebî -aleyhisselam-: «Baban filancadır.» dedi. Sonra şu ayet nazil oldu: {Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokacak hususlarda soru sormayın.} [Mâide Suresi: 101].
Muttefekun aleyhRasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'e sahabelerinin ihtiyaç duyulmayan lüzumsuz sorular sorma arzusunun haberi ulaştı. Bunun üzerine öfkelendi ve bir hutbe vererek şöyle dedi: Cennet ve Cehennem bana gösterildi; Cennet'te bugün gördüğümden daha büyük bir iyilik, Cehennem'de bugün gördüğümden daha büyük bir kötülük görmedim. Eğer siz de benim gördüklerimi görmüş, bugün ve daha önce gördüklerim hakkında bildiklerimi bilmiş olsaydınız, derin bir merhamet duyardınız, gülmeniz azalır ve ağlamanız artardı. Enes -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ashabına bundan daha çetin (daha ağır ve hüzünlü) bir gün gelmemişti. Başlarını örttüler ve ağlamanın şiddetinden, burunlarından hırıltılı sesler geliyordu. Ömer -radıyallahu anh- ayağa kalktı ve şöyle dedi: Rab olarak Allah'tan razı olduk, din olarak İslam'dan razı olduk, Peygamber olarak Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'den razı olduk. Enes dediki: Bunun üzerine bir adam ayağa kalktı: Benim babam kim? diye sordu. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- «Baban filanca kişidir» dedi ve ardından şu ayet vahyedildi: {Ey iman edenler! Açıklandığı takdirde sizi sıkıntıya sokacak hususlarda soru sormayın.} [Mâide Suresi: 101].