





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebu Katade -radıyallahu anh-'dan rivayet edilen bir hadiste o, şöyle demiştir: Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Salih rüya Allah'tan, kâbuslar ise Şeytan'dandır. Sizlerden biriniz korktuğu bir kâbus görürse, sol tarafına hafifçe tükürsün ve bu rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın. Böylece kâbus ona bir zarar veremez.»
Muttefekun aleyhPeygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- uykuda görülen mutluluk veren salih rüyanın, Allah'tan olduğunu haber vermiştir. Hoşlanılmayan ve üzücü rüya olan kabusların ise Şeytan'dan olduğunu haber vermiştir. Kim hoşlanmadığı bir şey görürse, sol tarafına hafifçe tükürsün ve şerrinden Allah'a sığınsın. Çünkü Allah Teâlâ, zikredilen bu şeyleri, rüyadan doğabilecek hoş olmayan etkinin giderilmesine bir sebep kılmıştır; böylece o rüya ona zarar vermez.
Ukbe b. Âmir -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o, şöyle demiştir: Ben, ''Ey Allah'ın Resulü! Kurtuluş nedir?'' diye sordum. O, şöyle buyurdu: «Diline hakim ol! Evin sana yetsin ve de günahlarına ağla!»
Tirmizî ve Ahmed rivayet etmiştirUkbe b. Âmir -radıyallahu anh-, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Mümin kimsenin dünya ve ahiret yurdunda kurtuluşa ermesinin yollarını sormuştur. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de ona şu üç şeyi yerine getirmesini söylemiştir: Birincisi: Dilini, hayırlı olmayan ve bütün kötü sözlerden koru. Yalnızca hayır konuş. İkincisi: Allah'a gizlice ibadet etmek için evinde kal ve Allah'a itaatle meşgul ol. Evinde fitnelerden uzak dur. Üçüncüsü: İşlemiş olduğun günahlardan ötürü ağla, pişman ol ve tövbe et.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre; Bedevînin biri Nebi - sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi ve şöyle dedi : "Ey Allah'ın Rasûlü! İşlediğim takdirde Cennet'e gireceğim bir amel söyle." Rasûlullah şöyle buyurdu: «Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan namazları kılarsın. Yine farz olan zekâtı verirsin ve ramazan orucunu tutarsın.» Bedevî dedi ki: "Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bu söylediklerine hiçbir şey ilave etmem." Adam dönüp gidince Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Cennetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu kişiye bakıversin!»
Muttefekun aleyhÇölden bir adam kendisini Cennet'e götürecek bir ameli göstermesi için Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e geldi. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- Cennet'e girmenin ve Cehennem'den kurtulmanın; yalnızca Allah'a ibadet etmen ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmaman, Allah'ın kullarına farz kıldığı beş vakit namazı, her gün ve gecede kılman, Allah'ın sana farz kıldığı ve sahip olduğun mallardan verilen zekâtı hak edenlere vermen, Ramazan ayının orucunu vaktinde tutman gerekir diye cevap vererek İslam'ın şartları yerine getirmeye bağlı olduğunu belirtmiştir. Adam üzerine bu kişi şöyle dedi: Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, senden işittiğim farzlara hiçbir ibadet eklemeyeceğim ve ondan hiçbir şey eksiltmeyeceğim. Bu kişi oradan ayrıldıktan sonra Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: Cennetlik birini görmek kimi mutlu ediyorsa, şu bedeviye baksın.
Sehl İbn Sa’d es-Sâidî -radıyallahu anh-’dan rivâyet edildiğine göre, Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Dünyanın Allah katında bir sivrisinek kanadı kadar değeri olsaydı, ondan kafire bir yudum su dahi içirmezdi.»
Tirmizî rivayet etmiştirHadiste dünyanın Allah katındaki önemsizliğinin ve değersizliğinin beyanı vardır. Dünyanın hiçbir kıymeti yoktur. Eğer dünyanın, Allah katında en küçük bir kıymeti olsaydı dünyanın lezzetlerini ve güzel şeylerini tatmak bir tarafa, Allah, kâfire dünyada bir yudum su dahi içirmezdi. Bunun için ahirete bakarak dünya Allah katında önemsizdir. Ahiret; kâfirler için değil, sadece iman ehli kimseler için bir nimetler yurdudur. Bunun için iman ehlinin dünyanın hakikatini bilmesi ve dünyaya bağlanmaması gerekir. Dünya ikamet için karar kılınacak yer değil, bir uğrak yeridir. İman ehli, dünyadan asıl ikamet yerleri olan ahiret için kendisine yetecek kadarını alır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Size verilen her şey, dünya hayatının bir geçimliği ve süsüdür. Allah katında olan şeyler ise daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz? Kendisine, ileride kavuşacağı güzel bir vaatte bulunduğumuz kimse, kendisine dünya hayatının geçimliğini verdiğimiz, sonra da kıyamet günü azap için hazır edilecek kimse gibi midir?” (Kasas Suresi 60 ve 61. Ayetler)
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur. «Burnu sürtsün, sonra burnu sürtsün, sonra burnu sürtsün.» Kimin ya Rasûlallah? diye sorulduğunda, Rasûlullah -aleyhisselâm- şöyle buyurmuştur: «İhtiyarlığı anında annesi ile babasından birine yahut her ikisine yetişip de, onlar sayesinde (onlara ihsanda bulunma ile) Cennet'e giremeyenin.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bir kimsenin burnunu toprağa sokmuş gibi hissedinceye kadar zillete düşürücü ve aşağılayıcı bir şekilde olması için dua etti -bunu üç kez tekrarladı-. Ya Rasûlallah! Kimin için beddua ettin? diye sorulduğunda, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem-: "Anne ve babasından -birine veya her ikisine birden- yaşlandıklarında erişen, anne ve babası o kimsenin Cennet'e girmesine vesile olmayan kimsedir." diye buyurmuştur. Bu da anne ve babasına iyilik yapmamasından ve onlara itaatsizlik etmesinden kaynaklanmaktadır.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Mekke yolunda ilerliyordu. Cumdân adı verilen bir dağa varınca şöyle dedi: «Yolunuza devam edin! Bu, Cumdân Dağı'dır. Müferridler (Allah'ı çokça zikredenler) yarışı kazandılar.» Bunun üzerine sahabeler: Müferridler kimlerdir, ya Rasûlallah? diye sordular. Rasûlullah –sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu: «Allah’ı çokça zikredip, anan erkekler ve kadınlardır.»
Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Allah'ı çok zikredenlerin durumunu, onların eşsiz olduklarını ve Naîm Cennetleri'nde en yüksek derecelere ulaşmada diğerlerini geçtiklerini açıklamış ve onları Cumdân Dağı'na benzetmiştir. O dağın diğer dağlardan ayrılan özelliği vardır.
İbn Abbâs –radıyallahu anhuma-’nın merfu olarak rivâyet ettiği hadiste: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İki göz var ki ateş onlara değmeyecektir. Allah’ın azabından korkarak ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet bekleyen göz.»
Tirmizî rivayet etmiştirHadisin manası: Şüphesiz ki cehennem ateşi, Allah’ın azabından korktuğu için ağlayan göze değmeyecektir. İnsan, Allah’ın kulları üzerindeki azametini ve kudretini, Allah’a karşı sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmediğini düşündüğünde, Allah’ın rahmetini ümit ederek, onun gazabından ve azabından korkarak ağlar. Bu fiili yapan kimseye ateşten kurtulmak vadedilmiştir. Ateşin kendisine değmeyeceği diğer göz ise; gece olduğunda, Müslümanların canlarını korumak için savaş meydanlarında ve sınırlarda nöbet tutan gözdür. «İki göz var ki ateş onlara değmeyecek» ifadesinde insanın, bedeninin bir kısmını oluşturan göz, zikredilmiş fakat bedenin tamamı kastedilmiştir. Burada anlatılmak istenen; kim Allah korkusundan ağlar ve gece Allah yolunda nöbet tutarsa, Allah -Azze ve Celle-, o kimsenin bedenini yakmasını ateşe haram kılar. (Et-Teysir Şerhu Câmi’is Sağir 2/15)
Ka’b İbn Iyâd -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işittim: «Her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır. Benim ümmetimin fitnesi ise maldır.»
Tirmizî rivayet etmiştir - Nesâî rivayet etmiştir - Ahmed rivayet etmiştirKa’b ibn Iyâd -radıyallahu anh- şöyle demiştir: Allah Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-’i şöyle buyururken işittim: «Her ümmetin bir fitnesi (imtihanı) vardır.» Fitne; dalâlet ve sapıklığa düşürür. “Benim ümmetimin fitnesi ise maldır.” Elde edilmesi istenen bütün istekleri kapsar. Mal, insanı meşgul edip itaatten alıkoyar ve ahireti unutturur.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «İşlediği günahları açığa vuranlar dışında ümmetimin tamamı affedilmiştir. Bir kimse gece kötü bir amel işleyip, Allah’ın onu örtmesine rağmen sabahleyin kalkıp: Ey falanca! Ben dün gece şöyle şöyle yaptım, diyerek anlatır. Oysa o kimse, Rabbi kendisinin (hatalarını) örttüğü halde gecesini geçirmişti. Fakat o, Allah’ın hatalarını örttüğünü açığa çıkararak sabahladı».
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- günahkâr Müslüman için Allah'tan af ve mağfiret umulacağını haber vermiştir. Ancak işlediği günahı kibir ve küstahlıkla alenen yapıp affı hak etmeyen kimse bundan müstesnadır. Bu kimse geceleyin günah işler, sabahleyin Allah onu örter. Rabbinin gece boyunca onun bu günahını örtmesine rağmen sabah olunca başkalarına kendisinin dün falanca günahı işlediğini anlatarak Allah'ın örttüğü günahı açık etmiş olur!