





























Hadeeth Cards
Da'wa cards that highlight great meanings from the noble prophetic hadiths in a simple style and attractive display that helps the Muslim to have a deeper understanding of his religion in an easy way
All
Ebû Rukayye Temîm b. Evs ed-Dârî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Din samimiyettir.» Biz kendisine: Kime karşı? diye sorduk. Peygamber Efendimiz: «Allah'a, kitabına, Rasûlüne, Müminlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlara.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirNebî -sallallahu aleyhi ve sellem- dinin ihlas ve doğruluk üzerine inşa edildiğini, Yüce Allah'ın farz kıldığı şekilde tam, eksiksiz ve aldatma olmadan yerine getirilmesi gerektiğini haber vermiştir. Nebî -sallallahu aleyhi ve sellem-'e samimiyet kim içindir? diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: Birincisi: Allah Subhânehû ve Teâlâ'ya Karşı Samimiyet: Ameller ihlasla sadece O'na yapılır ve O'na hiçbir şey ortak koşulmaz. O'nun rubûbiyetine, ulûhiyetine, isim ve sıfatlarına iman eder, emrini yüceltir ve O'na iman etmeye davet ederiz. İkincisi: Yüce Allah'ın Kitabı Kur'an-ı Kerim'e Karşı Samimiyet: Onun; Allah'ın kelamı, kitapların sonuncusu, kendinden önceki bütün dinlerin hükmünü ortadan kaldırdığına iman ederiz. Onu hakkıyla okur, muhkem ayetleri ile amel eder ve müteşabih ayetlerinden selamette kalır, Kur'an ayetlerini tahrif edenlerin şüphelerinden sakınır, verdiği öğütleri dikkate alır, Kur'an ilimlerini yayar ve insanları ona davet ederiz. Üçüncüsü: Allah'ın Rasûlü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Karşı Samimiyet: Onun son peygamber olduğuna iman ederiz, getirdiklerini tasdik ederiz, emrettiklerini yapar, yasakladıklarından kaçınırız. Yüce Allah'a yalnızca onun öğrettikleri ile ibadet ederiz. Onun hakkını tazim eder, ona hürmet eder, davetini yayar, şeriatını insanlara aktarır ve ona atılan bütün iftiraları reddederiz. Dördüncüsü: Müslümanların Yöneticilerine Karşı Samimiyet: Hak üzere olduklarında onlara yardımcı olur, yönetim meselesinde onlarla tartışmayız. Allah'a itaat olan her meselede onlara itaat ederiz. Beşincisi: Müslümanlara Karşı Samimiyet: Onlara iyilik ve ihsanda bulunur ve davet ederiz, onlara eziyet etmekten sakınır, onlar için hayrı isteriz, takva ve iyilik üzerine onlarla yardımlaşırız.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «İnsanın her bir eklemi için sadaka gerekir: Güneşin doğduğu her gün iki kişinin arasını bulman, (haklarında adaletle hükmetmen) bir sadakadır. Bir kimseye bineğine binerken yardımcı olman veya yükünü hayvanına yüklemesine yardım etmen bir sadakadır. Güzel bir söz söylemek sadakadır. Namaza giderken attığın her adıma bir sadaka sevabı vardır. Gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi yoldan alıp kaldırman bir sadakadır.»
Buhârî ve Müslim rivayet etmiştirPeygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- her mükellef Müslümanın, Allah Teâlâ'ya kendisine bahşetmiş olduğu sağlık ve afiyet nimetine şükretmek için, vücudundaki her bir eklem sayısınca her gün gönüllü olarak sadaka vermesi gerektiğini beyan etmiştir. Bu sadaka, kişinin ellerini açıp kapayabilmesi için eklemlerle donatılmış olmasına şükrün bir ifadesidir. Bu sadaka her zaman maddi bir şey vermekle olmaz; tüm hayır işlerini kapsar. Örneğin, iki kişi arasını düzeltmek ve onları barıştırmak bir sadakadır. Yine yardıma muhtaç bir kimsenin bineğine binmesine yardım etmek veya yükünü kaldırmak da sadakadır. Zikretmek, dua etmek, selam vermek gibi güzel söz sadakadır. Namaza doğru attığın her adım bir sadakadır. Yoldan insanlara zarar verecek bir engeli kaldırmak da bir sadakadır.
Ubâde b. Sâmit -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: "Biz, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’ e zorlukta ve kolaylıkta, sevinçli ve kederli anlarda, başkaları bize tercih edildiği zamanlarda devleti yönetenleri dinleyip itaat etmeye, onların işlerine karışmamaya, nerede olursak olalım hakkı söyleyeceğimize ve Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacağımıza dair biat ettik."
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, kolay ya da zor zamanlarda, zenginlikte ve fakirlikte devlet yöneticilerine itaat etme hususunda sahabelerden söz almıştır. Onların emrettikleri şeyler nefse hoş gelsin ya da gelmesin, yöneticiler kamu malı, makam ya da başka hususlarda insanlara cimri olup, kendi refahlarını düşünüp halkını bundan mahrum etseler dahi haram olmayan meselelerde onları dinleyip itaat etmek ve onlara karşı ayaklanmamak gerekir. Çünkü onlara karşı savaş açmaktaki fitne ve fesat, onların ettiği zulümdeki fitne ve fesattan daha büyüktür. Sahabelerden aldığı sözler arasında nerede olurlarsa olsunlar, hakkı söyleyeceklerine ve Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayacakları da bulunmaktadır.
Müminlerin annesi Ümmü Seleme -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Sizin üzerinize bir takım emirler, yöneticiler tayin olunacaktır. Onların dine uygun olan işlerini iyi bulur, uygun olmayanlarını ise hoş karşılamaz, tenkit edersiniz. Kim hoş karşılamaz, kerih görürse günahtan korunmuş olur. Kim de tenkit eder, onların kötülüklerine engel olmaya çalışırsa, kurtuluşa erer. Fakat kim de razı ve hoşnut olur, onlara uyarsa isyan etmiş olur.» Bunun üzerine Sahâbe-i Kirâm: Ya Rasûlallah! Onlarla savaşmayalım mı? dediler. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-: «Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır.» buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bizim üzerimize yöneticiler tayin olacağını, dine uygun olan işlerini iyi bulacağımızı, dine uygun olmayanlarını ise hoş karşılayıp, tenkit edeceğimizi haber vermiştir, Kim kalbi ile münkeri hoş görmez ama inkâr edemez ise, münafıklık ve günahtan beri olur, Kim de eli ya da dili ile münkeri inkâr edecek durumda olup inkâr ederse, günahtan ve bu hatada onlarla ortak olmaktan selamette olur, Ancak kim onların yaptığından razı olur ve peşlerinden giderse, onların helak olduğu gibi helak olur. Sonra Sahabeler Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e: Bu özelliklere sahip yöneticiler ile savaşmayalım mı? diye sorduklarında, Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- bunu yapmayı onlara yasaklayarak şöyle buyurdu: «Aranızda namaz kıldıkları sürece hayır.»
Ebû Musa el-Eşarî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Bir kimse hastalanır veya yolculuğa çıktığından dolayı sürekli yaptığı ibadetleri yapamazsa, sağlıklı ve mukim iken yaptığı amellerin sevabı gibi kendisine sevap yazılır.»
Buhârî rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- bir Müslümanın sağlıklı ve mukim iken âdeti gereği işlemiş olduğu salih amelleri, hastalık, yolculuk ya da herhangi bir mazeretten dolayı yapamadığında, kendisine aynı sağlıklı ve mukim iken yapmış gibi sevap yazılmasının Allah'ın lütfu ve rahmeti olduğunu haber vermiştir.
Temîm ed-Dârî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Din samimiyettir.» Biz kendisine: Kime karşı? diye sorduk. Peygamber Efendimiz: «Allah'a, kitabına, Rasûlüne, Müminlerin yöneticileri ve tüm Müslümanlara.» diye buyurdu.
Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- dinin ihlas ve doğruluk üzerine inşa edildiğini, Yüce Allah'ın farz kıldığı şekilde tam, eksiksiz ve aldatma olmadan yerine getirilmesi gerektiğini haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'e samimiyet kim içindir? diye sorulduğunda şöyle cevap vermiştir: Birincisi: Allah Teâlâ'ya Karşı Samimiyet: Ameller sadece O'na yapılır ve O'na hiçbir şey ortak koşulmaz. O'nun rububiyetine, uluhiyetine, isim ve sıfatlarına iman eder, emrini yüceltir ve O'na iman etmeye davet ederiz. İkincisi: Yüce Allah'ın Kitabı Kur'an-ı Kerim'e Karşı Samimiyet: Onun Allah'ın kelamı, kitapların sonuncusu, kendinden önceki bütün dinlerin hükmünü ortadan kaldırdığına iman ederiz. Onu hakkıyla okur, muhkem ayetleri ile amel eder ve müteşabih ayetlerinden selamette olur, Kur'an ayetlerini tahrif edenlerin şüphelerini def eder, verdiği öğütleri alır, Kur'an ilimlerini yayar ve ona davet ederiz. Üçüncüsü: Allah'ın Rasûlü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e Karşı Samimiyet: Onun son peygamber olduğuna iman ederiz, getirdiklerini tasdik ederiz, emrettiklerini yapar, yasakladıklarından kaçınırız. Yüce Allah'a yalnızca onun öğrettikleri ile ibadet ederiz. Onun hakkını tazim eder, ona hürmet eder, davetini yayar, şeriatını insanlara aktarır ve ona atılan bütün iftiraları reddederiz. Dördüncüsü: Müslümanların Yöneticilerine Karşı Samimiyet: Hak üzere olduklarında onlara yardımcı olur, yönetim meselesinde onlarla tartışmayız. Allah'a itaat olan her meselede onlara itaat ederiz. Beşincisi: Müslümanlara Karşı Samimiyet: Onlara ihsanda bulunur ve davet ederiz, onlara eziyet etmekten sakınır, onlar için hayrı isteriz, takva ve iyilik üzerine onlarla yardımlaşırız.
Âişe -radıyallahu anha-'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'i benim bu evimde şöyle söylediğini işittim: «Allah'ım! Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara zorluk çıkaran kimseye sen de zorluk çıkar. Ümmetimin yönetimini üstlenip de onlara merhamet edenlere sen de merhamet et.»
Müslim rivayet etmiştir-Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- küçük ya da büyük Müslümanların yönetimini üstlenen herkese dua etmiştir. İster bu, yöneticilik genel veya özel bir yöneticilik olsun fark etmez. Yönettiği kimselere zorluk çıkarır ve merhamet etmezse, Yüce Allah da ona zorluk çıkararak amelinin türünde karşılığını verir. Hiç şüphesiz yönettiği kimselere merhamet edip işlerini kolaylaştıran kimseye de Yüce Allah merhamet eder ve işlerini kolaylaştırır.
Ma'kil b. Yesâr el-Müzenî -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle söylediğini işittim: «Allah'ın; yönetici yaptığı bir kimse, yönettiği insanları aldatarak ölürse, Allah Teâlâ ona Cennet'i haram kılar.»
Muttefekun aleyhNebi -sallallahu aleyhi ve sellem-, Allah Teâlâ'nın insanlar üzerinde devlet lideri gibi genel ya da evde erkek veya kadın gibi ev halkı üzerinde özel idareci kıldığı yönetici, sorumlu olduğu kimselerin hakkında ihmalkâr davranıp onları aldatır, dini ve dünyevi haklarını zayi ederse, bu ağır cezayı hak etmiş olur.
Ebû Hureyre -radıyallahu anh-'dan rivayet edildiğine göre Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: «Kim itaatten çıkar, cemaatten ayrılır ve bu halde ölürse cahiliye ölümü ile ölmüş olur. Kim de körü körüne çekilmiş cahillik bayrağı altında savaşır, asabiyet (ırkçılık) için öfkelenir veya asabiyete çağırır veya asabiyete yardım eder, bu esnada da öldürülürse bu ölüm de cahiliye ölümüdür. Kim ümmetimin üzerine gelip iyi olana da, kötü olana da ayırım yapmadan vurur, Mü'min olanlarına hürmet etmez, ahit sahibine verdiği sözü de yerine getirmezse o benden değildir, ben de ondan değilim.»
Müslim rivayet etmiştirNebi -sallallahu aleyhi ve sellem- yöneticilere itaatsizlik eden, yöneticiye biat etmeyi kabul eden İslam cemaatinden ayrılan ve bu ayrılık ve itaatsizlik halinde ölen kimsenin, cahiliye ehli gibi öldüğünü haber vermiştir. Cahiliye halkı yöneticiye itaat etmez ve cemaate bağlı kalmazdı. Hatta birbirleriyle savaşan ayrı gruplar halinde yaşarlardı. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem- kim, hak ile batılı ayırt edemediği bir bayrak altında savaşırsa, din ve hakkı desteklemek için değil de kavmine veya kabilesine taassuptan dolayı öfkelenirse, basiret ve ilim olmadan savaşır ve bu hal üzere öldürülürse cahiliye ehli adetleri üzerine öldüğünü haber vermiştir. Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-'in ümmetine karşı ayaklanmak, salih olanı da facir olanı da ayırt etmeden vurmak, yaptığı şeyi umursamamak, Mümini öldürmenin cezasından korkmamak, yöneticiye ve kendileri ile anlaşma yapılan kâfirlere verdiği sözü tutmamak büyük günahtır. Kim bunları yaparsa hadiste geçen şiddetli tehdide maruz kalır.